Plazalar arasında kalmış bir cami

Nârâlar demir ve betona bürününce modern mabedler ortaya çıktı. Adeta gökdelenle yarışan minareler.
Ve secdesi olmayan kıyamlar.
–Dücane Cündioğlu

Maslak’da minibüsten indim. Ezan okunuyordu. Etrafıma baktım ama camiyi göremedim. Plazaların arasında bir yerde ama nerede. Ezana doğru biraz yürüdüm. İki binanın arasında minareyi gördüm. İki şerefesine de hoparlör koymuşlar. Sesi de sonuna kadar açmışlar. Ama ezan kimin için okunuyor? Camları bile açılmayan bu yüksek binaların içinde bütün gün hapsolmuş bu insanlar işlerini bırakıp camiye gidemezler ki.

“Plazalar arasında kalmış bir cami” yazısını okumaya devam et

Şehzadeler şehri Manisa

 

Manisa’da Osmanlı mimarisinin ne kadar sade, gösterişten uzak ve işlevsel olduğu dikkatimi çekti. Camiler, hamamlar, medreseler hep doğal taşlardan yapılmış. Toprak rengi hakim. Süsleme yok. Osmanlı, Avrupa gibi, mimaride aşırı gösterişe kaçmamış, Bence güzel bir şey.

Manisada eğitim görmüş şehzadeler.

Osmanlı, şehzadeleri eğitmek için ne kadar güzel bir eğitim sistemi geliştirmiş! Daha sonra şehzadelerin kafese kapatılmaları sonucunda bu sistem yıkılmış ve devlet işlerinden anlayan eğitimli şehzadeler devletin başına geçememişler ve çöküş başlamış.

17 yaşında bir şehzade koskoca imparatorluğun sorumluluğunu alacak yaşta kabul edilmekteydi. Fatih İstanbul’u aldığında 21 yaşındaydı. Bugün hangi 17 yaşındaki genç Fatih seviyesinde bir eğitim alarak hayata atılmaktadır. Hangisinin büyük hayalleri vardır? Gençlerimiz eğitim sanayinin daha da palazlanmasına araç olmuş piyonlardır. O kadar.  Ne kadar yazık değil mi?

Bu açıdan bakıldığında, seçilme yaşının 18’e indirilmesinin iyiye doğru bir adım olduğunu söyleyebiliriz.