Faiz: Kuran’da ve Hammurabi yasalarında

Hammurabi yasalarında faiz ile ilgili bir bölüm. (Küçükkalay, s.26):

Şayet bir tüccar borç için mısır verirse, o tüccar 1 gur için mısırın 100 silesini faiz olarak alabilir. Şayet bu tüccar borç için gümüş vermişse, gümüşün bir şekeli için 1/6 şekel hububatı faiz olarak alabilir…

Şayet borcu artan bir adamın onu ödemek için gümüşü yoksa fakat mısırı varsa, tüccar bu durumda faiz için mısır alabilir (ki bu faiz kralın emriyle belirlenen orana uygun olmalıdır fakat tüccar bu oranı gümüşün 1 şekelinin üzerine çıkarırsa ve bunu alırsa, borç olarak her ne vermişse bunu kaybederdi.)

Kuran’da faiz 3 cümle ile geçiştirilirken, Kuran’dan bin sene önce yazılmış Hammurabi yasaları faizi detaylı olarak ele almış (bu iki madde dışında da faizle ilgili maddeler var).

Küçükkalay’ın yorumu:

Faizin Mezopotamya’daki en belirgin uygulaması, bu uygulamaların kanunlara da yansıtıldığı Babil Devleti’nde söz konusu oldu.

Özellikle Hammurabi Kanunları’nın 71. ve 72. maddeleri kanunla belirlenen faiz oranlarından işlem yapılabileceğini, borç verenin keyfi oran belirlemesi durumunda ise ödünç verdiğini bile geri alamayacağını ifade ediyordu.

Faiz karşılığında para ve mal vermek, M.Ö. 2000’li yılların başlangıcında Babilli tüccarların etkinlik alanının büyük bölümünü oluşturuyordu. Çünkü gerekli olan sabit sermayeye sadece onlar sahipti.

***

Demek ki, faiz ve tefecilik Kuran’ın yazıldığı döneme has bir olay değildi. Kuran’dan en az bin yıl önce Hammurabi kanunları faizi detaylı olarak anlatmış ve faizin nasıl kullanılabileceğini yasalaştırmış ve tefeciliğe karşı önlem almış.

Para ile yapılan bir işlemde, yapılan işlem karşılığında bir ücret almak, yani faiz, bin senedir biliniyor ve uygulanıyor. Faiz olayını kötüye kullananlara da tefeci deniyor. Tefeciler borç para verdikleri insanları aldatıyorlar, soyuyorlar ve mallarını ellerinden alıyorlar. Sorun faiz değil, tefecilik. Devletin görevi faizi yasaklamak değil tefeciliği önlemek.

Kuran yazıldığı dönemlerde, Arapların bir devleti yok. Yani faiz gibi sorunları çözmek için yasa çıkartıp uygulayacak bir merkezi otorite yok. Bu otorite “İslam devleti” olarak yeni yeni kurulmakta ve Kuran bu devletin uygulaması için ilahi yasalar tanımlıyor.

Aynı Hammurabi’nin yaptığı gibi. Hammurabi de kendi adını taşıyan bu yasaların adalet tanrısı Şamas’ın yasaları olduğunu ve kendisinin bu ilahi yasaları insanlara iletmek için bir taş üzerine kaydettiğini söylüyor.

Anlaşılan insanlar, eğer yasalar doğaüstü bir güçten kaynaklanmıyorsa o yasaları ciddiye almıyorlar. 3 bin senedir bu konuda hiçbir şey değişmemiş.

***

Kuran’dan bin sene önce Hammurabi yasaları diye bilinen yasaları kayıt altına alan Hammurabi ne yapıyor? “Tefecilik yapanı cehenneme yollarım” diye tefecilik yapanları tehdit mi ediyor? Hayır. Ekonomik bir işlemin kötü kullanılmasına karşı, ekonomik ceza veriyor. “Benim koyduğum faiz oranından fazla faiz alan birisini yakalarsam hem aldığı faizi hem de ana parasını alırım” diyor.

Kuran tefecilik yapanı cehennemle tehdit ediyor. Tehdit ederek toplumsal bir olayı ortadan kaldıracağını düşünüyor.

Demek ki Kuran bir yasalar kitabı değil; yasaklar kitabı. Kuran’ı yazan 7. yüzyıl çöl Araplarının aradaki farkı anlamış olmalarını bekleyemeyiz tabii ki.

Kuran faizi tanımlamıyor. Faizin ne kadarı haklıdır ne kadarı haksızdır belirtmiyor. “Faiz alanı cehenneme yollarım” diye kestirip atıyor.

Fakat faiz, sağlam ve sağlıklı bir ekonomik sistem için gerekli bir işlemdir. Faizi yasaklayarak Kuran kiralama işlemini yasaklamış oluyor. Faiz hala ekonominin temel bir işlemi olduğuna göre Kuran’ın cehennem tehditleri işe yaramamış.

***

Fakat benim asıl dikkat çekmek istediğim başka bir şey.

Hammurabi bir ekonomik soruna ekonomik bir çözüm getiriyor. Kuran ise sanki faizi anlamamış veya ciddiye almamış.

Üstelik Kuran’ın faiz için kullandığı “riba” kelimesi faiz olabilir veya tefecilik olabilir. Kuran sanki halk için değil okulcu doktorlar için yazılmış bir metin. Okulcu doktorların işi bu. Sabit tutulan ve muğlak ve çok anlamlı kelimelerden meydana gelmiş bir metni sahiplenip o metne şerh ve yorum yazarak kariyer yapmaktır işleri. Kuran da bunlara muğlak ve çok anlamlı kelimelerle dolu bir metin vermiş “alın bununla oynayın, kariyer yapın” demiş sanki. Günümüzde de Kuran’ın sahipleri hâlâ bu İslam ruhbanlarıdır.

***

Ruhbanlar sınıfı bir gölge Kuran yaratmışlar. Faizi yasaklayan Kuran değil. Bu soytarılar, yani okulcu doktorlar, yani İslam ruhbanları.

Benim gerçekten merak ettiğim, Kuran neden faizi ve tefeciliği bir ekonomik işlem olarak görüp ekonomik bir çözüm getiremiyor? Hammurabi bile bin sene önce devletin faiz oranlarını belirleyerek tefeciliğin önüne geçebileceğini anlamış ve buna göre kanunlar çıkarmış. Kuran neden, “yüzde 8 faiz verebilirsiniz, daha yüksek faiz ile para kiralayan insanlar, hem faizi hem de anaparalarını kaybederler” gibi bir şey diyememiş? Yani neden ekonomik bir soruna ekonomik bir çözüm getirememiş?

Notlar:

— En az 3 bin senedir insanlar; bir ruhban sınıfın tanrılardan aldıklarını iddia ettikleri —ama aslında kendilerinin yazdıkları— yasaların ilahi yasalar olduklarına inanıyorlar. Yasaların sahibi tanrıların insanları kayırdığına inanıyorlar. Yasaları gerçekten yazmış olan egemen güçlerin insanları sömürmek için bu yasaları yazdıklarını göremiyorlar mı? Yoksa görmek mi istemiyorlar? Görsek bir şey değişmiyor ki!

Faizle ilgili diğer yazılar.

Gölge Kuran.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s