Laik bir ülkede ezan okunur mu?

Bütün Dünya dergisinin 1 Şubat 2019 sayısında Atatürk ve Türkçe İbadet adlı bir yazı var. A. Erdem Akyüz imzalı bu yazıda, anladığım kadar, ibadetin Türkçe yapılmasının ve ezanın Türkçe okunmasının iyi olacağı söyleniyor. Fakat ben buna katılmıyorum. Bir kere ezan ibadet değildir. Yazıda ezanın “duyuru” olduğu ve namaz vaktini duyurduğunu ve namaza çağrı olduğu tanımı kabul ediliyor. Bu gerçekçi bir tanım değil. Türkiye’de ezanı duyup da namaza giden insan sayısı sıfıra yakındır. Bir kere büyük çoğunluk ezanı duymamaktadır bile. Bunu herkes gözlemleyebilir. İstanbul’da Beşiktaş’ta ezan okunduğunda etrafınıza bir bakın. Ezan kimsenin umurunda değildir. Namaz kılmak isteyenler de zaten namaz vaktini bilirler ve ezandan önce camiye gidip abdest alırlar ve avluda veya camide namaz vaktini beklerler. Ezanın namaza çağırmak gibi bir işlevi kalmamıştır. Günümüzde ezan sadece bir semboldür. Neyin sembolüdür? Devletinin dinin sembolüdür. Türkiye’de laikliğin olmadığının sembolüdür. Devlet kendi camisinden, maaşlı memuru tarafından Arapça bir metni günde beş defa ahaliye dayatmaktadır. Yani konu ezan Arapça mı okunmalıdır, yoksa Türkçe mi okunmalıdır konusu değildir. Eğer laik bir ülke isek ezan okunmamalıdır. Din kamu alanından kaldırılmalıdır. Din şahıslara ait olmalıdır. Devletin dini olmamalıdır. Devlet kamu alanlarında halkına hiç bir dini dayatmamalıdır. Devlet din işlerinden çıkmalıdır.

Peki devletin din işlerinden çıkması ve dinin özel hayatın bir parçası olduğunu kabul etmesi ve ezan okutmaması Türkiye Cumhuriyetinin geleceğinde olabilecek şeyler midir? Tabii ki hayır. Böyle bir şey düşünülemez bile. Kimse duymadığı halde devlet ezan okutmaya devam edecektir.

Notlar:

— Devlet din işlerinden çıkabilse bütün gücünü devlet işlerine ayırabileceği için sanayide patlama yapabilecektir. Bunun örneğini Güney Kore’de gördük.

— Suadiye’de ezan okunuyor ama kimse duymuyor.