Din ile bilimin gerçekleri ayrı olabilir mi?

Caner Taslaman bir tweet’inde bilimin ve dinin “farklı hakikatleri” olamayacağını söylemiş. Bu da benim cevabım.

***

Caner bey,

Önce “dinler” olarak kelimeyi çoğul kullanmışsınız, sonra yazının geri kalan kısmında “din” diye tekil kullanmışsınız. Aklınızda tek bir din mi var? Yoksa dünyadaki varolan bütün dinlerden mi bahsediyorsunuz?  “Din” diye okursak çıkacak anlam, “dinler” diye okursak çıkacak anlamdan çok farklı olur. Hurafelerden bahsettiğinize göre aklınızda İslam dini varmış gibi geldi bana.

***

Bilimin ve dinin farklı hakikatleri olamayacağı tabii ki doğru değil. Böyle bir iddiada bulunmanıza şaşırdım. Din ve bilimin hakikatleri dünyanın hareketi konusunda farklı değil miydi? Bilimin hakikati dünyanın hareket ettiği yönünde  iken, dinin hakikati dünyanın sabit olduğu idi. Bundan zıt iki hakikat olabilir mi!

Din ancak 1992’de bilimin hakikatini kendi hakikati olarak kabul etti ve dünya evrenin merkezinde sabit değilmiş dedi.

***

Tabii sizin asıl demek istediğiniz gizli bir varsayıma dayanıyor: mutlak bir gerçek olduğu ve bilimin de dinin de bu gerçek gerçeğin aynası olduğunu varsayıyorsunuz, tabii doğru oldukları müddetçe. Ben bu varsayıma katılmıyorum çünkü –kendimizi bu dünyadaki gözlemlerimizle kısıtlarsak– anlıyoruz ki, tek bir gerçek var o da görüntü. Tek gerçek görüntüdür. Vahdet-i vücut bunu gerektirmiyor mu zaten? Mânânın sonsuz misallerinin, yani görüntülerinin, olduğu bir dünyada yaşıyoruz. “Tek gerçek mânâdır” demek “tek gerçek görüntüdür” demek olmuyor mu?

###

Notlar:

Caner Taslaman’ın Tweet’i

— Caner Taslaman bu Twitteki videoda da aynı şeyi söylüyor

— Katolik Kilisesi Galileo’yu 1992 yılında affetti

Vahdet-i Vücut hakkında bilgi

Futbolda Vahdet-i vücut