Haddini bildirmenin patentini almışlar

20 yıl sonra olay çok değişik görünüyor. Ecevit haklıymış demek ki!! 15 Temmuz’u daha o zamandan görmüş ve cemaatin meclise sızma komplosunu başlamadan bitirmek istemiş.

Türbancılar Ecevit’in sadece son cümlesini kırpıp alırlar: “Bu kadına haddini bildirin.” Halbuki Ecevit ne demiş bakalım:

Türkiye’de hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne, özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor. Ancak burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına geleneklerine uymak zorundadırlar.

Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz.

Devletin en yüce kurumuna girip devlete meydan okumaya kalkışan birine, haklı olarak, “haddini bildirin” diyor.

Türbancı komplocular Ecevit’in sadece son cümlesini alıp olayı bir kadın özgürlükleri sorunu yapmışlar. Yalan. Özlem Zengin gibi kronik türban mağdureleri de bu yalanı hâlâ satarak milleti kandırmaktadırlar.

Ecevit bu kadının temsil ettiği –piyonu olduğu– cemaatin haddini bildirilmesini istemiştir. Yoksa Merve Kavakçı’nın şahsına ve kadınlığına bir söz söylememektedir.

Eğer o zaman, Merve Kavakçı’ya haddi bildirilerek onu oraya getiren cemaatin haddi bildirilseymiş, 15 Temmuzlar yaşanmazmış. Ecevit milletvekili olurken verdiği yeminin hakkını vermiştir. Hakkını vermek için bu sözleri söylemiştir.

Özlem Zengin ise milletvekili olurken “demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağım” diye şerefi üstüne yemin etmiştir. Özlem Deniz kafasına bir dinî sembol takıp Cumhuriyeti yıkıp şeriatı getirmek isteyen bir cemaatin mecliste sözcülüğünü yapmaktadır. Bu nasıl laik Cumhuriyet’i korumaktır. Özlem Deniz andının gereğini yapmamaktadır.

Ecevit’in sözlerine dikkat edelim:

Türkiye’de hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne, özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor. Ancak burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir.

Laiklik budur. Laik bir ülkede din sadece ve sadece özel alanlarda varolabilir. Toplumsal alanlarda, siyasi alanlarda, devlet kurumlarında dinî semboller teşhir edilemez.

Fakat kabul etmeliyiz ki, bir Alman projesi olan türban başarılı olmuştur. Türk kadını, özellikle, genç kızlar, ve aptal erkekler kandırılmışlardır. Genç kızlar saçlarını kapatmayı bir özgürlük olarak görmüşlerdir. Halbuki Osmanlı kadınının yüzyıllar süren çarşaftan çıkma savaşını geri çevirmişlerdir. Türkiye’yi 300 yıl geri götürmüşlerdir.

Aptal erkekler ise kadınları din adına kapattıklarını ve kontrol altına aldıklarını zannetmişlerdir. Ne kadar yanılmışlar! Bugün bakıyoruz sözde kapalı kadınlar istedikleri gibi açılıp saçılma yolunu bulmuşlar. Türbanı takıp, cipine atlayıp AVM’lerde marka avına çıkan “mütedeyyin bacılar” 250 milyar avro hacmi olan tesettür sektörünü yaratmışlardır. Hâlâ türbanın din ile ilgili bir şey olduğunu söyleyen Özlem Deniz gibileri kimi kandırıyor acaba?

Türban artık bir moda aksesuarıdır. Her moda gibi de zamanı dolunca yitip gidecektir.

Türban projesinde tek kazanan türbanı Türkiye’ye sokan dış güçler olmuştur. 20 yıldır türbanla uğraşmak yerine Türkiye enerjisini sanayi yatırımlarına harcasaydı şu anda sanayide çağ atlamış olacaktık ve dışa bağımlılıktan kurtulacaktır. Almanlar gülüyor. ABD’nin küresel tekelleri gülüyor. Daha çok dindar olun diyorlar. Ezanı duyamıyoruz; sesini biraz daha açın diyorlar. Mecliste yasa çıkarmak yerine türban kavgası yaparak birbirinizi yiyin diyorlar. Ezan Türkçe mi okunsun, Arapça mı okunsun diye birbirinizi öldürün diyorlar.

Bu kadar zaman kaybına yazık olmuş.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s