Maddenin evrimi…

img_20190628_1640009213084295853215546.jpg

Maddenin Evrimi kitabım geldi. Türkçe’de böyle bir kitaba çok ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Kitap anlaşılır bir dille yazılmış, zevkle okuyorum. Aynı zamanda eleştirilerim de var.

Maddenin ne olduğu konusunun akademik fizikçiler tarafından sağlıklı olarak incelenemeyeceğini düşünüyorum çünkü fizikçiler Newton’un formüle ettiği atomcu maddecilik doktrinine sorgulamadan inanmak mecburiyetindedirler. Bir fizikçi madde var mı? diye soramaz. Maddenin varlığını kabul edip bütün gözlemleri Newton doktrinine uydurmaya çalışır. Bu konuda daha detaylı yazacağım ama önce bilim tarihi konusunda bir eleştirim var.

12. sayfada Galileo’yu anlatırken, “evreni matematik yoluyla betimlemek de böylece başlamış oldu” deniyor. Yani, Avrupa-merkezci, modern Avrupa’yı yücelten, Avrupalıların kendilerinin yazdığı, Bilim Devrimi metaforuna dayanan, bu bilim tarihine göre “evreni matematik yoluyla betimlemek” Avrupalıların buluşuymuş ve 16. yy’da İtalya’da başlamış.

Peki gezegenleri gözlemleyip onların hareketlerini matematik ile modelleyen ve çok da başarılı olarak betimleyen Batlamyus’un yaptığı neydi? Ya Galileo’yu büyük ölçüde etkileyen Arşimed’in yaptıkları? Ya Sümer’li astronomların yaptıkları neydi? Gözlem yapıp gezegenlerin hareketlerini matematik ile betimlemediler mi?

Yani doğanın matematik ile betimlenmesi Galileo ile başlamamıştır.

***

Aynı paragrafta, yine Galileo’dan bahsederken, “sürtünme gibi bir dış kuvvet yoksa hareket sonsuza kadar devam eder” deniyor.

Hayır! Olur mu öyle şey?

Sürtünmesiz hareket yoktur. Doğayı gerçek olarak betimlemek istiyorsanız, sürtünmesiz hareket varsayamazsınız. Sürtünmesiz hareket olsaydı, ebedi hareket makinaları yapmak mümkün olurdu. Ama bu mümkün değildir.

***

Bu ufak eleştiriler kitabın değerini azaltmıyor. Herkesin alıp okumasını tevsiye ederim.

Notlar:

— 50 Soruda Maddenin Evrimi, Kerem Cankoçak, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, Birinci baskı 2019. Kitabı alabileceğiniz yerler:

 

Fizikçiler ve kuarklar

Q-Gluons2
Kuark topları, gluon yayları ile birleştirilmiş. Ama ne kuark bir top, ne de gluon bir yay.

Fizikçiler kuarkları neden küre şeklinde parçacıklar olarak resmederler?

Fizikçilerin kendileri kuarkların küre şeklinde parçacıklar olmadığını söylerler. Fizikçilere göre kuarklar küre değil, bir alanın titreşimleridirler.

Yani fizikçiler kuarkların hem küre olmadığını hem de küre olduğunu söylemiş oluyorlar.

Bunun sebebi bence kendilerinin “parçacık” fizikçisi olmaları. Bir insanın meslekî ismi “parçacık fizikçisi” ise o insanın herşeyi parçacık olarak görmesi gayet doğaldır.

Doğanın parçacık denilen bölünemez parçalardan meydana geldiğini söyleyen doktrine “atomik maddecilik doktrini” denir. Fizik bu doktrini temel varsayımı olarak kabul eder. Yani bir fizikçi “doğa bölünemez parçacıklardan mı meydana gelmiştir?” diye soramaz. Bu soruyu sorsa kendini inkar etmiş olurdu. Fizikçi dünyanın bölünemez parçalardan meydana geldiğini sorgulamadan kabul eder. Başka seçeneği yoktur.

Ama fizikçiler doğanın temel parçacıklardan meydana gelmediğini deneyler sonucu bulduklarını kendileri söylüyorlar.

Dünya parçacıklardan meydana gelmiyorsa bilimsel düşünen bir insan bunu kabul eder ve mesleğinin temel doktrininin iflas ettiğini kabul eder.

Doğanın bölünemez parçalardan meydana geldiği doktrini iflas etmiştir. Bunu bize fizikçilerin kendileri söylüyor.

Fakat parçacık yoksa parçacık fizikçileri işsiz kalır. İşte bunun için fizikçiler yalan söylemeyi ve kendilerini aldatmayı tercih ediyorlar ve sahtekarlık yapıyorlar. Titreşim gözlemleyip “parçacık gözlemledik” diyorlar. Kimse de fizikçilerin bu yalanlarını ifşa edemiyor çünkü fizik, fizik dışında, bağımsız hiçbir kurumun denetlemediği bir profesyonel meslektir.

“Denetlenmeyen profesyoneller aldatırlar”; bu fizik kanunları kadar kesin bir toplumsal kanundur. Bu sebepten fizik giderek fizikçilerin uydurduğu, doğada varolmayan hayali eşyalarla uğraşan bir şarlatanlık türü olmaktadır.

Kalpazan Newton: Hem suçlu, hem güçlü

Aşağıdaki yazıyı 5 sene önce yazmışım. Densytics adlı kitabımın özeti gibi bir şey.

1.

Newton’un kalpazanlığı pek bilinmez. Darphanede müdürlük yaparken yakalayıp darağacına yolladığı para kalpazanlarından daha kalpazandı Newton.

Newton’un suçu sahte para basmak değil; Newton’un suçu, sahte bir “güç” tanımlayıp, gerçek diye pazarlamak; sahte bir “dünya sistemi” kurup bütün insanlığa gerçek dünya diye satmaktır.

Newton’un bilim düşmanı bir kalpazan, akademik tarikat şeyhi, ve sahte dünya pazarlayıcısı olduğunu insanlara anlatabilmek biraz zor; Newton efsanesini delmek kolay değil.

“Kalpazan Newton: Hem suçlu, hem güçlü” yazısını okumaya devam et