Karadelik fotoğrafı neyin fotoğrafı?

Çağrı Mert Bakırcı’nın 14 Nisan 2019 tarihinde Birgün gazetesinin Pazar ekinde çıkan, İlk defa görüntülenen karadelik neden önemli? adlı yazısının bu konuda medyada gördüğüm en bilgilendirici yazı olduğunu düşünüyorum.  Fakat asıl sorulması gereken soru şu: Karadelik diye bir şey doğada olmadığına göre bu “bilim insanları” olmayan bir şeyin fotoğrafını nasıl çekmişler? Çağrı beye açık mektubumu aşağıya kopyalıyorum.

……………………………….

Çağrı bey,

Medyada bu konuda gördüğüm en bilgilendirici ve en eleştirel yazı olduğunu söyleyebilirim. Teşekkür ederim. Fakat siz bile bu “bilim insanlarının” otoritelerini sorgulamadan kabul ediyorsunuz ve asıl sorulması gereken soru olan “Karadelik diye bir şey var mı ki fotoğrafı çekilebilsin?” diye sormuyorsunuz.

Evet, medyaya servis ettikleri görüntünün bir fotoğraf olup olmadığını sorguluyorsunuz ama sonunda fotoğraf olmasa bile fotoğraf denebileceğini kabul ediyorsunuz. Bence bu bir fotoğraf değil çünkü toplanan veriler daha önceden belirlenmiş bir model ile karşılaştırılarak o modele uygulanıyor. Ortaya çıkan kaba görüntü de grafik iyileştirme algoritmaları ile temizleniyor ve ortaya istenen görüntü çıkıyor. Buna fotoğraf demek zor. Sizin de işaret ettiğiniz gibi, bir çok teleskoptan gelen verilerin birleştirilmesi olayı da var ama bir de verileri önceden belirlenmiş bir modele uydurma var. Yani eski karadelik görsellerine simülasyon deniyorsa; bir fotoğraf olduğu iddia edilen bu görüntü de büyük ölçüde simülasyon bence.

Ama bu görselin fotoğraf olup olmaması o kadar da önemli değil. Fotoğraf olmayan bir şeye fotoğraf diyerek fotoğraf kelimesini yeniden tanımlamaları sadece bu “bilim insanlarının” yalan söylediğini gösterir. Asıl önemli olan doğada varolmayan bir şeyin fotoğrafını çekmeleri.

Karadelik nedir? Karadelik fizikçilerin uydurduğu bir etikettir. Neyin etiketidir veya neyin ismidir? Matematikteki tekillik kavramına fizikçilerin verdiği bir isimdir. Tekillik ise sıfırla bölünme olayına fizikçilerin verdiği bir isimdir. Yani bu “bilim insanları” sıfırla bölünmenin fotoğrafını çekmiş oluyorlar. Böyle bir şey olamayacağına göre, bu ya bir mucizedir veya sahtekarlıktır. Ben mucizelere inanmam; o zaman bunun bir sahtekarlık olduğunu söylüyorum.

Karadelikler konusunda medyada tekrarlanan standart fizik propagandası vardır. Nedir bu propaganda? Schwarzschild diye bir fizikçi Einstein denklemlerine bulduğu bir çözümde bu karadelikleri öngörmüş. Bu öngörü de bu fotoğraf sayesinde kanıtlanmış.

Ben Schwarzschild’ın makalesine baktım. Orada sadece 2 tane sıfırla bölünme olayı var ve Schwarzschild sıfırla bölünme olayının doğada olmayan sonuçlar verdiği için onlardan kurtulmayı deniyor. Matematiksel oyunlar ile bir tanesinden kurtuluyor ama diğeri kalıyor. Yani Einstein denklemleri doğada tekillik olduğunu öngörüyor. Sadece bu sebepten zaten o denklemlerin çöpe atılmaları gerekir. Ama fizikçiler denklemleri düzeltmek ve çöpe atmak yerine matematik oyunları ile tekillikleri halı altına süpürmeyi tercih ediyorlar.

Einstein da denklemlerinin tekillik doğurduğundan memnun değil; o da bir makale yazıyor ve tekillik diye bir şey doğada yoktur diyor.

Fakat fizikçiler Einstein’ın otoritesini korumak ve yüceltmek için sıfırla bölünme olayını cisimleştiriyorlar ve onlara karadelik diyorlar. Doğada olmayan bir şey cisimlendirilmiş oluyor ve bir de fotoğrafı çekiliyor.

Tekrar teşekkürler.

Notlar:

Çağrı Mert Bakırcı’nın bahsedilen yazısı.

— Avusturalya’lı araştırmacı Stephen Crothers’in karadeliklerin olmadığını ispatlayan yazılarını burada okuyabilirsiniz. (İngilizce)

— Karadelik fotoğrafı ile ilgili diğer bir yazım: Asrın Buluşu: Mickey Mouse’un doğada fotoğrafı çekildi!

Defterden notlar 1

1. Parçacık ve dalga ikiliği… Fizikçilerin uydurduğu bir hukukî kavram kargaşası… Akademik fizik bilim değil bir hukuk sistemidir. Fizikte çelişki yasaldır… Yasal olan herşey doğrudur… Yani, fizikte bir şey hem “kendisi” hem de “kendisi-değil” olabilir aynı anda. Yasal olduğu müddetçe.

2. Fizikte, ifade edilemez olarak tanımlanmış kavramların bir şekilde (matematiksel el çabukluğu ile) ifade edilebilmeleri… Ve bu sahtekarlığı yapanların Nobel ödülüne layık görülmeleri..

3. Fizikçiler neden, kuarklar gibi, ne dalga ne de parçacık olarak tanımladıkları şeyleri parçacık olarak görselleştirmeyi severler? Atomik maddecilik doktrinine bir din olarak bağlı oldukları için mi?

4. Eğer fizikçilerin deneylerinde kullandıkları ışık huzmesi bir akışkan ise, tabii ki, hem dalga hem de parçacık özellikleri gösterecektir. Çünkü bir kum kümesi, aktığı zaman, akışkan özellikleri gösterir ve hem dalga hem de parçacık gibi hareket edebilir. Bir hortumdan geçirilerek hızlandırılan ve yoğunluğu arttırılan bir su huzmesi de bir ışık huzmesinin özelliklerini gösterir. Huzmeleştirilen suyun yoğunluğu artıyor mu?

5. Biz insanlar devletin veritabanına kayıtlı köleleriz. Bir yaratık kimin veritabanına kayıtlı ise o yaratığın efendisi o veritabanının sahibidir. Biz devletin veritabanına kayıtlı olduğumuza göre bizim efendimiz de devletimiz olmalı. Devletin veritabanında hangi dine bağlı olduğumuzu kayıt altına alan bir alan var. Devletin kendi dini İslam olduğu için bizim de bu alana “İslam” yazdırmamızı tercih ediyor. Ama başka din yazdırırsak onu da kabul ediyor. İnsanlar, ve devlet, dinin genetik olarak anneden babadan geçtiği gibi bir batıla inanıyorlar.

6. Sonuçta biz insanlar Tüzel Varlıkların borç köleleriyiz. Çünkü devletin topraklarında devlete borçlu olarak doğuyoruz ve hayatımız boyunca çalışıp borcumuzu ödüyoruz. Bu kadar olumsuz ve acı bir gerçeği hangi insan duymak ister ki? Kimse ne duymak ister ne de kabul etmek ister.

7. Laiklik konusu var. “Devletin dini İslamdır” anayasanın ikinci maddesinden çıkartıldı ama devlet hiçbir zaman din işlerinden çıkmadı. Devletin dini hala var. Yani bu ülkeye laiklik hiçbir zaman gelmedi. Bu işin tarihine bakmak gerekiyor. “Devletin dini İslamdır” anayasadan çıkarıldı ama “devletin dini yoktur” ifadesi anayasaya konulmadı. Anayasa var ama devletin anayasaya uyması gerektiği gibi bir zorunluluk yok.

8. Laikliğin çeşitli tanımları olabilir. Bu tanımlardan biri devletin her dine eşit davranmasıdır. Bir hıristiyan vatandaş devlet kapısında bir müslüman vatandaşla aynı haklara sahiptir. Tamam. Böyle bir laiklik Türkiye’de var. Ama laikliğin bir tanımı da devletin bir dininin olmamasıdır. Bu tanımlamaya göre Türkiye’de laiklik yoktur çünkü devletin bir dini vardır. Devletin bir dini olduğunu nereden biliyoruz? Devletin dini vardır ne demektir? Devlet bir tüzel varlıktır. Din ise sadece organik varlıklar veya bedeni olan varlıklar için vardır ama özellikle bilinci olan insan için vardır. Tüzel varlıkların bedeni yoktur. Tüzel varlık yaşayan bir organizmadır ama ölünce onu cennete veya cehenneme yollayamazsınız. O zaman devletin dini olması ne demektir? Devletin din işlerinde olması demektir. Devlet yöneticilerinin açıkça dinlerini ifade edip devlet ile din işlerini karıştırmaları demektir. Bir devlet görevlisinin “hayırlı cumalar” diye twit atması devletin dininin olduğunu gösterir. Devletin cemaatleri ve tarikatları desteklemesi devletin dini olduğunu gösterir.

9. Dinin kitabı ile dinin hiyerarşisini birbirinden ayırmak gerekir. Dinin kitabı ile hiyerarşisi aynı şey değildir.

10. İnsanlar ile tüzel varlıklar arasındaki ilişki; kedilerle insanlar arasındaki ilişkinin aynısıdır. Tek fark, kedilerin efendisi olarak insanlar kedileri sadece pet olarak tanımlamışlardır. Kedilerin iş yapmasını beklemezler. Sokak kedileri de vardır ama onlar da insanların dünyasında yaşamak zorundadırlar. İnsanlar ise pet ve köle olarak iki gruba ayrılmışlardır. Profesyonel sınıflara Tüzel Organizmanın petleri diyebiliriz. Gerçi profesyonel sınıflar da çalışmak zorundadırlar. Ama köleler gibi ağır işçilik yapmazlar. Profesyonel sınıfların dışında kalanlar efendi/köle ilişkisi ile Tüzel Varlıklara bağlıdırlar. İnsanlar arasında da egemen güçlerin kölesi olmayı reddedip toplum dışında yaşamayı seçenler vardır. Onlar da belki sokak kedilerine benzerler. Ama hiç bir zaman toplumdan tamamen kaçamazlar. Hangi insan böyle bir gerçeği duymak ister veya kabul eder? Boş laflar bunlar.

11. Tanımlamacılık felsefesi. Biz bir tanımlamalar dünyasında yaşıyoruz. Varoluş tanımlamadır. Varolan herşey bir tanımlama olarak vardır

Fizikçiler ve kuarklar

Q-Gluons2
Kuark topları, gluon yayları ile birleştirilmiş. Ama ne kuark bir top, ne de gluon bir yay.

Fizikçiler kuarkları neden küre şeklinde parçacıklar olarak resmederler?

Fizikçilerin kendileri kuarkların küre şeklinde parçacıklar olmadığını söylerler. Fizikçilere göre kuarklar küre değil, bir alanın titreşimleridirler.

Yani fizikçiler kuarkların hem küre olmadığını hem de küre olduğunu söylemiş oluyorlar.

Bunun sebebi bence kendilerinin “parçacık” fizikçisi olmaları. Bir insanın meslekî ismi “parçacık fizikçisi” ise o insanın herşeyi parçacık olarak görmesi gayet doğaldır.

Doğanın parçacık denilen bölünemez parçalardan meydana geldiğini söyleyen doktrine “atomik maddecilik doktrini” denir. Fizik bu doktrini temel varsayımı olarak kabul eder. Yani bir fizikçi “doğa bölünemez parçacıklardan mı meydana gelmiştir?” diye soramaz. Bu soruyu sorsa kendini inkar etmiş olurdu. Fizikçi dünyanın bölünemez parçalardan meydana geldiğini sorgulamadan kabul eder. Başka seçeneği yoktur.

Ama fizikçiler doğanın temel parçacıklardan meydana gelmediğini deneyler sonucu bulduklarını kendileri söylüyorlar.

Dünya parçacıklardan meydana gelmiyorsa bilimsel düşünen bir insan bunu kabul eder ve mesleğinin temel doktrininin iflas ettiğini kabul eder.

Doğanın bölünemez parçalardan meydana geldiği doktrini iflas etmiştir. Bunu bize fizikçilerin kendileri söylüyor.

Fakat parçacık yoksa parçacık fizikçileri işsiz kalır. İşte bunun için fizikçiler yalan söylemeyi ve kendilerini aldatmayı tercih ediyorlar ve sahtekarlık yapıyorlar. Titreşim gözlemleyip “parçacık gözlemledik” diyorlar. Kimse de fizikçilerin bu yalanlarını ifşa edemiyor çünkü fizik, fizik dışında, bağımsız hiçbir kurumun denetlemediği bir profesyonel meslektir.

“Denetlenmeyen profesyoneller aldatırlar”; bu fizik kanunları kadar kesin bir toplumsal kanundur. Bu sebepten fizik giderek fizikçilerin uydurduğu, doğada varolmayan hayali eşyalarla uğraşan bir şarlatanlık türü olmaktadır.

Modern Kozmoloji Masalları

Kızılderili Masalları kitabından:

Kızılderili masalcı Iagoo, dedesinin uzun yıllar önce anlattığı peri masallarını, gizemli öyküleri de daha dün dinlemiş gibi hatırlarmış. Iagoo’nun dedesi de bu öyküleri vaktiyle kendi dedesinden öğrenmiş, o da kendi dedesinden. Aslında dededen toruna anlatılagelen bu öyküler o kadar eskiymiş ki, kökleri dünyanın, her şeyin sihirli ve tuhaf olduğu o ilk zamanlarına kadar dayanıyormuş.

Modern Kozmoloji Masalları kitabından:

Bu kızılderili masallarına artık kim inanır! Bizim bilimsel peri masallarımız var. Einstein dedenin müritleri olarak ondan duyduğumuz kozmoloji peri masalları o kadar eskiye gidiyor ki, her şeyin sihirli ve gizemli bir nokta olduğu o ilk zamanlara kadar dayanıyor…

Hiç bir şey değişmemiş, değil mi? Sadece şamanların ve masalcıların ismi değişmiş.

Halk evrendeki yerini bilmek istiyor; hiç anlamadığı esrarengiz olayların kendisine bu konularda otorite sahibi şamanlar tarafından anlayabileceği bir dilde anlatılmasını istiyor.

O zamanların şamanları otorite sembollerini üstlerinde taşırlarmış: aşırı süslü ve komik şapkalar, korkunç maskeler, asalar, tüyler şunlar bunlar. Şimdiki şamanlar daha soyut takılıyorlar, onların otorite sembolü denklemleridir. Gizemli sembollerden meydana gelen bu denklemleri sadece kendileri deşifre edebilirler ve denklemlerde gördükleri esrarengiz bilgileri halka anlatırlar. Einstein dedenin denklemlerinden çıkan en gizemli peri masalı Bigbang masalıdır. Bigbang masalı yaratılış efsanesi olarak da bilinir.

Einstein dedenin denklemlerine göre ve Hubble dedenin gözlemlerine göre şimdi gördüğümüz bu evren 14 trilyon yıl önce sonsuz yoğunlukta bir nokta imiş. Sonra, tanrı evreni yaratmak için bu sonsuz yoğun noktaya bir iğne batırmış ve bu nokta patlamış, aynı bir balon gibi, ve o zamandan beri evren yayılıyormuş… Ama yayılan evren değil uzaymış. Nasıl yani? Uzay nasıl yayılır?

Ne demek “Uzay nasıl yayılır?” Siz kızılderili İagoo’nun masallarını sorguluyor musunuz? O zaman neden fizikçi amcanın masallarını sorguluyorsunuz?

Ama fizikçi amca çelişki içinde; anlattığı masal kendi içinde tutarlı değil. Mesela, onun dediğine göre, evrenin bir ufku varmış ve onun ötesinden bizim buraya ışık gelmiyormuş. Yani bu masalcı fizikçi amca evrenin bütününü bilmediğini zaten kendi söylüyor. Hem evrenin bütününü bilmiyorum diyor hem de evreninin bütününü biliyorum, 14 trilyon yıl önce bir noktaydı diyor.

Ee, hani evreninin bütününü bilmiyordun? Seni palavracı seni.

Masalcılığın bile bir raconu vardır. İagoo en azından masal anlattığını açıkça söylüyor, ama fizikçi amca bizi aldatıyor. Kandırmaya çalışıyor. “Ben bilim adamıyım; Bigbang bilimsel teoridir” diyor. Ondan sonra peri masalları anlatıyor. Sizi bilmem ama ben Kızılderili İagoo’nun samimi masallarını fizikçi amcanın palavralarına tercih ederim.

Newton’un eylemsizlik ilkesi hakkında…

Newton gezegenlerin yörüngelerini kendi uydurduğu okült güç ile açıklayabilmek için eylemsiz hareket diye bir hareket tarzı uydurmuştur: gücün olmadığı bir yerde düz bir çizgi üzerinde aynı hızda süreduran bir hareket olurmuş. Hareket etmeye başlayan bir obje düz bir çizgi üzerinde sonsuza kadar aynı hızda hareket etmeye devam edermiş. Böyle bir hareketin ne kadar saçma olduğu hakkında çok yazdım ama burada Nick Kollerstrom’un Newton: Bilim Tarihinin En Büyük Sahtekarı adlı kitabından bir alıntıyı paylaşmak istiyorum (kendi serbest tercümemle):

Eylemsizlik ilkesini formüle etmek, içinde yaşadığımız dünyayı yoksamayı ve reddetmeyi gerektirir çünkü böyle bir hareket hiç bir yerde hiç bir zaman gözlenmemiştir. Bu dünyada düz bir çizgi üzerinde aynı hızda gideduran bir obje yoktur, olamaz da.

Böyle bir hareket sadece tamamen boş bir evrende gerçekleşebilirdi. Bu evrenin içinde sadece bu eylemsizlik hareketini Newton’un emrettiği şekilde gerçekleştirecek olan obje bulunmalıydı. Çünkü başka bir obje olsaydı, bu diğer objenin çekim gücü, eylemsiz eylemsiz dolaşan Newtoncu objeyi etkileyip onu düz çizgisinden saptıracak ve dolayısıyla eylemsizlik hareketini sonlandıracaktı. Böylece obje bir eğri üzerinde gitmeye başlayacaktı. Ayrıca, bu Newtoncu eylemsizlik evreninde bir tek objenin hareketini kimse gözlemleyemezdi, çünkü gözlemcinin çekim gücü de Newtoncu eylemsiz objenin düz çizgisini bozardı.

Bu saçma hareketi hala bir doğa yasası imiş gibi talebelere öğretip duran bağnaz Newtoncu fizikçilere duyurulur.

Notlar:

Nick Kollerstrom’un kitabı.

Eylemsizlik hakkında genel bilgi.

Black holes as the definition of the absurd

Priyamvada Natarajan, wrote about black holes:

How do you think about black holes?

They’re crazy objects, no question; they’re bizarre. There are three ways to think about them, and you can choose. One way is that stars, when they exhaust their fuel, have a violent end, and they leave behind — like a dead nuclear reactor — these black holes.

So black holes are compact inner parts of the stars that have gravitationally collapsed and have become unbelievably dense.

There’s no analogue. It’s not lead; it’s nothing we can think of. Then these stellar remnants build up. Gas falls in. They become bigger.

I want a certain depth of understanding that comes with people who think mathematically.

Another way is to think about the fact that not even light can escape from a black hole.

If you want to launch a rocket that has to escape the gravitational grip of the Earth, we have to shoot it out at 11.6 kilometers per second. That’s 33 times the speed of sound, so it’s pretty fast.

Now imagine a rocket going out at the speed of light, 300,000 kilometers per second, and it still can’t escape, because the gravitational grip is so strong.

That’s a black hole.

The third way is if you picture space-time as a sheet, then a black hole is a pinch in that sheet. An anomaly in the shape of space.

***

I have many problems with the above.

***

My first objection was that defining the same concept in three different ways and then choosing one depending on the context amounted to casuistry. But Ms. Natarajan replied that this was hot the case:

Nope — it’s not — I don’t use these definitions as needed.

These are three different ways to think about black holes – that are – enigmatic, complex and have defied a single definition — this is just how it is — like it or not!

***

I’m sorry but I take this seriously. First of all words like “bizarre”, “crazy”, “enigmatic” and “complex” as qualities of black holes says nothing to me. Second, you say there are three definitions of black holes and “you can choose.” But when I say “you choose one as needed” you deny that you choose one depending on the problem. This is not clear to me. Are there three types of black holes with different characteristics? Are these independent definitions? One definition you offer is that a black hole is an object from which even light cannot escape. Is this valid for all three definitions of black holes?

***

Physicists define a black hole as an infinitely dense mathematical point, then objectify it as a sinkhole from which even light cannot escape but then they invent countless loopholes in order to do physics with these supernatural objects. After all, if it were true that no light could escape from a black hole, no physics could be done with such an object.

By definition, a black hole excludes electromagnetism and therefore it is a non-physical object. It cannot even be an “object” because an object is something that obeys physics. So in order to make black holes to play physics, physicists let black holes grow hair, they let them collide and merge. All these thermodynamical interactions happen but light cannot escape! How so? I think the best definition of a black hole would be this: A black hole is a suspension of disbelief.

***

I also take issue with your third definition. You tell us to think about a black hole as a “pinch” on the space-time defined as a sheet. Then you forget that you said “space-time” and say that a black hole is an anomaly of “space”. Where do black holes live? In spacetime or in space?

To ask us to imagine spacetime as a sheet is an insult to our intelligence. You know and we know that spacetime is not a sheet. So why are you telling us to assume that spacetime is a sheet and black hole is a pinch in that sheet? The sheet metaphor is just a metaphor and explains nothing. It hides the true explanation, if there is any.

You say “I want a certain depth of understanding that comes with people who think mathematically.” But mathematics can be used to quantify even absurd and bizarre objects. The fact that you can study an object mathematically does not prove that that object exists. We know that Mickey Mouse does not exist. But you can define his weight, height and age and study his properties mathematically. But Mickey Mouse will still be a fictional object. Same with black holes. Unless you have a single physical definition of a black hole that applies to all black holes, what you have will be sophistry. Sophistry or doubletalk happens when a concept is defined many times.

Three definitions of black holes:

1. Stars exhaust their fuel and have a violent end and turn into black holes. I think this type of black hole is assumed to be an infinitely dense mathematical point. Which is absurd.

2. We call a black hole an object from which light cannot escape. It’s strange because this black hole is so dense and small but it harbors light in it and this light cannot escape from it. But you are not talking about light per se but a rocket going with the speed of light. So a black hole is an infinitely dense and infinitely small mathematical point which said to be an “object” and we are talking about a rocket escaping from this objectified mathematical point. We don’t even know if a black hole has a surface from which a rocket can be fired. So we are really in the realm of speculative thought experiments presented as physical truths. We are building absurdity upon absurdity and no one is worried about all these absurd reasoning.

3. Think about a black hole as a metaphor. This is the classic “spacetime as a sheet” metaphor. A black hole is a “pinch” on that sheet. What a meaningless metaphor! It explains nothing. Effectively it means “take my word for it. Believe what I say. I’m an expert on black holes and you are not.” So you are asking us to believe your authority without question.

So what do we learn from these three definitions of black holes?

A black hole is an infinitely dense mathematical pinch in the fabric of spacetime (or space) from which light cannot escape. Where does this light reside in an infinitely dense mathematical point? That is absurd. We defined it as infinitely dense. It may even be pure gravity. It can contain no light. But it is defined in terms of light.

From this I conclude that absurd is legal in physics. We are living in an absurd world. The more absurd the better.

Notes:

 Quanta Magazine article about Ms. Natarajan. Twit in question.

— Casuistry or case-based reasoning, is a method in applied ethics and jurisprudence, often characterised as a critique of principle- or rule-based reasoning. https://en.wikiquote.org/wiki/Casuistry

— Black holes is said to form with gravitational collapse. But what physicists call gravitational collapse is nothing more than lifting oneself up by shoestrings, that will not happen. Gravitational collapse fairy tale violates all of the laws of thermodynamics:

Is circular reasoning legal in physics?

Referring to Lisa Randall, Sabine Hossenfelder writes:

And that is how the top of tops of theoretical particle physicists react if someone points out they are unable to acknowledge failure: They demonstrate they are unable to acknowledge failure.

If Lisa Randall is “the top of tops of theoretical particle physics” I feel sorry for humanity and the old science of physics.

When I started writing my book, I thought the problem is they are missing information. But I no longer think so. Particle physicists have all the information they need. They just refuse to use it. They prefer to believe.

So, physicists prefer to believe in their pet scenarios blindly instead of considering data that contradicts their pet scenarios. This is not the scientific attitude but the old scholastic attitude. Physicists are not trying to understand nature but trying to fit nature into their silly speculations.

Ms. Hossenfelder also calls physicists intelligent: “Some thousand of the most intelligent people the human race has ever produced.“ Is this really true? Can we call these scholastic doctors of philosophy the most intelligent specimens of humanity? They are just careerist academics trying to move up the ladder of academia.

If I were to write a few years ago similar stuff about corruption in physics Ms. Hossenfelder would have called me a crackpot. Now she is stirring the pot and rocking the boat of physics and I support her full heartedly. Other physicists are calling her a dinghy challenging a super tanker for right of way. Very apt. I like the image of academic physics as a super tanker filled to the brim with junk theories that serve no purpose except career advancements. She calls herself crazy, tongue in cheek, of course. I’ve been writing about how corrupt physics is at least for 20 years and of course no one takes them seriously because I’m an outsider. But I want to build on some of the bad things she identifies in physics. One is the widespread use of circular reasoning in physics. Ms. Hossenfelder repeatedly shows that physicists use circular reasoning in their theories.

So, Is circular reasoning legal in physics?

Talking about “naturalness” Ms. Hossenfelder writes:

The biggest problem, however, is the same for both types of naturalness: You don’t have the probability distribution and no way of obtaining it because it’s a distribution over an experimentally inaccessible space. To quantify naturalness, you therefore have to postulate a distribution, but that has the consequence that you merely get out what you put in. Naturalness arguments can therefore always be amended to give whatever result you want.

This is blatant circular reasoning. Is it possible that “the most intelligent people the human race has ever produced” can miss that their reasoning is circular? I don’t think this is possible. Ms. Hossenfelder, as a physicist, clearly sees that making predictions with naturalness arguments is nothing more than circular reasoning and you “get out what you put in” and “naturalness arguments can therefore always be amended to give whatever result you want.“

So, Ms. Hossenfelder is warning her colleagues that what they are doing is charlatanism because they invented an argument and called it “naturalness” but this argument is nothing more than circular reasoning that lets them obtain whatever results they want. This is really a damning accusation.

So far, I did not hear a physicist replying to Ms. Hossenfelder and denying that naturalness argument is circular. That’s why these physicists are charlatans.

I’m not using the word charlatan lightly. In any other professional field where practitioners must obey professional and ethical rules such charlatanism will not be allowed. But physics is an unregulated professional field and physicists know this, they know it’s anything goes, no regulations, no responsibilities, so they break all the rules of logic and all the rules of reasoning and no one questions their silly philosophizing and childish arguments. That’s why I say that academic physics is not science, it is legal. In legal, whatever is legal is true. If circular reasoning is legal, then no physicist will question a circular reasoning. On the contrary, he will also use circular reasoning to further his own pet speculations.

Physics is an unregulated and corrupt professional field. It is unregulated because physicists have no customers. The government has no incentive to regulate physics. On the contrary, the government likes and uses absurd scenarios invented by physicists because these scenarios justify the building of outrageously expensive Big Physics projects in the name of making discoveries in “fundamental” physics. It’s a charade played by the governments and physicists. Physicists work for the government anyway. Either directly, in Big Physics projects or indirectly through grants obtained by way of universities.

Ms. Hossenfelder is just scratching the surface, the corruption in physics is endemic, it’s in the culture, it’s chronic, acute and traditional. This becomes obvious when we realize who these people who call themselves physicists are. They are the current practitioners of the oldest profession in the world, scholasticism. A physicist is a scholastic Doctor of Philosophy. That’s a physicist’s true professional title. These are the same people who used to write De Motu’s in Latin in the same European universities in the middle ages and produced countless commentaries on commentaries on Aristotle. Now only the names changed. Now the commentaries are on Einstein and De Motu’s turned into papers on all kinds of forces and particles. The new Latin is mathematics or as used in physics, mathematicism, a pidgin mathematics with zero rigor, that acts only as false witness to physicist’s doctrines. It’s all academic. Even experiments are academic. They all give null results. Academic means null. It would be so funny if this weren’t so tragic.

Notlar:

— I know scholasticism is not the oldest profession in the world. It is the penultimate oldest profession but I didn’t want to get that pretentious.

— These are the the referenced articles, by Sabine Hossenfelder, A philosopher’s take on “naturalness” in particle physicsThe Multiworse Is Coming

— Lisa Randall is a radical Big Bangist who pretends to know the entire lifetime of everything that exists because Hubble observed that 24 galaxies appeared to going away from the Earth. 24 galaxies!! Lisa Randall is a charlatan who wants us to believe that 24 galaxies constitute a representative sample of the whole. This is a joke. I would have said arrogance but this is not arrogance, this is charlatanism.

— What is circular reasoning? “The fallacy of circular argument, known as petitio principii (“begging the question”), occurs when the premises presume, openly or covertly, the very conclusion that is to be demonstrated.”

— Ms. Hossenfelder being a metaphorical dinghy against the physics behemoth is mentioned here.