Yerçekimi: Newton ve Einstein

Ali Sebetçi:

[…] yerçekimi tek bir olgu fakat bu olgu iki ayrı teori ile açıklanabiliyor: birisi Newton’ın klasik genel çekim yasası, diğeri Einstein’ın genel görelilik kuramı

Yerçekiminin açıklanması konusundaki gözleminize katılamıyorum.

Genel görelilik kuramı ile genel çekim yasası temelde birbirleri ile çelişkilidir ve aynı olguyu açıklayamazlar. Einstein, Newton’un varsaydığı doğaüstü güç kavramına tepki olarak kendi yerçekimi kuramını geliştirmiştir. Einstein’ın kuramı yerçekimini çekim gücü diye bir şey olmadan açıklar. Yerçekimi ya çekim gücüdür ya da değildir. Aynı olgu (yerçekimi) hem çekim gücünü varsayan bir kuramla, hem de çekim gücünü yadsıyan bir kuramla açıklanamaz.

“Yerçekimi: Newton ve Einstein” yazısını okumaya devam et

Mutlak kavramı üzerine…

Ali Sebetçi’nin bir paylaşımına yorum yapmıştım. Paylaşım şu idi:
Sebetçi

En sonunda Ali bey bana Ezeli Hikmet Perspektifinin Merkezi Bir Kavramı Olarak Metafiziksel Sonsuzluk adlı makalesinin linkini yolladı ve okumamı istedi.

Ali Sebetçi beye sormuştum, “mutlak olarak tanımladığınız bazı şeyler nelerdir?” diye. Somut örneklerden giderek mutlak kavramını anlamanın daha kolay olacağını düşünmüştüm. Benim mutlak olarak tanımladığım birkaç örnek:

“Mutlak kavramı üzerine…” yazısını okumaya devam et

Din ile bilimin gerçekleri ayrı olabilir mi?

Caner Taslaman bir tweet’inde bilimin ve dinin “farklı hakikatleri” olamayacağını söylemiş. Bu da benim cevabım.

***

Caner bey,

Önce “dinler” olarak kelimeyi çoğul kullanmışsınız, sonra yazının geri kalan kısmında “din” diye tekil kullanmışsınız. Aklınızda tek bir din mi var? Yoksa dünyadaki varolan bütün dinlerden mi bahsediyorsunuz?  “Din” diye okursak çıkacak anlam, “dinler” diye okursak çıkacak anlamdan çok farklı olur. Hurafelerden bahsettiğinize göre aklınızda İslam dini varmış gibi geldi bana.

***

Bilimin ve dinin farklı hakikatleri olamayacağı tabii ki doğru değil. Böyle bir iddiada bulunmanıza şaşırdım. Din ve bilimin hakikatleri dünyanın hareketi konusunda farklı değil miydi? Bilimin hakikati dünyanın hareket ettiği yönünde  iken, dinin hakikati dünyanın sabit olduğu idi. Bundan zıt iki hakikat olabilir mi!

Din ancak 1992’de bilimin hakikatini kendi hakikati olarak kabul etti ve dünya evrenin merkezinde sabit değilmiş dedi.

***

Tabii sizin asıl demek istediğiniz gizli bir varsayıma dayanıyor: mutlak bir gerçek olduğu ve bilimin de dinin de bu gerçek gerçeğin aynası olduğunu varsayıyorsunuz, tabii doğru oldukları müddetçe. Ben bu varsayıma katılmıyorum çünkü –kendimizi bu dünyadaki gözlemlerimizle kısıtlarsak– anlıyoruz ki, tek bir gerçek var o da görüntü. Tek gerçek görüntüdür. Vahdet-i vücut bunu gerektirmiyor mu zaten? Mânânın sonsuz misallerinin, yani görüntülerinin, olduğu bir dünyada yaşıyoruz. “Tek gerçek mânâdır” demek “tek gerçek görüntüdür” demek olmuyor mu?

###

Notlar:

Caner Taslaman’ın Tweet’i

— Caner Taslaman bu Twitteki videoda da aynı şeyi söylüyor

— Katolik Kilisesi Galileo’yu 1992 yılında affetti

Vahdet-i Vücut hakkında bilgi

Futbolda Vahdet-i vücut