Video ve futbolun yavaş ölümü…

Futbol hayatın aynasıdır.

Günümüzde futbol onu korumakla görevli bir insan tarafından sırtından vurulmuştur ve can çekişmektedir. Bu hainin adını biliyoruz: İnfantino. Hawk-eye şirketinin kasasını doldurmak için futbolu satan adam.

Futbol bu duruma nasıl geldi?

Geriye doğru baktığımızda video teknolojisinin hem futbolu hem de seyirciyi değiştirdiğini görüyoruz. Bu değişim 35 yıl gibi bir zamana yayıldığı için etkisini anlamakta çok geciktik. Ancak VAR ile futbol bir kırılma noktasına geldiğinde videonun futbol oyununu nasıl yozlaştırdığını ve öldürdüğünün farkına vardık. Ama iş işten geçmiş oldu.

Televizyonda bir futbol maçının görüntüleri ilk defa 1937 yılında İngiliz BBC’de yayınlanmış. İlk canlı yayın 1946’da yayınlanmış. Bir maçın ilk yarısından 20 dakika ve ikinci yarısından 35 dakika canlı olarak yayınlanmış.

Fakat bu yayınlardan sonra futbol televizyondan 20 sene kadar uzak kalmış. 1964’te yayınlanan bir maçı sadece 20 bin kişi televizyondan izlemiş. Statta izleyenlerin nerdeyse yarısı kadar.

Lig maçlarının düzenli olarak yayınlanması 1983-84 sezonunda başlamış.

Futbolun organize olarak oynanmaya 1863 yılında başlandığını kabul edersek, 1983’e kadar, 120 yıl futbol sedece oynandığı yerde canlı olarak seyredilmiş. Futbol seyretmek isteyen stada gelmiş. Doksan dakikanın sonunda oyundan geriye kalan belki bir kaç fotoğraf ve resmi kayıtlar olmuş. Fakat video ile bu durum değişti.

Videodan önce pozisyonların ağır çekimde ve yakın plan tekrarı diye bir şey yoktu. Seyirci oyunu seyrediyordu. Hakemin otoritesi mutlaktı. Hakem sadece gördüğünü çalıyordu. Oyun gerçek zamanda oynanıyordu. Hakem kararlarını gerçek zamanda veriyordu yani hakem anında karar verip ondan sonra düdüğünü çalıp oyunu durduruyordu. Hakemin düdüğünü çaldıktan sonra kararını değiştirmesi veya düşünüp taşınarak karar vermesi söz konusu değildi.

Seyirci seyirci idi. Seyirci maçı seyretmeye geliyordu. Peki ne oldu da günümüzde seyirci seyircilikten çıktı ve oyuncuları ve hakemi yargılayan yargıçlar oldular?

Şöyle bir şey oldu. Gerçek zamanda sahadaki oynanan gerçek futbol kurgulanıp yeni bir video gerçekliği yaratıldı ve maçın bu sahte video görüntüleri maçın gerçek görüntüleri olarak pazarlandı ve seyircilere kabul ettirildi. Sahada oynanan oyun sahte; kurgulanmış sahte görüntüler gerçek, olarak kabul edilir oldu.

Seyirci artık bu kurgulanmış sahte oyunun gerçek oyun olduğuna inanıyor.

Peki sahadaki oyun nasıl kurgulanıyor?

Sahada oynanan oyun en azından 12 kamera ile 12 değişik açıdan kayıt ediliyor. Bu kameralardan bazıları yakın plan çekiyor bazıları ağır çekim yapıyor. Bu sahte görüntüler ekran başındaki bir yönetmen tarafından seçilip anında kurgulanıyor ve ortaya yeni bir gerçeklik ve yeni bir oyun ortaya çıkıyor. Bu sahada hakemin gördüğü ve seyircilerin gördüğü oyun değildir, oyunun başka boyutlarını vurgulayan kurgulanmış bir oyundur.

Sahada oynanan gerçek oyun artık seyircileri tatmin etmiyor çünkü kurgulanmış görüntüler oyunu insan gözünün algılayamadığı değişik boyutlarda göstererek oyuna yeni boyutlar ve yeni heyecanlar katıyor. Nasıl ki bir sinema filmi gerçek hayattan daha eğlenceli ise kurgulanmış oyun da aynı şekilde seyircilere çok daha heyecanlı geliyor. Stattaki seyircilerin bile bir gözü stattaki dev ekranda oluyor ve onlar da alıştıkları kurgulanmış oyunu dev ekrandan seyrediyorlar.

Seyirci artık oynanan futbolun oyun olarak güzelliği ile ilgilenmiyor. Onlar için futbol önemli değil, önemli olan pozisyonların hassas teknoloji ile ölçülmesi. Milimetrik ofsayt kararları ve topun ele değip değmediğini yakın planda ve ağır çekimde tekrar tekrar incelenmesi onlara heyecan veriyor.

Futbol hayatın aynası dedik. Aynı seyirci dünyayı da televizyon ekranından görüyor ve televizyonda gördüklerini gerçek zannediyor.

Futbolun ve seyircinin sahada oynanan gerçek oyundan bu kadar uzakta olduğu bir ortamda VAR teknolojisinin futbola girmesi de çok kolay olmuştur. Seyirci kurgulanmış görüntülerin maçın gerçek görüntüleri olduğuna inandığı müddetçe de VAR’ın adalet getirdiğine inanacaktır.

Benim tavsiyem, canlı yayında pozisyonların tekrarının yasaklanmasıdır. Tekrar olmayınca seyirci eskiden olduğu gibi oyunu seyretmeyi yeniden öğrenecektir. Şu anda seyirci milimetrik bir golün futbola yapılmış bir hakaret olduğunu anlayamıyor. Futbol eskiden olduğu gibi tekrar gerçek zamanda ve insan ölçeğinde oynanmalıdır. Yoksa bir kaç sezon sonra iş işten geçmiş olacaktır.

Futbol gerçek zamanda oynanır

Turgay Demir futbolda hakemlik işini tamamen yanlış anlamış. Trabzonspor-Başakşehir maçını yöneten hakem Halil Umut Meler’i bakın nasıl eleştirmiş:

Hata anlık olur. Oysa sizin ekranda tekrar tekrar izleme şansınız varken yapıyorsunuz bu hataları. O zaman niyetiniz sorgulanır kardeşim.

Tam tersi. Futbol gerçek zamanda oynanır. Bu ne demektir? Hakem önce kararını verir, ondan sonra düdüğünü çalar ve kararını değiştirmez. Yani hakem gördüğünü çalar. Hakem sadece gördüğünü çaldığına göre hakem görmediğini çalamaz. Hakem görmediğini çalmadığına göre hakemin çaldığı her düdük doğrudur. Yani, Turgay Demir’in dediğinin tam tersi doğrudur: anlık hata yoktur. Bu mantık tartışılamaz.

Ayrıca hakem çalmadığı müddetçe kural ihlali yoktur. Hakem çalınca ve penaltıyı verince penaltı varolur. Ondan önce sahada penaltı diye bir şey yoktur. Bu sebepten “hakem hata yaptı penaltımızı vermedi” söylemi saçma ve gerçek dışı bir söylemdir.

Futbol yönetiminin en temel değişmez ve sorgulanamaz kuralları bunlardır:

  1. Hakem gerçek zamanda yani anında karar verir.
  2. Hakemin kararı değişmez.
  3. Hakem gördüğünü çalar;
  4. Hakem görmediğini çalmaz;
  5. Hakemin çaldığı her düdük doğrudur.
  6. Hakem hata yapmaz, yapamaz.

VAR’lı futbol bu temel ilkelerinin hepsini ihlal etmiştir. Bu sebepten VAR ile oynanan oyun futbol olamaz. O başka bir oyundur. Hain Infantino ve Hawk-eye şirketinin uydurduğu başka bir oyundur.

Ne demiş Turgay Demir:

Oysa sizin ekranda tekrar tekrar izleme şansınız varken yapıyorsunuz bu hataları. O zaman niyetiniz sorgulanır kardeşim.

Yani nedir? VAR’lı futbol artık gerçek zamanda oynanmamaktadır. Hakem anında karar verememektedir. Kendi kendi ile çelişip oyunun sahte ve kurgulanmış görüntülerine bakıp kendi gerçek zamanda gördüğünü geçersiz kılmaktadır.

Bir tek hakem hatası vardır o da hakemin görmediğini çalmasıdır. Yani hakem ceza sahası içinde topun ele çarptığını görmediği halde penaltı veriyorsa hakem hatası budur. Hakem görmediyse penaltı yoktur. İsterse bütün dünya görsün isterse tanrının eli ile gol olsun, hata olması için hakemin görmesi ve çalması gerekir. Yani VAR ile verilen bütün kararlar hakem hatalarıdır. Siz hakeme zorla görmediğini çaldırıyorsunuz. Neden? Hain İnfantino’nun futbolu Hawk-eye şirketinin menfaatlerine kurban ettiği için.

Notlar:

— Turgay Demir’in yazısı, Çakallar cirit atıyor!

VAR ile ilgili diğer yazılarım.

Hakem hatası nedir?

hakem-hatası

VAR’ın hakemlik sürecine monte edilmesinin gerekçesi hakem hatalarını asgariye indirmekmiş. FİFA’nın halka açık demeçlerinde kullandığı söylem bu. Peki o zaman hakem hatası nedir?

Hakem hatası, hakemin verdiği kararın, video kameralarının görüntüleri ile uyuşmaması haline deniyor.

FİFA da, açıkça söylemese bile, hakem hatasını böyle tanımlıyor. Çünkü FİFA hakemin gerçek zamanda ve kendi açısından gördüğü görüntüleri değil de oyunu çeşitli açılardan ve geçmiş zamanda gösteren video görüntülerini oyunun gerçek görüntüleri olarak kabul ediyor.

Yalnız FİFA değil, futbolla ilgilenen herkes video görüntülerinin maçın gerçek görüntüleri olduğuna inanır. Bu doğru olamaz.

Hakemleri, yani insanı, aşağılayan ve teknolojiyi yücelten bu “hakem hatası” kavramı futbol tarihinde çok yeni bir kavramdır. Maçı birden fazla kamera ile videoya kaydedip, ağır çekimde ve yakın planda pozisyonları tekrar tekrar izlemek ancak son yirmi yıl içinde futbolda varolmuştur. Ondan önce bu anlamda hakem hatası yoktu çünkü video teknolojisi yoktu.

Bugünkü anlamda “hakem hatası” video teknolojisinin futbola girmesinden sonra uydurulmuş bir kavramdır.

Video teknolojisi futbola bulaşmadan önce hakemin gerçek zamanda saha içinde gördüğü görüntüler oyunun tek gerçek görüntüleri olarak kabul ediliyordu. Her futbol maçı baştan sona tek bir ölçekte oynanıyordu ve bu ölçek de insan ölçeğiydi.

Futbolun en önemli ve en temel ilkelerinden biri oyunun eşit kurallar ile oynanmasıdır. Bazı maçlar bazı kurallarla diğer maçlar başka kurallarla oynanamaz. Oynanmamalıdır. Ama VAR ile futbol artık eşit kurallarla oynanmamaktadır.

Hakem oyunu teknolojinin yardımı olmadan yönetebilir. En adil olan budur. Ama pozisyonları değerlendirirken kararların hangi hata payı ile verileceğine önceden karar verilmelidir. Bütün pozisyonlar aynı hata payı ile değerlendirilmelidir. Oyunu adaletsiz yapan kabul edilen hata payını oyun içinde değiştirmektir. Örnek olarak ofsayda bakabiliriz. Eğer maç insan ölçeğinde oynanıyorsa, ofsaytın hata payı yarım metredir diyebiliriz. Yan hakem bir oyuncunun 10 cm ofsaytta olduğunu göremez. Ofsaytın hata payı önceden tespit edilmeli ve bütün dünyada bütün futbol maçları aynı hata payına göre oynanmalıdır.

Fakat artık ofsaytlar çizgi teknolojileri ile milimetrik olarak belirleniyor. Bu ofsaydın hata payını değiştiriyor ve oyuna haksızlık getirmiş oluyor. Yan hakemin verdiği ofsayt kararları insan ölçeğinde verilirken, yan hakemin göremeyeceği ince ofsaytlar ise çizgi teknolojisi ile veriliyor. Bir de bunu iyi bir şeymiş gibi satıyorlar. Tam aksine bu çok yanlış. Böyle bir uygulamanın ne kadar yanlış olduğunu anlamak için atletizme bakalım. 100 metre elemelerinde, ilk yarışı foto finişle, bir sonraki yarışı foto finişsiz karar verirsek bu haksızlık olmaz mı? Sormaya bile hacet yok. Tabii ki haksızlık olurdu. Aynı şekilde, futbolda da bütün kararlar aynı ölçekte verilmelidir. Futbolun doğal ölçeği insan ölçeğidir ve bütün ofsayt kararları insan ölçeğine göre verilmelidir.

Futbol 100 metre yarışı değildir. Futbolda 1 santimlik ofsayt olamaz. Bu komiktir. Ofsaytın hata payı eğer yarım metre olarak tesbit edilmişse, hakem bu hata payı içinde karar verir. Hakem ofsaytı göremiyorsa ofsayt yok demektir. Doğrusu budur.

Unutmayalım pozisyonları daha küçük hata payı ile ölçmek bizi gerçeğe yaklaştırmaz. Sadece adaletsizliği arttırır. VAR oyun içinde ölçek değiştirerek her maçta haksızlıklar yaratmaktadır.

Video öncesi oynanan futbolda bile aynı oyunun çeşitli görüntüleri vardı. Mesela, her oyuncunun gördüğü maç farklıdır. Ceza sahası içinde kaleye doğru hızla giden bir topun ele çarptığını düşünün. Hakem ceza sahası dışından bu eli görmemiş olabilir ama elle oynayan oyuncunun hemen yanındaki oyuncu eli görmüş olabilir. O oyuncu hakeme ne kadar itiraz ederse etsin hakem eli vermez, veremez, çünkü kendi görmemiştir.

Hakemliğin en temel prensibi şudur: Hakem gördüğünü çalar. _Sadece_ gördüğünü çalar. Hakem görmediğini çalmaz. Çalamaz, çünkü görmemiştir. Bundan daha mantıki ne olabilir? Görmediğini çalan hakem eyyam yapıyor demektir.

Öyleyse, gördüğünü çalan bir hakemin hakem hatası yapması imkansızdır. Çünkü gördüğünü çalmıştır. Hakemin görmediği pozisyonlar yok değerindedir. Bu sebepten hakemin sadece gördüğünü çaldığı oyun en adil oyundur.

Görmediğini çalan eyyamcı hakemlerin kararlarını hiç bir teknoloji düzeltemez.

Böylece VAR’ın ne yaptığını görüyoruz. VAR hakemliğin ve futbolun en temel ilkesi olan “hakem gördüğünü çalar” ilkesini öldürmüştür. VAR ile oynanan futbol VAR’sız oynanan futbol ile aynı oyun değildir. Hakem gerçek zamanda anında karar verir. Hakemin düşünerek, akıl yürüterek, ekranlara bakarak geçmiş zamanda bir yorumcu olarak karar verdiği oyun futbol olamaz. Ancak Amerikan futbolu olur.

Evet, VAR futbolu Amerikan futboluna çevirme operasyonudur. İnfantino’nun liderliğindeki FİFA, Hawk-Eye gibi global teknoloji firmalarının lobi faaliyetlerine boyun eğmiş ve bu futbol düşmanı teknolojiyi futbola sokmuştur. Bir önceki FİFA başkanı Platini’nin VAR’a karşı olduğu biliniyordu. Belki de başkanlıktan atılmasının sebebi de budur.

Bundan sonra yapılması gereken futbolu seven insanların taraftarlık içgüdülerini bir tarafa koyup, tek vücut olup, bu VAR’ı futboldan söküp atmaktır.

VAR’ın ligteki büyük küçük hiçbir takıma faydası yoktur. VAR’ın futbola adalet getireceği büyük bir yalandır ve FİFA’nın propagandasıdır.

İlk 8 haftanın VAR olayları Fotomaç’ın 9 Ekim 2018 tarihli sayısında yayınlandı. Bu istatistiklere baktığımızda VAR’ın futbolun ruhuna aykırı olduğu gibi tamamen gereksiz olduğunu da görüyoruz.

Unutmayalım, hakem görmediyse o pozisyon yok değerindedir. Futbola VAR gerekmiyor. Futbolun VAR’a ihtiyacı yok. VAR’a ihtiyacı olan Hawk-eye şirketidir. Futbola eyyam yapmayan hakem gerekiyor. Yani sadece gördüğünü çalan hakemler gerekiyor. VAR hakemlere görmedikleri pozisyonları çaldırtarak bütün hakemleri isteseler de istemeseler de eyyamcı yapmıştır. Eyyamı kaldıracağı söylenen VAR hakemleri eyyamcı yapmıştır.

Notlar:

Diğer VAR yazılarım.

VAR ve Mustafa Kemal

İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşu hakkında bir yazıda şunları okudum:

“Başkumandan Meydan Muharebesi’nin ertesinde, 1 Eylül 1922’de Uşak kurtarılmış; 2 Eylül’de ise Yunan ordusu Başkomutanı General Trikopis Türklere teslim olmuştu. Beşkomutan Mustafa Kemal Paşa, Trikopis’in esaret haberini aldığı zaman kendisi ile görüşmek istedi Trikopis’i huzuruna kabul etti. … Mustafa Kemal Paşa, tutsaklara yer göstererek kahve ısmarlamış ve ardından düşman cephesinde yaşananları öğrenmek için, onları sorgulamaya başlamıştı. … Tutsak Yunan generali, bozgunu özetledikten sonra Mustafa Kemal’e sorar: “Siz bu savaşı nereden yönetiyordunuz?”

Mustafa Kemal’in yanıtı, “İşte tam o süngüleren parıldadığı yerden!” olur.

Trikopis şaşırır; müthiş bir heyecana kapılarak saygıyla doğrulur. “İşte savaş böyle kazanılır… Yoksa yüzlerce kilometre uzakta, harita üzerinde pergelle ölçüp biçerek savaş yönetilemez!” der…

***

Aynı şey futbol için de geçerli değil mi? Futbol maçı sahadan yönetilir. Kilometrece uzaktan karanlık bir odada ekranda beliren görüntüleri ölçüp biçerek maç yönetilemez.

FİFA bize hakemin VAR’a rağmen maçın tek ve son karar vericisi olduğunu söylüyor. Ama bu bir propagandadan başka bir şey olamaz. Kendi gördüğünü VAR’ın görüntüleri ile geçersiz kılan hakem sadece VAR’ın kuklası olmuş oluyor.

Notlar:

— Aydınlık gazetesinde alıntılanan yazının linkini bulunca ekleyeceğim.

VAR futbolu daha adaletli yapar mı?

VAR05
Geçmiş pozisyonların görüntüleri monitörde tartışılıp hakemin canlı oyunda verdiği karar geçirsiz kılınarak oyun daha adil yapılabilir mi??

Tahmin ettiğim gibi, VAR, küresel şirketlerin lobi faaliyetleri sonucunda futbola girmiştir. VAR’ı futbola sokan SONY’in bir parçası olan Hawk-Eye diye bir şirketmiş. Hawk-Eye’ın, futbolun iyiliğini düşünmesi beklenemez. Onlar sadece ne kadar kâr edeceklerine bakarlar. Onların hedefi bu gereksiz teknolojiyi futbola yamalayarak uzun vadede büyük kârlar yapmaktır.

Peki, FİFA’nın VAR’ı futbola sokmak için gerekçeleri nelerdir? Neden futbola böyle bir uygulama getirme ihtiyacı duymuşlar? Bu soruların cevaplarını FİFA başkanı Gianni İnfantino’nun demeçlerinde bulabiliriz.

“VAR futbolu daha adaletli yapar mı?” yazısını okumaya devam et