Müslümanlık tanımlamadır

Müslümanlık bir tanımlamadır dedik.

Kimin hangi dinden olduğu sadece bir tanımlamadır.

Nasıl bir duvarı yeşile boyarsınız —yeşil olarak tanımlarsınız— din de öyledir. Birini müslüman olarak tanımlarsınız o kişi müslüman olmuş olur. Bir kişiyi müslüman olarak “renklendirmiş” olursunuz. Veya Hıristiyan olarak. Farketmez.

Tabii işin içine tanımlama girince mutlaka güç de girer. Her konunun bir sahibi vardır. O konunun sahibi de gerekli ve ilgili tanımlamaları yapar ve halka dayatır.

Türkiye’de dinin sahibi devlettir. Dinin tanımlamalarını yapan devlet kurumu da Diyanettir.

İşte görüyoruz, Diyanet başkanı Ali Erbaş, kim müslüman kim müslüman değil kendi kafasına göra tanımlıyor.

Bakalım.

Bizim İslam’ı çok iyi temsil etmemiz lazım.

“Biz” dediği kim? Diyanet’ten mi bahsediyor?

Diyanet’in “İslam” diye tanımladığı dini halka dayatmalıyız demek istiyor. Anayasasında laik olduğu yazan bir ülkede bu tip fetvalar üreten ve din üzerinden toplum mühendisliği yapan bir kurumun derhal kapatılması gerekir(di). Ama kapatılmadığı gibi, bütçesi Milli Eğitim’in bütçesinden büyük olabiliyor.

Âhirete inanmıyor insanlar, çok önemli bir noktadır. Dünyanın başına gelen kötülüklerin en büyük sebebi insanların âhirete inanmaması.

Bu lafa zaten Twitter’de cevap verilmiş.

Diyanet aklımızla alay ediyor.

***

Türkiye’de ankette soruyorlar, müslüman mısın? Müslümanım diyenler yüzde 98.

Anketlere bir örnek:

Âhirete inanıyor musun? İnanıyorum diyenler yüzde 90.

Bu nasıl bir şey?

Nasıl müslümanlık.

Âhirete inanmayan birisi Müslüman olamaz zaten.

Kimin müslüman olup olamayacağı sizi ne alakadar eder Sayın Erbaş?

Din özel alanda varolan bir şeydir. Birey ile tanrısı arasındadır. Kimse kimsenin dinini sorgulayamaz veya tanımlayamaz. Böyle olmalıdır, laik bir ülkede. Fiiliyatta böyle olamıyor. Oldurmuyorlar.

Sarık ve sırmalı cüppe gibi otorite sembolleri giyindiniz diye kimsenin dinine karışma hakkınız olamaz.

***

Herşey inanmak kelimesine gelip dayanmış. İnanmak ne demek? İnanınca ne oluyor? Din ile inancın ilişkisi nedir?

İnanmak nasıl bir şey acaba?

“Ahirete inanıyorum” diyen birisi ne yapmış oluyor da müslüman oluyor?

“Âhirete inanmıyorum” diyen birisi neden müslüman olamıyor? Bazı sihirli kelimeleri tekrarlayarak insanüstü olaylara sebeb olunacağına inanmak batıla inanmaktır.

“İnanıyorum” diyen birisi inandığını nasıl biliyor acaba? İnsanın hür iradesi var mı ki, inanıp inanmadığına karar verebilsin.

Diyanet, “inanmak” kelimesini, sanki “sorgulamamak” olarak tanımlamış. Yani Diyanet’in her dediğine sorgulamadan inanırsanız siz inançlı bir insan olmuş oluyorsunuz.

Tarafsız olanlar da var. Ne ahirete inanıyorlar, ne de inanmıyorlar. Böyle bir konu ile ilgileri yok.

Âhiret neymiş?

Bu dünyadan sonra gideceğimiz ebedi âlem. Âhiret, kıyamet koptuktan sonra, bütün varlıkların ve insanların devamlı kalacakları yerdir. Orada ölüm yoktur, hayat sonsuzdur; dinin emirlerine bağlı olanlar için cennet; dine bağlı olmayanlar için de cehennem vardır. Âhirete inanmayan insan müslüman olamaz. Kuran ve peygamberi inkar etmiş olur. İnsan ölüp toprak olduktan sonra onu kim diriltecek diyenlere Kuran’ın pek çok cevaplarından biri mealen şudur: “Onu ilkin kim yarattı ise, öldükten sonra da yine o diriltecektir.”

Ahiret’in bu tanımından anlıyoruz ki bu kavram binlerce yıllık bir çalışma sonucu İslam rahipleri olan din doktorları yani “ulema” tarafından geliştirilmiş skolastik yani akademik bir kavramdır.

Karşımızda iki seçenek var.

Ya dincilerin bu skolastik absürd tanımını hiç sorgulamadan kabul edeceğiz yani onların dediği gibi âhirete inanacağız yani aklımızı bu hödüklere satmış olacağız; veya aklımızı kullanmaya karar verip sorgulayacağız.

“Neymiş bu ahiret kavramı?” diye sorup, âhiret tanımını sorgulayacağız. Ortalama aklı olan ve soru sormasını bilen bir insanın bu din doktorlarının, din sömürücülerinin âhiret tanımına inanmasına imkan varmı? Yok. Neresinden tutmaya kalksak elimizde kalıyor. Tutarsız ve absürt bir tanımlama.

Bu tanımlamaya neden inanalım?

***

“İnanıyorum” demek başka, inanmak başka.

“İnanıyorum” diyen insan ne yapmış oluyor?

Yani, adamın biri “inanıyorum” diyor. Bu “inanıyorum” kelimesini söyleyince ne oluyor?

Hiç de basit bir konu değil.

Müslümanlığın tanımı inanmaya bağlanıyor.

***

Ayrıca Diyanet Başkanı kendisi, sırmalı cüppe giyip, kafasına fabrikasyon sarma yani devamlı sarılı duran sarılmayan sahte bir sarık taktığı için; ve din işlerinden sorumlu devlet memuru olduğu için; kimin müslüman olup olamayacağına karar verme yetkisi olduğunu varsayıyor.

Tanımlama güçtür; güç tanımlama hakkıdır, dedik ya, Diyanet’in başı da kimin müslüman olduğunu tanımlama hakkını kendinde buluyor. Müslüman kelimesinin sahibi biziz demeye getiriyor. Kim müslümandır, kim değildir, biz tanımlarız diyor:

Âhirete inanmayan müslüman olamaz” diyor.

***

Peki anketlerde “Müslüman mısın? sorusuna “müslümanım” diye cevap veren insanlar, gerçekten müslüman mı acaba?

Değil. Çünkü “müslüman” kelimesinin yüzlürce tanımı var. Herkes işine geldiği gibi tanımlıyor.

İnanmak diye bir şey yok. Tanımlamak, tanımlanmak var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s