Korkak devlet istemiyoruz!!

Korkak devlet istemiyoruz!! Şiirden korkan devlet istemiyoruz!! Şairinden korkan devlet istemiyoruz!! Dünyanın en eski ve güçlü devleti! Türk devleti!! Ne oldu da kendi şairinden korkar duruma gelmiş. Bu kabul edilemez! Kedi fareden korkar mı? Kurt kuzudan korkar mı?

Attila İlhan, 15 Haziran 1925’te Menemen’de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat’ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye’nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi’ne yazıldı. …

Bir Türk devleti! Yücelerin yücesi Türk Devleti! 16 yaşında bir Attila İlhan’ın, sevdiği kıza vermek için yazdığı bir şiirden nasıl korkar? Aklın havsalanın alacağı bir şey değildir bu.

Devlet yıllar sonra hatasını anlamış ve bu büyük ustaları, Attila İlhan’ı da, Nazım Hikmet’i de, bağrına basmıştır. Basmıştır ama… huylu huyundan vazgeçer mi… Devlet hala şairleriyle dalaşmakta, ve şairlerini yüceltmek yerine, onları hapislerinde çürütmeye çalışmaktadır. Neden? Neden? Neden?

Ey devlet! Hiç bir şair, hiç bir yazar, sana zarar veremez. Ne yazarsa yazsın. Sana zarar veremez. Şairlerine sahip çık. Yazdıklarından dolayı tutuklanmış insan görmek istemiyoruz. Önce ezip sonra yücelteceğine, baştan yüceltsen ne olurdu?

***

Oray Eğin’in “Ezhel ‘devlet sanatçısı’ olacak yazısı.

Fikri hür, vicdanı hür

Fikri hür, vicdanı hür, başlıklı yazısında, Fatih Altaylı şöyle demiş:

***

Netflix bir fikirden yola çıkan sanal bir iş ve birkaç yıl içinde eğlence endüstrisinin en büyüğü haline gelebiliyor.

Demek ki, fikirden daha değerli bir şey yok.

Yeni dünya, böyle bir dünya.

Türkiye’nin eğitim sistemini nasılsa yeniden organize edecek birileri.

Bu gerçeği bilip görmeden yapılacak her türlü eğitim organizasyonu, daha uygulanmadan çöp demektir ve bir ülkenin insan kaynağının da çöpe atılması demektir.

Biat eden değil, özgürce düşünen, fikir üreten ve ne kendi fikrinden ne de başkasının fikirlerinden korkmayan nesiller yetiştirecek bir eğitim sistemi gerçekleştiremezsek, daha uzun yıllar boyunca “dış güçler” denilen bir güçle asla kazanamayacağımız bir savaş yaparız.

Aynı Don Kişot gibi.

(Vurgular bana ait.)

***

Eğitim sistemi söz konusu olunca tabii ben de bir şeyler yazmadan edemedim. Benim bu konudaki düşüncelerim de şöyle:

“Fikri hür, vicdanı hür” yazısını okumaya devam et