Karadelik fotoğrafı neyin fotoğrafı?

Çağrı Mert Bakırcı’nın 14 Nisan 2019 tarihinde Birgün gazetesinin Pazar ekinde çıkan, İlk defa görüntülenen karadelik neden önemli? adlı yazısının bu konuda medyada gördüğüm en bilgilendirici yazı olduğunu düşünüyorum.  Fakat asıl sorulması gereken soru şu: Karadelik diye bir şey doğada olmadığına göre bu “bilim insanları” olmayan bir şeyin fotoğrafını nasıl çekmişler? Çağrı beye açık mektubumu aşağıya kopyalıyorum.

……………………………….

Çağrı bey,

Medyada bu konuda gördüğüm en bilgilendirici ve en eleştirel yazı olduğunu söyleyebilirim. Teşekkür ederim. Fakat siz bile bu “bilim insanlarının” otoritelerini sorgulamadan kabul ediyorsunuz ve asıl sorulması gereken soru olan “Karadelik diye bir şey var mı ki fotoğrafı çekilebilsin?” diye sormuyorsunuz.

Evet, medyaya servis ettikleri görüntünün bir fotoğraf olup olmadığını sorguluyorsunuz ama sonunda fotoğraf olmasa bile fotoğraf denebileceğini kabul ediyorsunuz. Bence bu bir fotoğraf değil çünkü toplanan veriler daha önceden belirlenmiş bir model ile karşılaştırılarak o modele uygulanıyor. Ortaya çıkan kaba görüntü de grafik iyileştirme algoritmaları ile temizleniyor ve ortaya istenen görüntü çıkıyor. Buna fotoğraf demek zor. Sizin de işaret ettiğiniz gibi, bir çok teleskoptan gelen verilerin birleştirilmesi olayı da var ama bir de verileri önceden belirlenmiş bir modele uydurma var. Yani eski karadelik görsellerine simülasyon deniyorsa; bir fotoğraf olduğu iddia edilen bu görüntü de büyük ölçüde simülasyon bence.

Ama bu görselin fotoğraf olup olmaması o kadar da önemli değil. Fotoğraf olmayan bir şeye fotoğraf diyerek fotoğraf kelimesini yeniden tanımlamaları sadece bu “bilim insanlarının” yalan söylediğini gösterir. Asıl önemli olan doğada varolmayan bir şeyin fotoğrafını çekmeleri.

Karadelik nedir? Karadelik fizikçilerin uydurduğu bir etikettir. Neyin etiketidir veya neyin ismidir? Matematikteki tekillik kavramına fizikçilerin verdiği bir isimdir. Tekillik ise sıfırla bölünme olayına fizikçilerin verdiği bir isimdir. Yani bu “bilim insanları” sıfırla bölünmenin fotoğrafını çekmiş oluyorlar. Böyle bir şey olamayacağına göre, bu ya bir mucizedir veya sahtekarlıktır. Ben mucizelere inanmam; o zaman bunun bir sahtekarlık olduğunu söylüyorum.

Karadelikler konusunda medyada tekrarlanan standart fizik propagandası vardır. Nedir bu propaganda? Schwarzschild diye bir fizikçi Einstein denklemlerine bulduğu bir çözümde bu karadelikleri öngörmüş. Bu öngörü de bu fotoğraf sayesinde kanıtlanmış.

Ben Schwarzschild’ın makalesine baktım. Orada sadece 2 tane sıfırla bölünme olayı var ve Schwarzschild sıfırla bölünme olayının doğada olmayan sonuçlar verdiği için onlardan kurtulmayı deniyor. Matematiksel oyunlar ile bir tanesinden kurtuluyor ama diğeri kalıyor. Yani Einstein denklemleri doğada tekillik olduğunu öngörüyor. Sadece bu sebepten zaten o denklemlerin çöpe atılmaları gerekir. Ama fizikçiler denklemleri düzeltmek ve çöpe atmak yerine matematik oyunları ile tekillikleri halı altına süpürmeyi tercih ediyorlar.

Einstein da denklemlerinin tekillik doğurduğundan memnun değil; o da bir makale yazıyor ve tekillik diye bir şey doğada yoktur diyor.

Fakat fizikçiler Einstein’ın otoritesini korumak ve yüceltmek için sıfırla bölünme olayını cisimleştiriyorlar ve onlara karadelik diyorlar. Doğada olmayan bir şey cisimlendirilmiş oluyor ve bir de fotoğrafı çekiliyor.

Tekrar teşekkürler.

Notlar:

Çağrı Mert Bakırcı’nın bahsedilen yazısı.

— Avusturalya’lı araştırmacı Stephen Crothers’in karadeliklerin olmadığını ispatlayan yazılarını burada okuyabilirsiniz. (İngilizce)

— Karadelik fotoğrafı ile ilgili diğer bir yazım: Asrın Buluşu: Mickey Mouse’un doğada fotoğrafı çekildi!

Defterden notlar 1

1. Parçacık ve dalga ikiliği… Fizikçilerin uydurduğu bir hukukî kavram kargaşası… Akademik fizik bilim değil bir hukuk sistemidir. Fizikte çelişki yasaldır… Yasal olan herşey doğrudur… Yani, fizikte bir şey hem “kendisi” hem de “kendisi-değil” olabilir aynı anda. Yasal olduğu müddetçe.

2. Fizikte, ifade edilemez olarak tanımlanmış kavramların bir şekilde (matematiksel el çabukluğu ile) ifade edilebilmeleri… Ve bu sahtekarlığı yapanların Nobel ödülüne layık görülmeleri..

3. Fizikçiler neden, kuarklar gibi, ne dalga ne de parçacık olarak tanımladıkları şeyleri parçacık olarak görselleştirmeyi severler? Atomik maddecilik doktrinine bir din olarak bağlı oldukları için mi?

4. Eğer fizikçilerin deneylerinde kullandıkları ışık huzmesi bir akışkan ise, tabii ki, hem dalga hem de parçacık özellikleri gösterecektir. Çünkü bir kum kümesi, aktığı zaman, akışkan özellikleri gösterir ve hem dalga hem de parçacık gibi hareket edebilir. Bir hortumdan geçirilerek hızlandırılan ve yoğunluğu arttırılan bir su huzmesi de bir ışık huzmesinin özelliklerini gösterir. Huzmeleştirilen suyun yoğunluğu artıyor mu?

5. Biz insanlar devletin veritabanına kayıtlı köleleriz. Bir yaratık kimin veritabanına kayıtlı ise o yaratığın efendisi o veritabanının sahibidir. Biz devletin veritabanına kayıtlı olduğumuza göre bizim efendimiz de devletimiz olmalı. Devletin veritabanında hangi dine bağlı olduğumuzu kayıt altına alan bir alan var. Devletin kendi dini İslam olduğu için bizim de bu alana “İslam” yazdırmamızı tercih ediyor. Ama başka din yazdırırsak onu da kabul ediyor. İnsanlar, ve devlet, dinin genetik olarak anneden babadan geçtiği gibi bir batıla inanıyorlar.

6. Sonuçta biz insanlar Tüzel Varlıkların borç köleleriyiz. Çünkü devletin topraklarında devlete borçlu olarak doğuyoruz ve hayatımız boyunca çalışıp borcumuzu ödüyoruz. Bu kadar olumsuz ve acı bir gerçeği hangi insan duymak ister ki? Kimse ne duymak ister ne de kabul etmek ister.

7. Laiklik konusu var. “Devletin dini İslamdır” anayasanın ikinci maddesinden çıkartıldı ama devlet hiçbir zaman din işlerinden çıkmadı. Devletin dini hala var. Yani bu ülkeye laiklik hiçbir zaman gelmedi. Bu işin tarihine bakmak gerekiyor. “Devletin dini İslamdır” anayasadan çıkarıldı ama “devletin dini yoktur” ifadesi anayasaya konulmadı. Anayasa var ama devletin anayasaya uyması gerektiği gibi bir zorunluluk yok.

8. Laikliğin çeşitli tanımları olabilir. Bu tanımlardan biri devletin her dine eşit davranmasıdır. Bir hıristiyan vatandaş devlet kapısında bir müslüman vatandaşla aynı haklara sahiptir. Tamam. Böyle bir laiklik Türkiye’de var. Ama laikliğin bir tanımı da devletin bir dininin olmamasıdır. Bu tanımlamaya göre Türkiye’de laiklik yoktur çünkü devletin bir dini vardır. Devletin bir dini olduğunu nereden biliyoruz? Devletin dini vardır ne demektir? Devlet bir tüzel varlıktır. Din ise sadece organik varlıklar veya bedeni olan varlıklar için vardır ama özellikle bilinci olan insan için vardır. Tüzel varlıkların bedeni yoktur. Tüzel varlık yaşayan bir organizmadır ama ölünce onu cennete veya cehenneme yollayamazsınız. O zaman devletin dini olması ne demektir? Devletin din işlerinde olması demektir. Devlet yöneticilerinin açıkça dinlerini ifade edip devlet ile din işlerini karıştırmaları demektir. Bir devlet görevlisinin “hayırlı cumalar” diye twit atması devletin dininin olduğunu gösterir. Devletin cemaatleri ve tarikatları desteklemesi devletin dini olduğunu gösterir.

9. Dinin kitabı ile dinin hiyerarşisini birbirinden ayırmak gerekir. Dinin kitabı ile hiyerarşisi aynı şey değildir.

10. İnsanlar ile tüzel varlıklar arasındaki ilişki; kedilerle insanlar arasındaki ilişkinin aynısıdır. Tek fark, kedilerin efendisi olarak insanlar kedileri sadece pet olarak tanımlamışlardır. Kedilerin iş yapmasını beklemezler. Sokak kedileri de vardır ama onlar da insanların dünyasında yaşamak zorundadırlar. İnsanlar ise pet ve köle olarak iki gruba ayrılmışlardır. Profesyonel sınıflara Tüzel Organizmanın petleri diyebiliriz. Gerçi profesyonel sınıflar da çalışmak zorundadırlar. Ama köleler gibi ağır işçilik yapmazlar. Profesyonel sınıfların dışında kalanlar efendi/köle ilişkisi ile Tüzel Varlıklara bağlıdırlar. İnsanlar arasında da egemen güçlerin kölesi olmayı reddedip toplum dışında yaşamayı seçenler vardır. Onlar da belki sokak kedilerine benzerler. Ama hiç bir zaman toplumdan tamamen kaçamazlar. Hangi insan böyle bir gerçeği duymak ister veya kabul eder? Boş laflar bunlar.

11. Tanımlamacılık felsefesi. Biz bir tanımlamalar dünyasında yaşıyoruz. Varoluş tanımlamadır. Varolan herşey bir tanımlama olarak vardır

Fizikçiler ve kuarklar

Q-Gluons2
Kuark topları, gluon yayları ile birleştirilmiş. Ama ne kuark bir top, ne de gluon bir yay.

Fizikçiler kuarkları neden küre şeklinde parçacıklar olarak resmederler?

Fizikçilerin kendileri kuarkların küre şeklinde parçacıklar olmadığını söylerler. Fizikçilere göre kuarklar küre değil, bir alanın titreşimleridirler.

Yani fizikçiler kuarkların hem küre olmadığını hem de küre olduğunu söylemiş oluyorlar.

Bunun sebebi bence kendilerinin “parçacık” fizikçisi olmaları. Bir insanın meslekî ismi “parçacık fizikçisi” ise o insanın herşeyi parçacık olarak görmesi gayet doğaldır.

Doğanın parçacık denilen bölünemez parçalardan meydana geldiğini söyleyen doktrine “atomik maddecilik doktrini” denir. Fizik bu doktrini temel varsayımı olarak kabul eder. Yani bir fizikçi “doğa bölünemez parçacıklardan mı meydana gelmiştir?” diye soramaz. Bu soruyu sorsa kendini inkar etmiş olurdu. Fizikçi dünyanın bölünemez parçalardan meydana geldiğini sorgulamadan kabul eder. Başka seçeneği yoktur.

Ama fizikçiler doğanın temel parçacıklardan meydana gelmediğini deneyler sonucu bulduklarını kendileri söylüyorlar.

Dünya parçacıklardan meydana gelmiyorsa bilimsel düşünen bir insan bunu kabul eder ve mesleğinin temel doktrininin iflas ettiğini kabul eder.

Doğanın bölünemez parçalardan meydana geldiği doktrini iflas etmiştir. Bunu bize fizikçilerin kendileri söylüyor.

Fakat parçacık yoksa parçacık fizikçileri işsiz kalır. İşte bunun için fizikçiler yalan söylemeyi ve kendilerini aldatmayı tercih ediyorlar ve sahtekarlık yapıyorlar. Titreşim gözlemleyip “parçacık gözlemledik” diyorlar. Kimse de fizikçilerin bu yalanlarını ifşa edemiyor çünkü fizik, fizik dışında, bağımsız hiçbir kurumun denetlemediği bir profesyonel meslektir.

“Denetlenmeyen profesyoneller aldatırlar”; bu fizik kanunları kadar kesin bir toplumsal kanundur. Bu sebepten fizik giderek fizikçilerin uydurduğu, doğada varolmayan hayali eşyalarla uğraşan bir şarlatanlık türü olmaktadır.

Modern Kozmoloji Masalları

Kızılderili Masalları kitabından:

Kızılderili masalcı Iagoo, dedesinin uzun yıllar önce anlattığı peri masallarını, gizemli öyküleri de daha dün dinlemiş gibi hatırlarmış. Iagoo’nun dedesi de bu öyküleri vaktiyle kendi dedesinden öğrenmiş, o da kendi dedesinden. Aslında dededen toruna anlatılagelen bu öyküler o kadar eskiymiş ki, kökleri dünyanın, her şeyin sihirli ve tuhaf olduğu o ilk zamanlarına kadar dayanıyormuş.

Modern Kozmoloji Masalları kitabından:

Bu kızılderili masallarına artık kim inanır! Bizim bilimsel peri masallarımız var. Einstein dedenin müritleri olarak ondan duyduğumuz kozmoloji peri masalları o kadar eskiye gidiyor ki, her şeyin sihirli ve gizemli bir nokta olduğu o ilk zamanlara kadar dayanıyor…

Hiç bir şey değişmemiş, değil mi? Sadece şamanların ve masalcıların ismi değişmiş.

Halk evrendeki yerini bilmek istiyor; hiç anlamadığı esrarengiz olayların kendisine bu konularda otorite sahibi şamanlar tarafından anlayabileceği bir dilde anlatılmasını istiyor.

O zamanların şamanları otorite sembollerini üstlerinde taşırlarmış: aşırı süslü ve komik şapkalar, korkunç maskeler, asalar, tüyler şunlar bunlar. Şimdiki şamanlar daha soyut takılıyorlar, onların otorite sembolü denklemleridir. Gizemli sembollerden meydana gelen bu denklemleri sadece kendileri deşifre edebilirler ve denklemlerde gördükleri esrarengiz bilgileri halka anlatırlar. Einstein dedenin denklemlerinden çıkan en gizemli peri masalı Bigbang masalıdır. Bigbang masalı yaratılış efsanesi olarak da bilinir.

Einstein dedenin denklemlerine göre ve Hubble dedenin gözlemlerine göre şimdi gördüğümüz bu evren 14 trilyon yıl önce sonsuz yoğunlukta bir nokta imiş. Sonra, tanrı evreni yaratmak için bu sonsuz yoğun noktaya bir iğne batırmış ve bu nokta patlamış, aynı bir balon gibi, ve o zamandan beri evren yayılıyormuş… Ama yayılan evren değil uzaymış. Nasıl yani? Uzay nasıl yayılır?

Ne demek “Uzay nasıl yayılır?” Siz kızılderili İagoo’nun masallarını sorguluyor musunuz? O zaman neden fizikçi amcanın masallarını sorguluyorsunuz?

Ama fizikçi amca çelişki içinde; anlattığı masal kendi içinde tutarlı değil. Mesela, onun dediğine göre, evrenin bir ufku varmış ve onun ötesinden bizim buraya ışık gelmiyormuş. Yani bu masalcı fizikçi amca evrenin bütününü bilmediğini zaten kendi söylüyor. Hem evrenin bütününü bilmiyorum diyor hem de evreninin bütününü biliyorum, 14 trilyon yıl önce bir noktaydı diyor.

Ee, hani evreninin bütününü bilmiyordun? Seni palavracı seni.

Masalcılığın bile bir raconu vardır. İagoo en azından masal anlattığını açıkça söylüyor, ama fizikçi amca bizi aldatıyor. Kandırmaya çalışıyor. “Ben bilim adamıyım; Bigbang bilimsel teoridir” diyor. Ondan sonra peri masalları anlatıyor. Sizi bilmem ama ben Kızılderili İagoo’nun samimi masallarını fizikçi amcanın palavralarına tercih ederim.

Newton’un eylemsizlik ilkesi hakkında…

Newton gezegenlerin yörüngelerini kendi uydurduğu okült güç ile açıklayabilmek için eylemsiz hareket diye bir hareket tarzı uydurmuştur: gücün olmadığı bir yerde düz bir çizgi üzerinde aynı hızda süreduran bir hareket olurmuş. Hareket etmeye başlayan bir obje düz bir çizgi üzerinde sonsuza kadar aynı hızda hareket etmeye devam edermiş. Böyle bir hareketin ne kadar saçma olduğu hakkında çok yazdım ama burada Nick Kollerstrom’un Newton: Bilim Tarihinin En Büyük Sahtekarı adlı kitabından bir alıntıyı paylaşmak istiyorum (kendi serbest tercümemle):

Eylemsizlik ilkesini formüle etmek, içinde yaşadığımız dünyayı yoksamayı ve reddetmeyi gerektirir çünkü böyle bir hareket hiç bir yerde hiç bir zaman gözlenmemiştir. Bu dünyada düz bir çizgi üzerinde aynı hızda gideduran bir obje yoktur, olamaz da.

Böyle bir hareket sadece tamamen boş bir evrende gerçekleşebilirdi. Bu evrenin içinde sadece bu eylemsizlik hareketini Newton’un emrettiği şekilde gerçekleştirecek olan obje bulunmalıydı. Çünkü başka bir obje olsaydı, bu diğer objenin çekim gücü, eylemsiz eylemsiz dolaşan Newtoncu objeyi etkileyip onu düz çizgisinden saptıracak ve dolayısıyla eylemsizlik hareketini sonlandıracaktı. Böylece obje bir eğri üzerinde gitmeye başlayacaktı. Ayrıca, bu Newtoncu eylemsizlik evreninde bir tek objenin hareketini kimse gözlemleyemezdi, çünkü gözlemcinin çekim gücü de Newtoncu eylemsiz objenin düz çizgisini bozardı.

Bu saçma hareketi hala bir doğa yasası imiş gibi talebelere öğretip duran bağnaz Newtoncu fizikçilere duyurulur.

Notlar:

Nick Kollerstrom’un kitabı.

Eylemsizlik hakkında genel bilgi.

Is circular reasoning legal in physics?

Referring to Lisa Randall, Sabine Hossenfelder writes:

And that is how the top of tops of theoretical particle physicists react if someone points out they are unable to acknowledge failure: They demonstrate they are unable to acknowledge failure.

If Lisa Randall is “the top of tops of theoretical particle physics” I feel sorry for humanity and the old science of physics.

When I started writing my book, I thought the problem is they are missing information. But I no longer think so. Particle physicists have all the information they need. They just refuse to use it. They prefer to believe.

So, physicists prefer to believe in their pet scenarios blindly instead of considering data that contradicts their pet scenarios. This is not the scientific attitude but the old scholastic attitude. Physicists are not trying to understand nature but trying to fit nature into their silly speculations.

Ms. Hossenfelder also calls physicists intelligent: “Some thousand of the most intelligent people the human race has ever produced.“ Is this really true? Can we call these scholastic doctors of philosophy the most intelligent specimens of humanity? They are just careerist academics trying to move up the ladder of academia.

If I were to write a few years ago similar stuff about corruption in physics Ms. Hossenfelder would have called me a crackpot. Now she is stirring the pot and rocking the boat of physics and I support her full heartedly. Other physicists are calling her a dinghy challenging a super tanker for right of way. Very apt. I like the image of academic physics as a super tanker filled to the brim with junk theories that serve no purpose except career advancements. She calls herself crazy, tongue in cheek, of course. I’ve been writing about how corrupt physics is at least for 20 years and of course no one takes them seriously because I’m an outsider. But I want to build on some of the bad things she identifies in physics. One is the widespread use of circular reasoning in physics. Ms. Hossenfelder repeatedly shows that physicists use circular reasoning in their theories.

So, Is circular reasoning legal in physics?

Talking about “naturalness” Ms. Hossenfelder writes:

The biggest problem, however, is the same for both types of naturalness: You don’t have the probability distribution and no way of obtaining it because it’s a distribution over an experimentally inaccessible space. To quantify naturalness, you therefore have to postulate a distribution, but that has the consequence that you merely get out what you put in. Naturalness arguments can therefore always be amended to give whatever result you want.

This is blatant circular reasoning. Is it possible that “the most intelligent people the human race has ever produced” can miss that their reasoning is circular? I don’t think this is possible. Ms. Hossenfelder, as a physicist, clearly sees that making predictions with naturalness arguments is nothing more than circular reasoning and you “get out what you put in” and “naturalness arguments can therefore always be amended to give whatever result you want.“

So, Ms. Hossenfelder is warning her colleagues that what they are doing is charlatanism because they invented an argument and called it “naturalness” but this argument is nothing more than circular reasoning that lets them obtain whatever results they want. This is really a damning accusation.

So far, I did not hear a physicist replying to Ms. Hossenfelder and denying that naturalness argument is circular. That’s why these physicists are charlatans.

I’m not using the word charlatan lightly. In any other professional field where practitioners must obey professional and ethical rules such charlatanism will not be allowed. But physics is an unregulated professional field and physicists know this, they know it’s anything goes, no regulations, no responsibilities, so they break all the rules of logic and all the rules of reasoning and no one questions their silly philosophizing and childish arguments. That’s why I say that academic physics is not science, it is legal. In legal, whatever is legal is true. If circular reasoning is legal, then no physicist will question a circular reasoning. On the contrary, he will also use circular reasoning to further his own pet speculations.

Physics is an unregulated and corrupt professional field. It is unregulated because physicists have no customers. The government has no incentive to regulate physics. On the contrary, the government likes and uses absurd scenarios invented by physicists because these scenarios justify the building of outrageously expensive Big Physics projects in the name of making discoveries in “fundamental” physics. It’s a charade played by the governments and physicists. Physicists work for the government anyway. Either directly, in Big Physics projects or indirectly through grants obtained by way of universities.

Ms. Hossenfelder is just scratching the surface, the corruption in physics is endemic, it’s in the culture, it’s chronic, acute and traditional. This becomes obvious when we realize who these people who call themselves physicists are. They are the current practitioners of the oldest profession in the world, scholasticism. A physicist is a scholastic Doctor of Philosophy. That’s a physicist’s true professional title. These are the same people who used to write De Motu’s in Latin in the same European universities in the middle ages and produced countless commentaries on commentaries on Aristotle. Now only the names changed. Now the commentaries are on Einstein and De Motu’s turned into papers on all kinds of forces and particles. The new Latin is mathematics or as used in physics, mathematicism, a pidgin mathematics with zero rigor, that acts only as false witness to physicist’s doctrines. It’s all academic. Even experiments are academic. They all give null results. Academic means null. It would be so funny if this weren’t so tragic.

Notlar:

— I know scholasticism is not the oldest profession in the world. It is the penultimate oldest profession but I didn’t want to get that pretentious.

— These are the the referenced articles, by Sabine Hossenfelder, A philosopher’s take on “naturalness” in particle physicsThe Multiworse Is Coming

— Lisa Randall is a radical Big Bangist who pretends to know the entire lifetime of everything that exists because Hubble observed that 24 galaxies appeared to going away from the Earth. 24 galaxies!! Lisa Randall is a charlatan who wants us to believe that 24 galaxies constitute a representative sample of the whole. This is a joke. I would have said arrogance but this is not arrogance, this is charlatanism.

— What is circular reasoning? “The fallacy of circular argument, known as petitio principii (“begging the question”), occurs when the premises presume, openly or covertly, the very conclusion that is to be demonstrated.”

— Ms. Hossenfelder being a metaphorical dinghy against the physics behemoth is mentioned here.

Sabine Hossenfelder on Multiple Wholes

Sabine Hossenfelder writes:

Our universe is one of infinitely many [universes].

Let me try to decipher the meaning of this sentence. The problem is that you are using the word “universe” with two different meanings in the same sentence.

[Of course, when I say “you” I don’t mean you. Don’t take it personally. Just like the word “universe” the word “you” have two meanings. It may refer to you, or to a generic particle physicist representing your colleagues who are the lovers of null results and corrupters of physics.]

The word universe can have two meanings. First let me explain the difference between the words “universe” and “cosmos”. Today these two words are used interchangeably but historically they were used to refer to two different entities.

The word “universe” meant “the universe as a whole.” This means that, by definition, the word “universe” cannot have a plural because it is the name of the absolute whole. It’s like the word “God” in a monotheistic religion. By definition there is only one God. It makes no sense to say “our God is one of many Gods” because you defined a monotheistic religion with one God.

Similarly, the plural of the word universe, “universes”, does not make sense because by definition we decided that the word “universe” referred to everything that exists, the absolute whole. (Physicists are the major corrupters of the English language.) There can only be one whole. Do you dispute this? How can you dispute it? There can only be one Whole. I even wrote it with a capital letter to emphasize that it is a unique entity and it does not have a plural. The Whole is whole. The Whole is One. These are definitions that cannot be changed.

Cosmos, on the other hand, is a truncation of the Whole. Since the ancient times, the professional class who owned the subject of astronomy defined a cosmos. The owners of astronomy and cosmology always have been a priestly class working for the rulers. This priestly class obtained their power from their supposed knowledge of the entire universe. Did they know the entire universe? Of course not. So what did they do? They defined a cosmos and defined the cosmos they defined to be the entire universe. So rest assured that what you are doing is nothing new, on the contrary it is the oldest trick in the profession.

What is this trick? Let’s repeat. The professional priests of astronomy know that they cannot know the Whole. But their power comes from their claim to know the Whole. So they define a cosmos. This cosmos is the part of the universe visible to them by using their current technology. For instance, naked eye cosmos is limited with the spheres of fixed stars. The priests claim that this cosmos they defined is also the universe as a whole, or what we’ve been calling “the Whole.”

But with the discovery of the telescope, the lies of this priestly professionals are revealed and the new generations of astronomers observing with telescopes discover that the universe is much bigger than their predecessors believed. You would think that this new generation would say “we don’t know the Whole, we will never know the Whole, all we can know is the observable universe and what we can infer from it scientifically.” No. These are professionals and their job is to lie and define a cosmos and sell it as the Universe as a Whole. And that’s what they do. They claim that the Whole is made of galaxies. Again, the priestly class who work for the ruling powers defined a cosmos and then sold their cosmos as the Universe as a Whole.

In short, every generation of cosmologists markets its cosmos as the Whole. Then the next generation comes with more powerful observational tools and markets its cosmos as the Whole. This charlatanism has been going on for millennia and furthermore it is been sold as the progress of science. This is not progress. This is lying.

I’m sure that now you understand clearly the difference between a cosmos and the universe as a whole. Let’s look at your sentence again. When you say “our universe” you actually mean “our cosmos” because if you use the word “universe” here to mean “universe as a whole”, “-our- universe as a whole” does not make sense. By using the word “our” you delimit or truncate the Whole and you implicitly and tacitly assume a cosmos. The way you start your sentence with “our” makes it clear that you are talking about a cosmos, “our cosmos” or the visible universe plus the inferable universe.

You admit that there is a part of the Whole from where no light reaches you and no light will ever reach you. The unknown part is not a different Whole. The fact that you do not know that unknowable part does not make that part another Whole. Don’t forget the Whole is whole. By definition.

So when we clearly define the word universe in your sentence, it turns out you are saying something trivial because your sentence simply means “our cosmos is one of infinitely many cosmoses that we can define.” Please note, a cosmos is a defined entity. You can define as many cosmoses as you wish.

But I’m sure that you will deny that when you say “universe” you mean “cosmos”. You claim that your “universe” refers to the universe as a whole. Because just like all priestly professional astronomers and cosmologists before you, you defined a cosmos and assert that your cosmos is the Whole. But you also have become a masterful sophist and surpassed your professional ancestors in the art of doubletalk because now it is impossible for us to tell when you mean “universe as a whole” and when you mean “cosmos”. I bow respectfully under this level of sophistry.

***

But since the word universe has only two meanings we can read your sentence by writing explicitly the meanings of the word “universe”. So the universe can mean

  1. The Whole; or
  2. The part, or the cosmos.

Simple as that.

So all the permutations of meanings of your sentence are these:

1. Our Whole is one of many Wholes.
2. Our Whole is one of many parts.
3. Our part is one of many parts.
4. Our part is one of many Wholes.

(I eliminated the word “infinity”, since it is not essential to the meaning.)

Probably you assert the first meaning: “Our Whole is one of many Wholes.” This is a masterful example of scholastic doubletalk. You define the Whole to be a part and a part to be the Whole.

Above I gave the example of the concept of God in a monotheistic religion. God is unique, the way the Whole is unique. It makes no sense to say “Our unique God is one of infinitely many Gods.” This makes your God one God among many. But this contradicts your axiom that your God was unique. Same with the Whole. Don’t you see this? I’m sure you do. It makes no sense to say “Our unique Whole is one of many Wholes.”

This is absurd: “Our universe as a whole is not unique, there are infinitely many universes as a whole.” Written like this, the absurdity of your sentence becomes clear. But this sentence is not only absurd but it is a linguistic slight of hand. It is sophistry. If “our universe” is the universe as a whole then there cannot be another universe as a whole inside it because that second “universe” will be a part of “our universe as a whole”.

So which meaning do you really believe! You believe in all of them as the case may be! Yes you can, and will, defend each of the four meaning permutations as the case may be. This is called casuistry, as I explain below. So if I accuse you of claiming something as absurd as the first permutation, you will simply say “No” and claim to defend the third meaning. Or another one. You will always be right. This cannot change. Because you are the present representative of the priestly class who owned cosmology for millennia.

Your “multiverse” should really be “multimos” from “multicosmos”. But no one will take you seriously if you speculate about a small part of the universe. You are the priests of cosmology and you know the secrets of the universe as a whole so you make grandiose claims about the universe as a whole even though you admit that you know nothing about the unkowable parts of the Whole. This is where your mastery scholastic sophistry comes handy. You sell yourself as an expert on what you admit you know nothing about. This is the bonus of being the hereditary Doctors of Philosophy.

***

The above analysis showing the absurdity of the concept of multiverse (a concept defining multiple Wholes or exploiting the word “Whole” by corrupting it) is so simple that it is not possible for a physicist not to understand it. But they don’t. Why? How come a physicist can utter a sentence meaning “our universe as a whole is one of many universes as a whole” with a straight face and build philosophical sand castles on this sophistry and doubletalk?

How can a physicist claim that the Whole is a part of many Wholes?

Well, this type of doubletalk by corrupting the meanings of words is the oldest trick in the book of scholasticism. This is called casuistry. It is a well-known, standard method of argument used by all Doctors of Philosophy including academic doctors and lawyers and politicians. They secretly define a word multiple times and then choose a meaning case by case. If you argue the letter of the law, the lawyer will argue the spirit of the law. If you argue the spirit he will argue the letter. Same with the cosmologist and physicist. They are in the same profession.

People who call themselves “physicists” today are the professional descendants of the ancient scribes who go as far back as ancient Egypt. They continue the tradition of defining a cosmos for their employers, the rulers, and market this cosmos as the universe as a whole.

***

We may also ask why these priestly professionals needed to invent the multiverse, the infinitely many Wholes? One answer may be that they love the absurd. The more absurd a concept is, the more papers you can write about it. (See my next article on this topic.)

Notes:

— Sabine Hossenfelder’s article where she talks about “naturalness” and “our universe” being one of infinitely many [universes] is A philosopher’s take on “naturalness” in particle physics. Her article about Multiverse nonsense is The Multiworse Is Coming

— Of course, when I say “you” I don’t mean you. Don’t take it personally. Just like the word “universe” the word “you” have two meanings. It may refer to you, or to a generic physicist representing your colleagues who are the lovers of null results.