Video ve futbolun yavaş ölümü…

Futbol hayatın aynasıdır.

Günümüzde futbol onu korumakla görevli bir insan tarafından sırtından vurulmuştur ve can çekişmektedir. Bu hainin adını biliyoruz: İnfantino. Hawk-eye şirketinin kasasını doldurmak için futbolu satan adam.

Futbol bu duruma nasıl geldi?

Geriye doğru baktığımızda video teknolojisinin hem futbolu hem de seyirciyi değiştirdiğini görüyoruz. Bu değişim 35 yıl gibi bir zamana yayıldığı için etkisini anlamakta çok geciktik. Ancak VAR ile futbol bir kırılma noktasına geldiğinde videonun futbol oyununu nasıl yozlaştırdığını ve öldürdüğünün farkına vardık. Ama iş işten geçmiş oldu.

Televizyonda bir futbol maçının görüntüleri ilk defa 1937 yılında İngiliz BBC’de yayınlanmış. İlk canlı yayın 1946’da yayınlanmış. Bir maçın ilk yarısından 20 dakika ve ikinci yarısından 35 dakika canlı olarak yayınlanmış.

Fakat bu yayınlardan sonra futbol televizyondan 20 sene kadar uzak kalmış. 1964’te yayınlanan bir maçı sadece 20 bin kişi televizyondan izlemiş. Statta izleyenlerin nerdeyse yarısı kadar.

Lig maçlarının düzenli olarak yayınlanması 1983-84 sezonunda başlamış.

Futbolun organize olarak oynanmaya 1863 yılında başlandığını kabul edersek, 1983’e kadar, 120 yıl futbol sedece oynandığı yerde canlı olarak seyredilmiş. Futbol seyretmek isteyen stada gelmiş. Doksan dakikanın sonunda oyundan geriye kalan belki bir kaç fotoğraf ve resmi kayıtlar olmuş. Fakat video ile bu durum değişti.

Videodan önce pozisyonların ağır çekimde ve yakın plan tekrarı diye bir şey yoktu. Seyirci oyunu seyrediyordu. Hakemin otoritesi mutlaktı. Hakem sadece gördüğünü çalıyordu. Oyun gerçek zamanda oynanıyordu. Hakem kararlarını gerçek zamanda veriyordu yani hakem anında karar verip ondan sonra düdüğünü çalıp oyunu durduruyordu. Hakemin düdüğünü çaldıktan sonra kararını değiştirmesi veya düşünüp taşınarak karar vermesi söz konusu değildi.

Seyirci seyirci idi. Seyirci maçı seyretmeye geliyordu. Peki ne oldu da günümüzde seyirci seyircilikten çıktı ve oyuncuları ve hakemi yargılayan yargıçlar oldular?

Şöyle bir şey oldu. Gerçek zamanda sahadaki oynanan gerçek futbol kurgulanıp yeni bir video gerçekliği yaratıldı ve maçın bu sahte video görüntüleri maçın gerçek görüntüleri olarak pazarlandı ve seyircilere kabul ettirildi. Sahada oynanan oyun sahte; kurgulanmış sahte görüntüler gerçek, olarak kabul edilir oldu.

Seyirci artık bu kurgulanmış sahte oyunun gerçek oyun olduğuna inanıyor.

Peki sahadaki oyun nasıl kurgulanıyor?

Sahada oynanan oyun en azından 12 kamera ile 12 değişik açıdan kayıt ediliyor. Bu kameralardan bazıları yakın plan çekiyor bazıları ağır çekim yapıyor. Bu sahte görüntüler ekran başındaki bir yönetmen tarafından seçilip anında kurgulanıyor ve ortaya yeni bir gerçeklik ve yeni bir oyun ortaya çıkıyor. Bu sahada hakemin gördüğü ve seyircilerin gördüğü oyun değildir, oyunun başka boyutlarını vurgulayan kurgulanmış bir oyundur.

Sahada oynanan gerçek oyun artık seyircileri tatmin etmiyor çünkü kurgulanmış görüntüler oyunu insan gözünün algılayamadığı değişik boyutlarda göstererek oyuna yeni boyutlar ve yeni heyecanlar katıyor. Nasıl ki bir sinema filmi gerçek hayattan daha eğlenceli ise kurgulanmış oyun da aynı şekilde seyircilere çok daha heyecanlı geliyor. Stattaki seyircilerin bile bir gözü stattaki dev ekranda oluyor ve onlar da alıştıkları kurgulanmış oyunu dev ekrandan seyrediyorlar.

Seyirci artık oynanan futbolun oyun olarak güzelliği ile ilgilenmiyor. Onlar için futbol önemli değil, önemli olan pozisyonların hassas teknoloji ile ölçülmesi. Milimetrik ofsayt kararları ve topun ele değip değmediğini yakın planda ve ağır çekimde tekrar tekrar incelenmesi onlara heyecan veriyor.

Futbol hayatın aynası dedik. Aynı seyirci dünyayı da televizyon ekranından görüyor ve televizyonda gördüklerini gerçek zannediyor.

Futbolun ve seyircinin sahada oynanan gerçek oyundan bu kadar uzakta olduğu bir ortamda VAR teknolojisinin futbola girmesi de çok kolay olmuştur. Seyirci kurgulanmış görüntülerin maçın gerçek görüntüleri olduğuna inandığı müddetçe de VAR’ın adalet getirdiğine inanacaktır.

Benim tavsiyem, canlı yayında pozisyonların tekrarının yasaklanmasıdır. Tekrar olmayınca seyirci eskiden olduğu gibi oyunu seyretmeyi yeniden öğrenecektir. Şu anda seyirci milimetrik bir golün futbola yapılmış bir hakaret olduğunu anlayamıyor. Futbol eskiden olduğu gibi tekrar gerçek zamanda ve insan ölçeğinde oynanmalıdır. Yoksa bir kaç sezon sonra iş işten geçmiş olacaktır.

Futbol gerçek zamanda oynanır

Turgay Demir futbolda hakemlik işini tamamen yanlış anlamış. Trabzonspor-Başakşehir maçını yöneten hakem Halil Umut Meler’i bakın nasıl eleştirmiş:

Hata anlık olur. Oysa sizin ekranda tekrar tekrar izleme şansınız varken yapıyorsunuz bu hataları. O zaman niyetiniz sorgulanır kardeşim.

Tam tersi. Futbol gerçek zamanda oynanır. Bu ne demektir? Hakem önce kararını verir, ondan sonra düdüğünü çalar ve kararını değiştirmez. Yani hakem gördüğünü çalar. Hakem sadece gördüğünü çaldığına göre hakem görmediğini çalamaz. Hakem görmediğini çalmadığına göre hakemin çaldığı her düdük doğrudur. Yani, Turgay Demir’in dediğinin tam tersi doğrudur: anlık hata yoktur. Bu mantık tartışılamaz.

Ayrıca hakem çalmadığı müddetçe kural ihlali yoktur. Hakem çalınca ve penaltıyı verince penaltı varolur. Ondan önce sahada penaltı diye bir şey yoktur. Bu sebepten “hakem hata yaptı penaltımızı vermedi” söylemi saçma ve gerçek dışı bir söylemdir.

Futbol yönetiminin en temel değişmez ve sorgulanamaz kuralları bunlardır:

  1. Hakem gerçek zamanda yani anında karar verir.
  2. Hakemin kararı değişmez.
  3. Hakem gördüğünü çalar;
  4. Hakem görmediğini çalmaz;
  5. Hakemin çaldığı her düdük doğrudur.
  6. Hakem hata yapmaz, yapamaz.

VAR’lı futbol bu temel ilkelerinin hepsini ihlal etmiştir. Bu sebepten VAR ile oynanan oyun futbol olamaz. O başka bir oyundur. Hain Infantino ve Hawk-eye şirketinin uydurduğu başka bir oyundur.

Ne demiş Turgay Demir:

Oysa sizin ekranda tekrar tekrar izleme şansınız varken yapıyorsunuz bu hataları. O zaman niyetiniz sorgulanır kardeşim.

Yani nedir? VAR’lı futbol artık gerçek zamanda oynanmamaktadır. Hakem anında karar verememektedir. Kendi kendi ile çelişip oyunun sahte ve kurgulanmış görüntülerine bakıp kendi gerçek zamanda gördüğünü geçersiz kılmaktadır.

Bir tek hakem hatası vardır o da hakemin görmediğini çalmasıdır. Yani hakem ceza sahası içinde topun ele çarptığını görmediği halde penaltı veriyorsa hakem hatası budur. Hakem görmediyse penaltı yoktur. İsterse bütün dünya görsün isterse tanrının eli ile gol olsun, hata olması için hakemin görmesi ve çalması gerekir. Yani VAR ile verilen bütün kararlar hakem hatalarıdır. Siz hakeme zorla görmediğini çaldırıyorsunuz. Neden? Hain İnfantino’nun futbolu Hawk-eye şirketinin menfaatlerine kurban ettiği için.

Notlar:

— Turgay Demir’in yazısı, Çakallar cirit atıyor!

VAR ile ilgili diğer yazılarım.

Futbol mu? Varbol mu?

Canlı yayında pozisyonların tekrarı yasaklansa seyirci hala futboldan zevk alır mıydı? Almazdı. Çünkü modern taraftar futbolu bir oyun olarak seyretmeyi bilmiyor. Sahada oynanan gerçek oyunu, kurgulanmış sahte oyundan ayrı düşünemiyor. Kurgulanmış oyun, çeşitli açılardan çekilmiş video görüntülerinin ağır çekimler ve yakın plan çekimler kullanarak hikayeleştirilmiş halidir. Kurgu oyun statta bile dev ekranlarda gösterilir. Seyirci bu kurgulanmış sahte görüntülerin oyunun gerçek görüntüleri olduğuna inanır. Sahaya bakacağına ekrana bakar.

Modern taraftar, hakemi ve oyuncuları yargılamak için maç seyreder. O güzel futbol aramaz, adalet arar. Adalet arayışı futbol oyununu analiz edilmesi gereken bir dava dosyasına indirgemiştir.

Oysa, bundan 20 yıl önce seyirciler sahada futbol seyretmek için stada gidiyorlardı. Futbol sahada oynanıyordu ve statta seyrediliyordu. Günümüzde ise sahada oynanan futbolun çeşitli görüntüleri kurgulanıp yeni bir eğlence olarak seyircilere sunuluyor. Televizyona alışmış seyircilere sahada oynanan gerçek oyun yeteri kadar eğlenceli gelmiyor.

Bundan 20 yıl önce, pozisyonların tekrarı diye bir şey yoktu. Hakem kararlarını anında veriyordu ve kararları kesindi. Oyun insan ölçeğinde oynanıyordu. Futbolda milimetrik ofsaytlar ve sadece ağır çekimde ve yakın planda tekrar tekrar izlendikten sonra kendini belli eden penaltılar yoktu. Bu zorlama penaltılar ve ofsaytlar klasik futbolun ruhuna aykırıdır. Video görüntülerinden kurgulanmış oyun sahada oynanan oyundan başka bir gerçekliğin görüntüleridir.

VAR uygulaması ile artık futbol gerçek zamanda oynanmıyor. VAR öncesi klasik futbolda olduğu gibi, hakem önce kararını verip ondan sonra düdüğünü çalmıyor; artık hakem düdüğünü çalıp oyunu durdurduktan sonra düşünerek ve tartışarak karar vermeye çalışıyor. Karar vermek için de oyunun kurgulanmış sahte görüntülerini esas alıyor. Bu klasik futbola ihanettir çünkü şimdi oynanan şey futbol değildir, varboldur.


Notlar:

Diğer VAR yazılarım.

Dansı seyret; dansözü değil

Taraftar artık futbolu seyretmiyor. Oyuncuları ve hakemi yargılamak için maça gidiyor. Sadece skorla ilgilendiği için sahadaki oyunu bir oyun olarak seyredemiyor, tartışmalı pozisyonları ağır çekimde izleyip hüküm vermek için izliyor. Bence yayıncı kuruluşun canlı yayında pozisyonları tekrarlaması yasaklanmalı. Çünkü ağır çekimde ve yakın planda gösterilen tekrarlar başka bir gerçekliği yansıtıyor. Canlı yayında pozisyonların tekrarı yasaklanmalı ki seyirciler tekrar futbol oyununun güzelliklerine odaklanabilsinler.

***

“FUTBOL KEYFİ BURADA…” afişi asılı kahvehanelerden birine girdim. Okey masaları kenara çekilmiş ve iskemlelerden sanal bir tribün yapılmıştı. Sesi sonuna kadar açılmış televizyondan gelen gerçek tribünlerin uğultusu, burada sessizce oturan taraftarları maçın havasına sokmak yerine, onların karanlık bir kahvehanenin tahta iskemlelerinden ekrana bakan sanal taraftarlar olduklarını yüzlerine vuruyordu.

Maçı seyrederken bir yandan da taraftara dikkat ediyordum. Ben futbolu seyretmeye gelmiştim. Onlar taraftarlık yapmaya gelmişlerdi. Tuttukları takımın her ne pahasına olursa olsun kazanmasını istiyorlardı. Futbolu keyif almak için izlemedikleri belliydi. Kendilerine acı çektirmek için buraya gelmişlerdi. Yerini bulmayan her pasa, kalelerine doğru giden her topa “Ahh! Ohh!” diyerek acı içinde tepki veriyorlardı. Takımları gol yiyince yıkılıyorlar ama gol atınca da sevinmiyorlardı; sadece yumruklarını sıkıp vahşi çığlıklar atarak havaya sıçrıyorlardı. Buna sevinmek denemez! Takımları gol attı diye gülen, sevinen ve mutlu olan insanlar değildi bunlar. Futbolun güzellikleri ile mest olmak için değil deşarj olmak ve içlerindeki pislikleri atmak için buraya gelmişlerdi.

***

Taraftar maçı bir oyun olarak seyretmiyor. Pozisyonların ağır çekim ve yakın plan tekrarlarını seyretmekten ve eleştirmekten zevk alıyor. Oyunu bir mahkemede dava izler gibi izliyor. Futbol sahası bir suç alanı ve bunlar da hâkim, savcı ve avukat. Her tartışmalı pozisyon bir suç işlenmiş gibi değerlendirilmeliydi. Bu suçlar ağır çekimde ve yakın planda dikkatlice ve tekrar tekrar izlenmeli ve suçlu bulunup cezalandırılmalıydı. Her ofsayt şüphesi milimetrik olarak incelenmeliydi. Hakemin baş sahtekar ve suçlu olduğuna inanılmalı ve teknolojinin sahte görüntüleri ile hakemin gördüğü gerçek görüntüler geçersiz kılınmalıydı. Hakemi ve oyuncuları yargılanması gereken suçlular olarak gören bu tip bir taraftar kendisinin en doğru kararları verdiğine inanıyordu ama bu sanal taraftarın televizyon ekranında izlediği maç, stattaki taraftarın gördüğü gerçek maç değildi: oyunu çeşitli açılardan gören kameraların görüntülerinin harmanlanarak bir araya getirilmesiyle kurgulanmış bir oyunun görüntüleriydi. Gerçek zamanda akıp giden oyunla bir ilgisi yoktu ve gerçekle ilgisi olmayan sahte bir oyundu.

Bu sahte oyunu kahvede izleyen taraftar da ekranda gördüğü tartışmalı pozisyonları yargılayıp değerlendiriyor ve “Hakem net penaltımızı yedi” gibi hükümler veriyordu. Hakemin gerçek zamanda sahada gördüklerine göre verdiği kararı kendisinin kurgulanmış sahte oyuna göre verdiği kararla iptal edilmesini istiyordu.

Ey futbol tanrıları neredesiniz? Futbol elden gidiyor.

***

Bu hukukçu kafalı taraftar VAR’ı da çok sevdi. Çünkü artık karar vermek için oyun duruyordu. Tıpkı tartışma programlarındaki gibi, taraftar da pozisyonları ağır çekimde inceleyip hüküm verebiliyordu. VAR uygulaması başlayana kadar, yüz yıldır, futbol gerçek zamanda oynanmıştı. Hakem pozisyona anında karar verir ve karar verdikten sonra düdüğünü çalardı. Hakem düdüğünü çaldıktan sonra kararı değişmezdi. Artık hakemlerin otoritesi kalmadı. Hakemler karar vermeye korkuyorlar. Eskiden hakem tek karar verici iken şimdi hakemin üstünde maçı ekrandan izleyen bir ekran hakemi var. Karar vericiler bir katman arttı. Güzel futbol kimsenin umurunda değil. Futbol oyunu hakemin ve oyuncuların cezalandırılması için oynanıyor. Futbol koşularak oynanan bir oyun olmaktan çıkmış ve satranç gibi bir düşünce oyunu olmuş. Hakem oyunu durduruyor, elini kulağına koyup düşünüyor, düşünüyor, düşünüyor… oyuncular bekliyor… ve sahadan kilometrelerce uzakta, kurgulanmış sahte oyunu ekrandan seyreden, hakemlik yetkisi olmayan bir hakem, sahada oyunu gerçek zamanda izleyen hakemin kararlarını tersine çevirebiliyor. Hakem ve oyuncular şaşkın şaşkın VAR’ın kararını bekliyorlar.

Yüz yıldır gerçek zamanda oynanan oyun artık geçmiş zamanda oynanıyor. Kararlar sahada değil ekran başında veriliyor.

***

Sadece ben futbol seyretmek için buraya gelmişim. Oyuncuları yargılamadan, hakemi yargılamadan, kimseyi suçlamadan, sadece oynanan oyunu seyretmeye gelmişim. Hakemin samimiyetine yüzde yüz güveniyorum. Hakemin sadece gördüğünü çaldığına inanıyorum. Hakem görmediğini çalamayacağına göre, hakemin görmediğini çalmaması hakem hatası olamaz diyorum. Ama bakıyorum da oyuncular da hakemler de video görüntülerinin otoritesini kabul etmişler ve artık futbol oynayamıyorlar. Futbolun zevki kaçmış. Güzel oyun Hawk-eye şirketinin yönetim kurulu tarafından ve FiFA’nın işbirliği ile katledilmiş. Yazık! Tek umudumuz futbol tanrılarının devreye girmesi ve VAR’ı devre dışı bırakmaları.

Notlar:

— Taraftarın futbol oyununa odaklanması yerine hakemi ve futbolcuları yargılamaya odaklanması, 90’lı yıllarda video kayıtlarının maç sonrası televizyon programlarında didik didik analiz edilmeleri ile başlamıştır. Bu programlarla büyüyen insanlar futbolu bir oyun olarak sevmeyi beceremiyorlar. Onlar için maç, analiz yapılması gereken bir hammadedir. Video teknolojisi geliştikçe, insanlar ekranda gördükleri sahte ve kurgulanmış görüntüleri maçın gerçek görüntüleri zannetmeye başlamışlardır. VAR teknolojisini futbola monte ederek de FİFA ekrandaki sahte görüntülerin hakemin gerçek zamanda gördüğü görüntülerden daha gerçek olduğunu resmi olarak kabul etmiştir. Böylece artık futbolun gerçek zamanla ilişkisi tamamen kopartılmıştır. VAR ile oynanan oyun futbola benzese bile o oyun futbol değildir; varboldur. Çünkü gerçek zamanda oynanmamaktadır.
— FİFA, kurgulanmış oyunu ekrandan seyreden, hakemlik yetkileri olmayan “hakeme” Video Assistant Referee, yani Yardımcı Video Hakemi diye bir isim koymuş. Ama bu görevlinin ismi “ekran hakemi” olmalıdır. Çünkü yaptığı budur; ekrana bakarak hakemlik taslamak ve sahadaki gerçek hakemin kararlarını geçersiz kılmaktır.
— VAR teknolojisini FİFA’ya satan SONY’ye bağlı Hawk-eye şirketidir.
Diğer VAR yazılarım.

FİFA: Asgari ofsaytı tanımla!

Ofsayt bir tanımlamadır. Doğada ofsayt diye bir şey yoktur. Futbol sahasının dışında varolan “ofsayt” diye bir organizma, bir cisim veya bir kavram yoktur. Ofsayt sadece futbol maçlarında oluşabilen bir pozisyondur.

Ofsayt bir tanımlama olduğu için de bütün özelliklerinin teker teker tanımlanması gerekir. Ofsaydın tanımlanmamış özellikleri olamaz çünkü ofsayt sadece bir tanımlama olarak vardır.

İstenirse yeni tanımlamalar ofsaydın varolan tanımına eklenebilir. Mesela bir asgari ofsayt mesafesi tanımlanabilir. Zaten bir asgari gol mesafesi tanımlanmıştır: gol olması için topun çizgiyi tümüyle geçmesi gerekir. Ofsayt kuralında ise ofsayt mesafesinin asgari bir sınırı yoktur.

Gelişen teknoloji ile giderek küçülen milimetrik ofsaytlar ölçülmektedir. Futbolun 100 yıllık tarihinde hiç çalınmamıştır ofsaytlar şimdi çalınmaktadır. Bunun adalet getirdiğine inananlar var.

Ofsayt tanımında eksik olan bir tanım da ofsaydın dereceli mi yoksa derecesiz mi olduğudur. Eğer ofsayt dereceli olarak tanımlanmışsa, 1 milimetrelik ofsayt ile 1 metrelik ofsayt aynı değerde olamaz. 1 gram altın ile 1 kg altının aynı değerde olamayacağı gibi.

Ofsayt derecesiz ise, yani 1 metrelik ofsayt ile 1 milimlik ofsayt aynı ise, o zaman asgari ofsayt mesafesi tanımlanmalıdır: Ofsayt olması için iki oyunca arasındaki minimum mesafe ne olmalıdır.

Eğer mesafe sıfır ise ofsayt yoktur.

Eğer mesafe 1 metre ise ofsayt vardır.

Peki 1 milimetre ofsayt mıdır?

Peki 0.01 milimetre ofsayt mıdır?

FİFA’nın bu minimum ofsayt mesafesini önceden tanımlaması gerekir.

Ofsaydın tanımlanmasında açıkça söylenmiyor ama FİFA’nın 1 milimlik ofsayt ile 1 metrelik ofsaydın aynı değerde olduğunu varsaydığını anlıyoruz.

FİFA bir maç süresince ölçülen bütün pozisyonların derecesiz olduğunu kabul etmiş.

Ofsayt mesafe ölçerek belirlenir. Hakem göz kararı ile ölçer; teknoloji görüntüyü dondurup hayali çizgiler çizerek ölçer.

Ölçüm yapmanın bilimsel kuralları vardır ve ofsayt ölçümü de bu kurallara uygun olarak yapılır. Ölçüm yapabilmek için bir birim tanımlanmalıdır ve bütün ölçümler aynı birimle yapılmalıdır. Birim olmadan ölçüm yapılamaz.

Günümüzde ölçme teknolojileri devamlı gelişmektedir. Mesafeler çeşitli teknolojiler ile çok hassas bir şekilde ölçülebilmektedir. Önemli olan futbolun doğal ölçeğine uygun bir ölçek bulmaktır.

Bir ton kömürü altın tozu tarttığınız terazide tartamadığınız gibi altın tozunu da kömür kantarında tartamazsınız.

Futbol oyununun da doğal bir ölçeği vardır. Saha içindeki bütün ölçümler bu doğal ölçekte yapılmalıdır.

100 metre koşusu 10 saniyenin altında koşulup biter. Atletler çizgiyi salise farkı ile geçerler. 100 metre yarışında birinci ile ikinci arasındaki mesafeyi milimetre ölçeğinde ölçmek doğaldır. Fotofiniş ile son kare dondurulup çizgiyi ilk geçen bulunur. 100 metre koşusunu bir kronometre ile kararlaştırmak ile fotofiniş ile kararlaştırmak arasında çok fark olacaktır.

Futbolda ise hakemin zamanı bir kronometre ile ölçmesi doğaldır ama VAR gibi fotofiniş teknolojileri futbolun doğasına aykırıdır.

Futbol 10 bin 800 metrekarelik devasa bir alanda renkli formalar giymiş 22 oyuncunun yarım kiloluk bir topu tekmeleyerek 18 metrekarelik bir kaleden geçirmeye çalıştığı kaba saba bir oyundur. Böyle bir oyunun pozisyonlarını milimetre ile ölçmek gülünç olur.

Futbolun oyun süresi 90 dakikadır, 324 bin salise değildir. Bu gözlem bile bize futbolun doğal ölçeğinin dakikalar olduğunu, saliseler olmadığını gösteriyor.

Maçı bitirmek hakemin inisiyatifindedir ve oyun 5-10 dakika uzayabilir.

Futbol bir yarışma da değildir. Yarışma olmadığı için de hassas ölçümler gerektirmez. Bir maç tam 324 bin salise oynanıp bitecek diye bir kural yoktur.

Futbol hata payı çok büyük olan bir oyundur. Taç atışları topun çıktığı milimetrik yerden yapılmaz. Bir kaç adım ilerden yapılırsa hakem taçı tekrarlatmaz.

Ölçümler hata payına göre yapılır. Yaptığınız ölçümün hata payını bilmeniz gerekir.

Altın ve kömür ölçümlerinde hata payı aynı olamaz.

Maçın galibi golleri sayarak belirlenir. Kim daha hızlı koşmuş, kim daha çok koşmuş gibi yarışmacılık kavramları futbolda skora dahil olan şeyler değildir.

Bu dev ölçeklerde ve büyük hata payı ile oynanan bir oyunun doğal ölçeği 1 milimetre olamaz.

Futbolun doğal ölçeği insan ölçeğidir. Bütün pozisyonlar insan ölçeğinde değerlendirilmelidir. Başlangıcından günümüze kadar da futbol insan ölçeğinde oynanmıştır. Bugün futbolu teknoloji ölçeğinde oynattıranlar futbolun zaman içindeki devamlılığını bozmuşlardır. Yani futbola ihanet etmişlerdir.

Evet, kötü niyetli hakemler olabilir ama bunların sayısı yok denecek kadar azdır. Kötü niyetli hakem bile bile görmediğini çalan hakemdir. Zaten kötü niyetli olduğu tespit edilen bir hakem maç alamaz.

Kötü niyetle kusursuzluğu ayırt etmek gerekir. Hiç bir hakem kusursuz değildir çünkü yönettikleri her maç ile tecrübe kazanırlar ve daha iyi hakem olurlar. Bu da oyunun bir parçasıdır çünkü hakem de oyunu oynayan bir aktördür, aynı oyuncular gibi.

Hakemler tribünlerin etkisinde de kalabilir ama bu da oyunun bir parçasıdır ve kötü niyet değildir. Tecrübe ile hakemler tribünlerin etkisinden kurtulur.

Futbolun doğal ölçeğini değiştirerek adalet sağlanamaz.

Eğer minimum ölçüleri bilmiyorsak çözünürlüğü bir önceki teknolojiden daha yüksek olan her yeni teknoloji bir önceki teknolojinin ölçtüklerini değersizleştirecektir.

Bugün 16 kamera ile oynanan VAR’ın kararlarını kutsal sayan taraftarlar, yarın VAR 100 kamera ile oynandığında bugün kutsal saydıkları bir kararın geçersiz olacağını anlayamıyorlar maalesef.

Halbuki 100 yıldır futbol hep aynı ölçekte insan ölçeğinde oynandığı için futbolda bir devamlılık vardı. Artık o devamlılık kalmadı.

VAR’ı 12 kamera ile oynayabilirsiniz; 20 kamera ile oynayabilirsiniz; 100 kamera ile oynayabilirsiniz; 1000 kamera ile de oynayabilirsiniz. 12 kamera ile göremediğiniz ofsaydı 1000 kamera ile görebilirsiniz. Bunların hiç biri “en doğru” ofsayt değildir.

Ofsayt bir tanımlamadır dedik. Eğer ofsayt “yan hakem ofsaydı belirler” diye tanımlanmışsa ve asgari ofsayt “vücudun tamamı geçmeli” diye tanımlanmışsa, o zaman 1000 kameralı VAR’ın çektiği hayali çizgiye göre atomları sayarak hesaplanmış bir ofsayt ofsayt olmaz. VAR’ı reddetmek için bütün anlamamız gereken budur.

Daha iyi daha kötü ofsayt yoktur; sadece resmi olarak tanımlanmış ofsayt vardır.

Bu şekilde tanımlanmış bir ofsayt için kimse çıkıp “hakem ofsaydımızı vermedi” diyemez çünkü ofsayt yan hakemin gördüğü olarak tanımlanmıştır.

Ofsayt sadece hakem ofsaydı çaldığında varolan bir pozisyondur. Hakem çalmazsa ofsayt yoktur çünkü hakemin düdüğü ofsaydı yaratır.

Notlar:

— Futbol kurallarını tanımlayan İFAB adlı kurumdur.

Diğer VAR yazılarım.

Football is dead! Long Live VARball!

PL5

I am very sorry to learn that Premier League also caved in to Hawk-Eye and will use VAR next season. At least football will be dead in the land it was born. R.I.P Football.

I ask Premier League authorities to reconsider. VAR adds nothing to football but it brings major injustice. Football is played and judged in real time. This has been the case for hundred years. The only just game is the game where the referee whistles only what he sees. It is not a referee error if the referee did not whistle what he did not see. The only referee error happens when the referee whistles what he did not see. Video images are a different reality. Video images are not the absolute true images of the game. The true image of the game is what the referee sees. VAR forces the referee to whistle what he did not see. You bring major injustice when you judge the majority of positions in real time and judge the most crucial positions in past time. This is like judging the first qualifying heat in a 100 meter race with photo finish and the second heat without photo finish. Can this be even thinkable? So absurd. But VAR does exactly the same thing. You basically change the unit of measurement in the middle of the game. This is absurd. VAR is a conspiracy to turn football into a type of TV spectacle like American Football so that the VAR intervals can be used to insert commercials. Don’t kill football to please Hawk-eye!

Football is beautiful without VAR!

We love football as is!

Premier League, please reconsider!

Premier League! be the savior of the beautiful game!

We don’t want VARball!

We love football!!!


Notes:

— And as I suspected, American Footballization of Football is more imminent than I thought. Howard Webb: “I think eventually we will see referees announcing the outcome over the PA system. That is popular in the US.” What a shame for football to be taking lessons from American Football. Sad, sad, sad days for our football!!!!

11. haftadan sonra VAR’ın etkisi takım başına 1.1 puan!!!

Fotomaç’da süper bir çalışma: VAR’sız puan durumu.

Bu çalışmadan çıkan ilginç sonuç şu:

Takım başına ortalama VAR’lı-VAR’sız puan farkı 1,1 !!!!

Yani VAR olmasaydı, ligimizde ortalama olarak, her takım ya 1 puan fazla ya 1 puan eksik almış olacaktı. Bu bir puan için mi bütün bu VAR tantanası! Bu bir puan için mi bu  VAR tesisleri kuruldu? Bu bir puan için mi eyyam yapan hakemlerin sayısı ikiye katlandı?

VAR’ın hala futbola adalet getireceğine inanan varsa Fatih Terim’in bu sözlerini okusun:

Hakkımı helal etmiyorum. VAR’da Barış Şimşek var. Geçen sezon burada Galatasaray’ı eleyen Barış Şimşek. Başka kimse yok demek ki… Kendisine de [Fırat Aydınus] söyledim. Ya Allah aşkına, bırak oynayalım ya. Bekçi gibi zatturu zutturu devamlı çalıyorsun. (2-2 sona eren olaylı Fenerbahçe maçının ardından).

Ne oldu şimdi? VAR’dan önce sadece bir eyyamcı hakem varken şimdi bir de VAR odasında eyyamcılar var. Federasyon hakemleri eğiteceğine eyyam yapan hakemlerin sayısını arttırdı. Büyük başarı! Büyük ilerleme!

VAR’ın tamamen gereksiz olduğu ve futbola adalet getirmediği ve getiremeyeceği artık sayılarla belli oldu. Kimse “biz VAR’ı yanlış uyguluyoruz” demesin. İyi uygulasak ne olur? Ortalama olarak bir puan fark var. O kadar. VAR hakem hatası denen şeyi ne arttırmış ne de azaltmış. VAR boşu boşuna oyunu durduran bir saçmalık. Tamamen gereksiz bir duraklama. VAR seyircileri kandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Böyle devam ederse bildiğimiz futbolun sonu gelmiş demektir. #GelecekSezonVARyok!

Notlar:

— VAR’lı ve VAR’sız sayılara bu tabloda bakabilirsiniz.

Hakem hatası nedir?

— #GelecekSezonVARyok