Hakem hatası nedir?

hakem-hatası

VAR’ın hakemlik sürecine monte edilmesinin gerekçesi hakem hatalarını asgariye indirmekmiş. FİFA’nın halka açık demeçlerinde kullandığı söylem bu. Peki o zaman hakem hatası nedir?

Hakem hatası, hakemin verdiği kararın, video kameralarının görüntüleri ile uyuşmaması haline deniyor.

FİFA da, açıkça söylemese bile, hakem hatasını böyle tanımlıyor. Çünkü FİFA hakemin gerçek zamanda ve kendi açısından gördüğü görüntüleri değil de oyunu çeşitli açılardan ve geçmiş zamanda gösteren video görüntülerini oyunun gerçek görüntüleri olarak kabul ediyor.

Yalnız FİFA değil, futbolla ilgilenen herkes video görüntülerinin maçın gerçek görüntüleri olduğuna inanır. Bu doğru olamaz.

Hakemleri, yani insanı, aşağılayan ve teknolojiyi yücelten bu “hakem hatası” kavramı futbol tarihinde çok yeni bir kavramdır. Maçı birden fazla kamera ile videoya kaydedip, ağır çekimde ve yakın planda pozisyonları tekrar tekrar izlemek ancak son yirmi yıl içinde futbolda varolmuştur. Ondan önce bu anlamda hakem hatası yoktu çünkü video teknolojisi yoktu.

Bugünkü anlamda “hakem hatası” video teknolojisinin futbola girmesinden sonra uydurulmuş bir kavramdır.

Video teknolojisi futbola bulaşmadan önce hakemin gerçek zamanda saha içinde gördüğü görüntüler oyunun tek gerçek görüntüleri olarak kabul ediliyordu. Her futbol maçı baştan sona tek bir ölçekte oynanıyordu ve bu ölçek de insan ölçeğiydi.

Futbolun en önemli ve en temel ilkelerinden biri oyunun eşit kurallar ile oynanmasıdır. Bazı maçlar bazı kurallarla diğer maçlar başka kurallarla oynanamaz. Oynanmamalıdır. Ama VAR ile futbol artık eşit kurallarla oynanmamaktadır.

Hakem oyunu teknolojinin yardımı olmadan yönetebilir. En adil olan budur. Ama pozisyonları değerlendirirken kararların hangi hata payı ile verileceğine önceden karar verilmelidir. Bütün pozisyonlar aynı hata payı ile değerlendirilmelidir. Oyunu adaletsiz yapan kabul edilen hata payını oyun içinde değiştirmektir. Örnek olarak ofsayda bakabiliriz. Eğer maç insan ölçeğinde oynanıyorsa, ofsaytın hata payı yarım metredir diyebiliriz. Yan hakem bir oyuncunun 10 cm ofsaytta olduğunu göremez. Ofsaytın hata payı önceden tespit edilmeli ve bütün dünyada bütün futbol maçları aynı hata payına göre oynanmalıdır.

Fakat artık ofsaytlar çizgi teknolojileri ile milimetrik olarak belirleniyor. Bu ofsaydın hata payını değiştiriyor ve oyuna haksızlık getirmiş oluyor. Yan hakemin verdiği ofsayt kararları insan ölçeğinde verilirken, yan hakemin göremeyeceği ince ofsaytlar ise çizgi teknolojisi ile veriliyor. Bir de bunu iyi bir şeymiş gibi satıyorlar. Tam aksine bu çok yanlış. Böyle bir uygulamanın ne kadar yanlış olduğunu anlamak için atletizme bakalım. 100 metre elemelerinde, ilk yarışı foto finişle, bir sonraki yarışı foto finişsiz karar verirsek bu haksızlık olmaz mı? Sormaya bile hacet yok. Tabii ki haksızlık olurdu. Aynı şekilde, futbolda da bütün kararlar aynı ölçekte verilmelidir. Futbolun doğal ölçeği insan ölçeğidir ve bütün ofsayt kararları insan ölçeğine göre verilmelidir.

Futbol 100 metre yarışı değildir. Futbolda 1 santimlik ofsayt olamaz. Bu komiktir. Ofsaytın hata payı eğer yarım metre olarak tesbit edilmişse, hakem bu hata payı içinde karar verir. Hakem ofsaytı göremiyorsa ofsayt yok demektir. Doğrusu budur.

Unutmayalım pozisyonları daha küçük hata payı ile ölçmek bizi gerçeğe yaklaştırmaz. Sadece adaletsizliği arttırır. VAR oyun içinde ölçek değiştirerek her maçta haksızlıklar yaratmaktadır.

Video öncesi oynanan futbolda bile aynı oyunun çeşitli görüntüleri vardı. Mesela, her oyuncunun gördüğü maç farklıdır. Ceza sahası içinde kaleye doğru hızla giden bir topun ele çarptığını düşünün. Hakem ceza sahası dışından bu eli görmemiş olabilir ama elle oynayan oyuncunun hemen yanındaki oyuncu eli görmüş olabilir. O oyuncu hakeme ne kadar itiraz ederse etsin hakem eli vermez, veremez, çünkü kendi görmemiştir.

Hakemliğin en temel prensibi şudur: Hakem gördüğünü çalar. _Sadece_ gördüğünü çalar. Hakem görmediğini çalmaz. Çalamaz, çünkü görmemiştir. Bundan daha mantıki ne olabilir? Görmediğini çalan hakem eyyam yapıyor demektir.

Öyleyse, gördüğünü çalan bir hakemin hakem hatası yapması imkansızdır. Çünkü gördüğünü çalmıştır. Hakemin görmediği pozisyonlar yok değerindedir. Bu sebepten hakemin sadece gördüğünü çaldığı oyun en adil oyundur.

Görmediğini çalan eyyamcı hakemlerin kararlarını hiç bir teknoloji düzeltemez.

Böylece VAR’ın ne yaptığını görüyoruz. VAR hakemliğin ve futbolun en temel ilkesi olan “hakem gördüğünü çalar” ilkesini öldürmüştür. VAR ile oynanan futbol VAR’sız oynanan futbol ile aynı oyun değildir. Hakem gerçek zamanda anında karar verir. Hakemin düşünerek, akıl yürüterek, ekranlara bakarak geçmiş zamanda bir yorumcu olarak karar verdiği oyun futbol olamaz. Ancak Amerikan futbolu olur.

Evet, VAR futbolu Amerikan futboluna çevirme operasyonudur. İnfantino’nun liderliğindeki FİFA, Hawk-Eye gibi global teknoloji firmalarının lobi faaliyetlerine boyun eğmiş ve bu futbol düşmanı teknolojiyi futbola sokmuştur. Bir önceki FİFA başkanı Platini’nin VAR’a karşı olduğu biliniyordu. Belki de başkanlıktan atılmasının sebebi de budur.

Bundan sonra yapılması gereken futbolu seven insanların taraftarlık içgüdülerini bir tarafa koyup, tek vücut olup, bu VAR’ı futboldan söküp atmaktır.

VAR’ın ligteki büyük küçük hiçbir takıma faydası yoktur. VAR’ın futbola adalet getireceği büyük bir yalandır ve FİFA’nın propagandasıdır.

İlk 8 haftanın VAR olayları Fotomaç’ın 9 Ekim 2018 tarihli sayısında yayınlandı. Bu istatistiklere baktığımızda VAR’ın futbolun ruhuna aykırı olduğu gibi tamamen gereksiz olduğunu da görüyoruz.

Unutmayalım, hakem görmediyse o pozisyon yok değerindedir. Futbola VAR gerekmiyor. Futbolun VAR’a ihtiyacı yok. VAR’a ihtiyacı olan Hawk-eye şirketidir. Futbola eyyam yapmayan hakem gerekiyor. Yani sadece gördüğünü çalan hakemler gerekiyor. VAR hakemlere görmedikleri pozisyonları çaldırtarak bütün hakemleri isteseler de istemeseler de eyyamcı yapmıştır. Eyyamı kaldıracağı söylenen VAR hakemleri eyyamcı yapmıştır.

Notlar:

Diğer VAR yazılarım.

Futbolda Gol çizgisi teknolojisi

Bakıyorum da bir çok futbol adamı son zamanlarda futbola dayatılan çizgi teknolojilerini beğeniyor ve savunuyor. Bugün ofsaytlar futbolcunun saçının tek telinin ofsaytta olduğunu belirleyebiliyor. Sonra da kilometrelerce uzakta maçı ekrandan seyreden birisi hakeme “ofsaytı ver” diye emir veriyor. Futbol bilginlerimiz de bu durumu gayet olağan karşılayıp çizgi teknolojisinin futbola adalet getirdiğini söylüyorlar. “Artık hatalı ofsayt olmaz” diyorlar. Halbuki ofsayt tartışmaları aynen devam ediyor!

Gol çizgisi teknolojisi topun çizgiyi geçip geçmediğini milimetre ölçeğinde ölçebiliyor. Bu bir ton kömürü en hassas altın terazisinde ölçmeye benziyor. Çok gereksiz bir işlem.

Gol çizgisinin kalınlığı zaten 12 santimetre. Topun çapı 22 santimetre. Oyun alanı 120 metreye 90 metre olan koskoca bir alan. Oyun süresi 90 dakika. Böyle devasa ölçeklerde oynanan bir oyunda kararları milimetre ölçeğinde ölçümler yaparak vermek futbolun ruhuna aykırıdır. Oyun içindeki kararlar oyunun oynandığı ölçeğe uygun tek bir ölçek kullanılarak verilmelidir.

Oyun içinde bazı kararları insan ölçeğinde bazı kararları teknoloji ölçeğinde vermek oyuna çok büyük adaletsizlikler getirir.

Atletizmde bazı koşularda fotofiniş kullanılır. Yüz metre 10 saniyenin altında koşulmaktadır. Böyle bir yarışı kimin kazandığını anlamak için milimetrik ölçüm teknolojileri gerekli olabilir çünkü insan gözü fotofiniş kadar hassas değildir. Fakat maraton 3 saatte koşulur ve fotofiniş gereksizdir.

Futbol insan ölçeğinde oynanır ve hakem kendi gözleri ile gördüğüne göre karar verir. Hakem gördüğünü çalar. Hakemin görmediğine çalmaması hakem hatası değildir. En adil oyun hakemin sadece gördüğünü çaldığı oyundur. Hakemin görmediği bir olay yok hükmünde bir olaydır. Hakem oyunun oynandığı hızda milimetreleri göremez.

Ben ağları sarsan bir topun golü ile topun gol çizgisini 1 milimetre geçtiği ve teknoloji ile sonradan tespit edilmiş bir golü aynı değerde sayamam. Milimetrik gollerin futbolda yeri yoktur.

Ben oyuncu olsam ve bir şutum 1 milimetre ile gol sayılsa ben bunu gururuma yediremem. Hakeme “ben bu golü istemiyorum” diye itiraz ederim.

Bir düşünün, 1 milimetrelik golün sevinci nasıl olmalı? 1 milimetrelik gol attığı için havalara sıçrayıp çimlerde kayan bir sevinç gösterisi yapmak komik kaçmaz mı? Zaten milimetrik gol normal goller gibi hakem tarafından anında verilmeyeceği için sevinç de daha sonra gelecektir mecburen. Havası kaçmış bir sevinç olurdu o. Hiç yapılmasa daha iyi.

Milimetrik goller kabul ediliyorsa o zaman futbolda çeyrek gol olmalı ve topun çizgiyi geçtiği orana göre 0.25 gol, 0.50 gol ve tam gol olmalı. Yani maçlar Fener 2,5 Cimbom 3,25 gibi skorlarla bitebilmeli. Adalet bunu gerektirir.

Peki taçlarda neden çizgi teknolojisi kullanılmıyor? Topun oyun dışına çıkması önemsiz bir olay mı? Eğer çizgi teknolojisi taçlar için de kullanılsa taç kararları çok değişirdi. Şu anda futbolda büyük bir adaletsizlik var. Çünkü aynı oyunda bazı kararlar teknoloji hassaslığında diğer kararlar insan gözünün hassaslığında veriliyor. Aynı oyun iki ayrı ölçekte oynanamaz. 100 metre elemelerinin ilk grubunu fotofinişle ikinci grubunu fotofnişsiz karar versek bu adaletsizlik olmaz mıydı? Futbolda bu yapılmaktadır. Ve acilen futbol tek bir ölçekte yani insan ölçeğinde oynanmaya geri dönmelidir.

Golleri milimetre ile ölçüyorsak oyun süresini neden atomik saatlerle ölçmüyoruz? Oyunun durduğu anlar neden ayrı bir kronometre hakemi tarafından atomik saatlerle ölçülüp hakeme bildirilmiyor? En adaletli oyun böyle olmaz mıydı. Günümüzde bakıyoruz, gerçekte, atomik saatle ölçülünce, mesela oyun 5 dakika, 10 saniye, 21 salise, 03 nanosalise durmuş. Fakat hakem kafasına göre oyunu 3 dakika fazla oynatıp bitiriyor. Milimetre ile gol oluyorsa oyun saliselerle oynanmalıdır. Ölçek bütünlüğü ilkesi bunu gerektirir.

Zaten bu teknolojilerin oyuna sokulmalarının amacı oyunu daha adaletli yapmak diğildir. Futbola VAR’ı sokuşturan FİFA başkanı İnfantino futbola ihanet etmiştir. O teknoloji şirketlerinin bir ajanıdır. Amaç bu teknolojiyi satan firmalara yeni bir pazar açmaktır. Daha işin başındayız. Her sezon FİFA teknoloji firmalarının lobisine boyun eğip futbola yeni teknolojiler dayatacaktır. Futbolu sevenler olarak bu duruma karşı çıkmamız gerekiyor. Futbolun teknolojinin deneme tahtası olmasına izin veremeyiz. Şimdi susarsak çok yakında futbol aynı Amerikan futbolu gibi teknoloji firmalarının deneme tahtası olacak ve televizyonda reklam aralarını doldurmak için varolan ruhsuz bir gösteri olacaktır.

Notlar:

— Teknolojinin sahadaki gerçeği değil kendi gerçekliğini yarattığını çok güzel açıklayan bir yazı (İngilizce). Gol çizgisi teknolojisi bir düzine kamera ile kale çizgisine bakıyor ve yazılım teknikleri ile oyuncuları görüntüden siliyor ve sadece top ve çizgi görüntüde kalıyor. Bunun oyunun gerçekliği olduğuna insanlar inanıyor. Gollere bu şekilde karar vermek çok büyük bir adaletsizliktir çünkü oyun hakemin gördüğüne göre oynanmaktadır. Aynı oyunu iki ayrı ölçekte oynamak adaletsizliktir.

VAR ve Mustafa Kemal

İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşu hakkında bir yazıda şunları okudum:

“Başkumandan Meydan Muharebesi’nin ertesinde, 1 Eylül 1922’de Uşak kurtarılmış; 2 Eylül’de ise Yunan ordusu Başkomutanı General Trikopis Türklere teslim olmuştu. Beşkomutan Mustafa Kemal Paşa, Trikopis’in esaret haberini aldığı zaman kendisi ile görüşmek istedi Trikopis’i huzuruna kabul etti. … Mustafa Kemal Paşa, tutsaklara yer göstererek kahve ısmarlamış ve ardından düşman cephesinde yaşananları öğrenmek için, onları sorgulamaya başlamıştı. … Tutsak Yunan generali, bozgunu özetledikten sonra Mustafa Kemal’e sorar: “Siz bu savaşı nereden yönetiyordunuz?”

Mustafa Kemal’in yanıtı, “İşte tam o süngüleren parıldadığı yerden!” olur.

Trikopis şaşırır; müthiş bir heyecana kapılarak saygıyla doğrulur. “İşte savaş böyle kazanılır… Yoksa yüzlerce kilometre uzakta, harita üzerinde pergelle ölçüp biçerek savaş yönetilemez!” der…

***

Aynı şey futbol için de geçerli değil mi? Futbol maçı sahadan yönetilir. Kilometrece uzaktan karanlık bir odada ekranda beliren görüntüleri ölçüp biçerek maç yönetilemez.

FİFA bize hakemin VAR’a rağmen maçın tek ve son karar vericisi olduğunu söylüyor. Ama bu bir propagandadan başka bir şey olamaz. Kendi gördüğünü VAR’ın görüntüleri ile geçersiz kılan hakem sadece VAR’ın kuklası olmuş oluyor.

Notlar:

— Aydınlık gazetesinde alıntılanan yazının linkini bulunca ekleyeceğim.

VAR kimin işine yarıyor?

Futbol bilginlerinin çoğunluğu VAR’ı kabul etmişler ve uzun vadede futbol için iyi olacağına inanıyorlar. Ben VAR’ın felsefesinin temelinden bozuk olduğunu ve futbola karşı yapılmış bir operasyon olduğunu düşünüyorum. Geçen gün Fanatik yazarı Cem Dizdar’ın VAR’a karşı olduğunu söylediği bir video izledim.

“VAR kimin işine yarıyor?” yazısını okumaya devam et

Futbol bilginlerine açık mektup

Çok değerli futbol bilginleri,

Üzülerek görüyorum ki hepiniz VAR’ı kabul etmişsiniz ve futbol için iyi olduğunu düşünüyorsunuz.

Ben tam tersini düşünüyorum:

VAR hem gereksiz hem de futbolun ruhuna aykırı bir uygulamadır.

Hem gereksiz hem de futbolun ruhuna aykırı olduğu için VAR futboldan atılmalıdır.

“Futbol bilginlerine açık mektup” yazısını okumaya devam et