Riba faiz değildir

Mustafa Öztürk, Diyanet, TOKİ, Faiz diye bir yazı yazmış. Benim dediklerime benzer şeyler söylemiş.

Özet olarak, Kuran’da faiz olarak tercüme edilen “riba” kelimesinin bugün bankacılık sisteminde kullanılan mevduat veya kredi faizi ile bir ilgisi yoktur diyor. Riba kelimesi bugün tefecilik dediğimiz şeye tekabül ediyor. Yani Kuran tefeciliği yasaklamış, faizi değil.

Buna göre “İslam’da faiz kesin olarak haramdır” diye bas bas bağıran Diyanet, Kuran’ı hiç anlayamamış ve halkı yanlış bilgilendiriyor.

M. Öztürk:

Din İşleri Yüksek Kurulu’nun TOKİ projesi kapsamında alt gelir grubundaki vatandaşların ev sahibi olmak için kamu bankalarından kredi kullanmalarını Kuran’da yasaklanan riba ve ribalı işlem kapsamında değerlendirmemesi bize göre isabetlidir.

Bürokratlar ve teoloji doktorları Kuran’ı yorumlayıp karar veriyor. Kuran zaman içinde değişen şartlara uyum sağlayamamış. Bu sebepten bir profesyonel ruhban sınıf laf cambazlığı ile Kuran’ı değişen şartlara uydurmaya çalışıyorlar. Bunu da bir gölge Kuran yaratarak yapmışlar.

Kuran’da bugün faiz dediğimiz kurumsal faiz ile ilgili bir düzenleme yok. Diyanet bürokratları ne uydurursa ona inanmak durumundayız. Diyanet halkın Kuran’ı açıp kendi aklını kullanarak okumayacağını biliyor.

Zira Kuran’da yasaklanan riba (cahiliye ribası) ile bugünkü bankacılık sisteminde binbir türüyle cari olan “faizi”i özellikle meşhur “altı mal hadisi”nden hareketle gelişigüzel biçimde aynileştirmek pek mümkün değildir.

Gerçekten de Kuran riba kelimesini tanımlamaz. Kuran’ın çağdaş muhatapları bu kelimenin anlamını biliyorlarmış ama biz bilmiyoruz. Kuran ribayı tanımlamıyor, çeşitlerini sıralamıyor ve ribayı neden yasakladığına dair bir gerekçe bildirmiyor. Riba’nın tanımı da, yasaklamanın gerekçeleri de hep sonradan yorumcular tarafından uydurulmuş. Yani insanlar yorumcuların uydurdukları Kuran’da olmayan şeylere Kuran söylüyormuş gibi inanmışlar. İnandırılmışlar. Çünkü hiçbiri Kuran’ı açıp okumuyor, otoritelerin yorumunu sorgulamadan kabul ediyor.

Hele de “Buğdayla buğday, misli misline vesaire” diye başlayıp ardından son derece iğreti [eğreti demek istemiş olmalı] benzerlikler kurarak bugünkü mevduat veya kredi faizini “riba”ya eşitlemek, tabir caizse şaka gibidir.

Bankaya para yatırmak demek paranı bankaya kiralamak demektir. Kiralama ücreti olarak da banka sana kira ödüyor, bu kiraya da faiz deniyor. Kiralanan şeyden kira almanın yasaklanması kadar saçma bir şey olabilir mi?

Çünkü 1400 küsur yıl öncesinin Medine pazarındaki piyasa, para, ticaret, iktisat ilişkilerinin o günden bugüne çok köklü paradigmatik evrimler geçirdiği izahtan varestedir.

Bu ne demektir? Kuran’daki tanımlar zaman ve mekanla kısıtlıdır. Mustafa Öztürk bu gerçeği kabul etmiş oluyor.

Kuran’daki faiz yasağı 1400 yıl öncesinde Medine pazarı ve o dönemin Arap toplumu için geçerlidir. Bugün için geçerli değildir.

Demek ki Kuran bir hukuk kitabı değildir. Çağlar boyu geçerli olan bir yasalar kitabı değildir.

Öyleyse, Kuran’ın yasak tanımları belli bir tarihsel dönem ve coğrafi bölge için yapılmıştır ve bugünün toplumu için geçerliliği yoktur. O zaman Kuran’daki faiz konusu neden günümüz Türkiye’sinde gündeme geliyor? İslam ile ilgisi olmayan konulara neden İslam tanımlamaları bulaştırılıyor?

Neden eski Mısır’daki borçlanma yöntemlerini tartışmıyoruz? Neden eski Çin’deki faiz anlayışını uygulamıyoruz?

1400 yıl önce tanımlanmış Bedevi Arap faiz anlayışı bize eski Mısır ve eski Çin veya Babil veya Sümer para sistemleri kadar yabancıdır. Nedir bu Arap seviciliği? Anlamak mümkün değil.

Türkiye’de devlet tarafından düzenlenmiş, ve uluslararası sistem ile uyumlu bir bankacılık sistemi vardır. 1400 yıl öncesinin ilkel Arap para sistemini günümüze taşımak, “dünya düzdür” demek gibi bir şeydir.

Kuran dünyanın düz olduğunu varsayar. Bugün bu varsayımı kabul edemeyiz. Kuran uzayın 7 semadan meydana geldiğini ve 7. semanın tepesinde Allah’ın tahtının bulunduğunu söyler. Kuran’ın kozmogoni, kozmoloji, jeoloji, coğrafya, ahlak ve para anlayışlarını insanlık çoktan aşmıştır. Bırakalım isteyenler bu ilkel varsayımlara inansınlar ama bunu modern Türk toplumuna dayatmaya kalkmasınlar.

Bu mesele bir tarafa, Kuran’da yasaklanan riba bugün “yeraltı tefeciliği” denen sistemdeki uygulamaya benzer şekilde cari olan mürekkep faizdir ki buna “temerrüt/gecikme faizi” de denebilir.

Katılıyorum. Kuran faize değil, tefeciliğe karşı. Fakat tefeciliği ortadan kaldırmak için dayattığı çözüm çok garip. Toplumsal bir olayı cehennem tehditi ile ortadan kaldırmaya çalışıyor. Başarısız olduğu kesin. Bugün faiz de tefecilik de devam etmektedir.

Öte yandan, riba, Kuran’ın nazil olduğu dönemdeki ekonomik şartlar mucibince tefeci zenginlerin yoksul ve/veya ihtiyaç sahibi insanlara verdiği borçlarda cereyan eden bir şeydir.

Tamam işte, riba o zamanın tefecilerinin yaptığı bir şey. Asıl ilginç olan, 1400 yıl önce yazılmış olan bir metinde toplumsal bir arızayı düzeltmek yerine orantısız ceza ile cezalandırmak için yazılmış bir cümlenin bu kadar ciddiye alınması.

Oysa modern bankacılık sisteminde çoğu kez zenginler kredi kullanan, küçük tasarruf sahipleri ise bankadaki mevduatları ile zenginleri fonlayan kimseler mesabesindedir.

(Mesabe: derece, mertebe, düzey.)

Öte yandan, riba, düpedüz bir sömürü aracı olarak mevcut borcu geri ödenmesi zor bir borçtan imkansız bir borca dönüştürerek uzun vadede borçluyu alacaklısının müesses manada köleleştirmesi gibi vahim bir sonuç doğurur.

Doğru tespit. Ama Kuran riba yasağı için bir gerekçe göstermiyor. Bunlar hep sonradan zamanın ahlak anlayışına uygun olarak yapılmış yorumlar. Eğer Kuran tefeciliği ortadan kaldırmak istiyorsa gerçekçi toplumsal çözümler bulması gerekirdi. Cehennem ile korkutmak bir işe yaramaz.

Modern bankacılık sisteminde ise hukuki süreçlerle borcun tahsiline çalışılır.

Zaten daha peygamberin döneminde çevresindekiler bugünkü anlamda faiz vermekten çekinmemişler. Etraftan işletmek üzere para toplayıp karşılığında kiraladıkları para için kira (faiz) ödemişler. Kimse de bunda bir sakınca görmemiş. Daha sonra Kuran’dan daha Kurancı yorumcular çıkıp faizin yasak olduğunu söylemişler.

Sonuç:

İlkel Arap faiz anlayışının 21. yüzyıl laik Türkiyesinde hortlatılıp gündem yapılmasından ne anlamalıyız?

Notlar:

Faiz harammış!

Faizle ilgili diğer yazılar.

Gölge Kuran.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s