Nobel fizik ödülü yanlışlıkla edebiyatçıya verilmiş…

Ne kadar saygıdeğer ve tonton bir bilim adamına benziyor değil mi? Bu adam şarlatan olabilir mi?

Peebles
Jim Peebles. 2019 Fizik Nobel’ini kazanan kozmolog.

Dünyanın en prestijli üniversitelerinden birinde çalışıyor. Ama bu adamın ortaçağa kadar uzanan akademik ataları da, ki biz onlarla “skolastikler” diye alay ediyoruz, aynı derecede saygıdeğer ve oturaklı insanlardı.  Çağdaşlarına saygıdeğer ve inandırıcı gözüküyorlardı. Onların saygıdeğerliği bir teleskop tarafından alaşağı edildi. Kendi sahtekarlıkları açığa çıkmasın diye Galileo’nun teleskopundan aya bakmak istemediler. Çünkü ayın yüzeyinin pürüzsüz ve kusursuz olduğuna inanıyorlardı. Aristo öyle demiş diye bunlar da sorgulamadan inanmışlardı. Foyaları meydana çıkınca alay konusu oldular.

Avrupa okulculuğu “Bilimsel Devrim” diye bir tarihsel kurgu uydurdu. Avrupa’da okulculuğun bittiğini ve halkın uyandığı propagandasını yaydılar. Peki skolastikler dediğimiz bilgi düşmanı okulcu sahtekar şarlatanlar nereye gitti? Yeryüzünden yok mu oldular? Hayır. Sadece isimlerini değiştirdiler. Eskiden Aristo’nun kitaplarını kutsal doktrinleri yapmışlardı; Aristo’ya yorum yazarak akademik kariyer merdivenlerini tırmanıyorlardı. Sonra hepsi Newtonca oldular ve Newton’u kutsallaştırıp ona yorum yazmaya başladılar. Sonra okulculuğa Einstein da eklendi.

Jim Peebles da bir okulcu skolastik doktordur; işi yaratılış mitleri uydurmaktır.

Yaratılış mitleri uydurma işini eskiden Teoloji Doktorları yapardı; şimdi Felsefe Doktorları yapıyor. Çünkü insanlar artık uyandılar ve kitap dinlerinin kozmoloji masallarına inanmıyorlar. Bu iş artık Felsefe Doktorlarının sorumluluğu altında çünkü onlar kendilerini bilim insanı olarak pazarlıyorlar. Masallar aynı masallar ama artık kendilerini bilim insanı olarak tanıtan insanlar pazarlayıp satıyor diye halk da bu masalları bilimsel kuramlar zannediyor. Günümüzde yaratılış mitleri üreticileri Felsefe Doktorları yani fizikçilerdir.

Bu fizikçiler, kozmoloji diye bir akademik alan uydurmuşlar. Kozmolojiye “evren tarihçiliği” desek daha iyi olurdu. Ama tarihçilik dersek tarihçilere haksızlık yapmış oluruz. Felsefe Doktorları tarihçilik yapmıyor. Tarih önceden olmuş olayları delillere ve belgelere dayanarak anlamaya çalışmak demektir. Olmamış bir olayın tarihi olmaz.

Peebles gibi felsefe doktorları, Big Bang diye bir sıfır noktası uydurmuşlar ve bu hayali nokta üzerine inşa ettikleri kumdan kalelerin mimarisi ve fiziği hakkında detaylı hesaplar yapıyorlar. Hayali şeylerin fiziğini inceliyorlar. Olay bu. Bir takım hesaplar yaptıkları için de kendilerine bilim insanları diyorlar. Ama varsayımınız yanlışsa, varsaydığınız olay hiç olmamışsa, ne kadar hesap yaparsanız yapın gerçekçi sonuçlar alamazsınız.

Peebles denen bu adamın masum görüntüsüne aldanmayalım. Kendisi hem şarlatan hem de sahtekardır. Böyle diyerek ona hakaret etmiş olmuyoruz gerçekleri söylüyoruz. Profesyonel hayatı dışında, özel hayatında, eminim çok iyi bir insandır. Biz sadece profesyonel hayatına bakıyoruz. Uydurduğu sahte varsayımlara dayanarak bizi nasıl aldattığına bakıyoruz.

Peebles’ın aynı okulda meslekdaşı olan fizikçi ve kozmolog bayan Jo Dunkley ne demiş:

Bugün şahane bir gün. Jim Peebles’ın Nobel ödülünü Michel May ve Didier Quelez ile paylaştığı açıklandı.

Jim, Princeton Physics’de “Yerçekimi Grubu”nda meslekdaşımdır (aslında grubun 50 yıl öncesinden orijinal üyesidir.)

Bu sahte bilim insanları evrenin bütününü “yerçekimi” ile açıkladıklarını sanan naif insanlardır. Ama naif olamazlar. Bunlar çok akıllı olduklarını iddia ediyorlar. O zaman bunlara mecburen sahtekar dememiz gerekir.

Jim, bizim evrenimizin, sıcak Big Bang’den bugün gördüğümüz galaksilerle dolu uzaya nasıl evrildiğini çözmüştür. [Jim’in peri masalı bu.]

Kozmolojiye yaptığı diğer katkılar dışında, Jim bugün hâlâ incelediğimiz, kozmosun ilk resmi olan Kozmik Fon Işınımı’nın varlığı ve özellikleri hakkında çok önemli tahminlerde bulunmuştur.

Jim, inanılmaz derecede zeki olmakla birlikte, çok da iyi bir insandır. Haberi duyunca bu sabah mutfakta sevinçten havalara zıpladım.

Bu kadın kozmos ile evren kelimelerini eşanlamlı olarak kullanıyor. Bu bütün kozmologların bilerek ürettikleri bir kavram kargaşasıdır. Bu konuyu daha önce detaylı olarak yazmıştım.

Bayan Jo bir de “bizim” evrenimiz demekten hoşlanıyor. Sanki başka bir evren olabilirmiş gibi. Tanımlama olarak evren “bütün” demektir. Eğer bütünün dışında bir şey varsa o bütün diye tanımladığınız şey bütün değildir. Bu basit mantığı anlayamayan veya anlamak istemeyen sözde bilim insanları bize evrenin başlangıcını bildiklerini söylüyorlar. Evrenin bütününü bildiklerini söylüyorlar.

“Bizim evrenimiz” sözü bir de sanki bu evren bizim için yaratılmış gibi bir anlam da çağrıştırıyor. Saçma bir düşünce tabii. Kendilerini bilim insanları olarak tanımlayan bu okulcu doktorların teknik anlamı olması gereken kelimeleri çok lakayt ve dikkatsiz bir şekilde kullandıklarını görüyoruz.

Kendilerine bilim insanı diyen bu insanlar aslında okulcu akademiklerdir. Bunların yaptıklarına da “okulcu bilim” diyebiliriz. Okulcu bilimin en önemli kavramlarından biri “bilinene dayanan tahmin” yapmaktır. Bu kavramın İngilizcesi “prediction”dır. Fakat bu kavramın bazı incelikleri var. (İlişkili kelimeler: Önceden hesaplama; kestirim; kehanet; öngörü; tahmin.)

Bu okulcu doktorların bilimden anladığı şu: Eldeki verilere bakıp bir hesap yapacaksınız ve bir tahmin yürüteceksiniz. Mesela, ayın haraketlerini gözlemlediniz ve yörüngeyi hesapladınız ve ayın ne zaman nerede olacağını tahmin ettiniz. Tahmininiz de daha sonra doğru olarak gözlemlendi. Bilim yapmış oldunuz. Bravo.

Bu tahmin sadece iki türlü yapılabilir. Standard matematiksel veri analiz yöntemleri vardır. Bunlar salt matekatiksel yöntemlerdir. Doktrin değildirler. Bir de doktrin vardır. Aslında doktrinle hesap yapılmaz. Bu okulcu doktorların doktrin, yani doğa yasası, dediği şeyler aslında formüllerdir. Bir formül vardır o formülü verilere uygulayarak hesap yaparsınız. Başka türlü tahmin yapamazsınız. Ama okulcu doktorların, okulcu, yani skolatik, olduklarını unutmayalım. Bunların derdi bilim yapmak değildir. Bilgiyi saklayarak kendi statülerini yüceltmektir. Ondan bu basit hasaplama işlemini yüceltmişler ve sadece kendileri gibi dahilerin yapabileceği acaip zor ve sokaktaki insan tarafından anlaşılamayacak gizemli matematik işlemler olarak tanımlamışlardır.

Fizikçi bayan Jo Dunkley:

Evrenin en erken anlarından bugün gördüğümüz güzel ve zengin kozmos haline nasıl geldiğini anlatan bir hikayemiz var. Jim Peebles aslında o hikayeyi yazmıştır ve hikayenin bütününe temel katkılarda bulunmuştur.

Ne demek istiyor burada? Evren diye bir bütün tanımlamışlar. Ama bunu açıkça söylemiyorlar; gizli olarak varsaymışlar. Gerçekte, böyle bilinebilir bir bütün yok. Evren dedikleri bütünün başlangıcını bildiklerini söylüyorlar. Nerden biliyorlar bunu? Bilmiyorlar. Uyduruyorlar.

Evrenin hikayesi dedikleri bir peri masalı. Bu peri masalını yazan da Jim Peebles ve arkadaşlarıymış.

Jim Peebles’a Nobel ödülü, “fiziksel kozmolojide kuramsal buluşlar yaptığı için” verilmiş.

“Bu yılın ödülü, evrenimizin evrimine ve dünyanın kozmostaki yerini anlamamıza yönelik katkılar yapanlara gidiyor” demiş, Nobel ödülünü veren kurumun yetkilisi Göran K. Hansson.

Burada “evren” kelimesi varlığın tümü anlamında kullanılmış. Ama bu mutlak bütünü insanın kavraması ve bilmesi imkansız.

Bir örnek:

Yaşamının tümünü bir evin bir odasında bir akvaryumda geçiren bir süs balığının galaksileri bilmesine imkan var mı? Bu balıklardan biri fizikçi olduğunu iddia etse ve bütün evrenin aynı içinde yaşadıkları akvaryum gibi düzgün ve homojen bir yapıya sahip olduğunu iddia etse; diğer saf balıklar belki bu şarlatan fizikçi balığa inanabilir ama bizler dışardan bakan gözlemciler olarak fizikçi balığın saçmaladığını biliriz. Peki büyük üstad Peebles da aynı varsayımdan yola çıkmıyor mu?

balık
Ben kasenin içindeyim. / Kasenin dışında oda var. / Ve oda sonsuz olmalı… / Çünkü odanın dışında ne olabilir ki?

Peebles, kozmolojinin temel ilkesi evrenin düzgün ve homojen olduğudur, diyor. Ee, hani kimse gülmüyor! Fizikçi balığa güldünüz, alay ettiniz. Ne kadar saf bütün evreni sudan yapılmış zannediyor dediniz. Ha, ha, ha… Peebles da aynı martaval ile bizi kandırıyor. Herkes de kabul ediyor. Çünkü Peebles balık değil koskoca Princeton Üniversitesinde prof. Hiç Princeton Üniversitesinde profluk yapan bir prof yalan söyler mi? Bize yanlış bilgi verir mi? Verir. Veriyor.

Yani bütün evren, Peebles efendi, masallar uydurabilsin diye, Peebles’ın yaşadığı bölgenin aynısı olarak yaratılmış. Komik.

Evrenin bize hiç ışık gelmeyen yeri var. Bu ulaşamadığımız yerde ne var bilmiyoruz. Ben de bilmiyorum; Peebles da bilmiyor. Bizim evin dışında kalıyor orası. Hiçbir zaman oraya gidip gözlem yapamayacağız.

Fakat Peebles bu bilmediğimiz ve bilemeyeceğimz bölgenin de, aynı Peebles’ın yaşadığı bu bölge gibi olduğunu varsayıyor.. Orda da galaksiler varmış. Aynı burdaki gibi birbirlerinden uzağa gidiyorlarmış. Burada ne varsa orada da o varmış.

Nasıl böyle bir varsayım yapabiliyor? Bu varsayımın tek bir amacı var: Peebles bilmediği bir şeyi kendi otoritesi ile biliyormuş gibi gösteriyor. Çünkü o bir Princeton Üniversitesi Profu. Gaipten haberler alıyor. Siz bilmezsiniz.

James Peebles kendine konu olarak milyarlarca galaksi ve galaksi kümelerinden meydana gelmiş olan kozmosu seçti. Onun yirmi yıldan fazla bir sürede tanımladığı kuramsal çerçeve evren tarihini —Big Bang’den günümüze— anlamamızı sağlamıştır.

Peebles, “1964’te kozmoloji alanında çalışmaya başladığımda kozmolojinin deneysel gözlemsel temeli çok mütevazi idi” demiş.

Ne demek bu? O zamandan beri ne değişti. Evrenin bilinmeyen ve bilenemeyen bölümünü bilir mi olduk? Hayır. Hiçbir şey değişmedi. Sadece Peebles ve avanesi bizi aldatmanın yolunu bulmuşlar.

Jim Peebles evrenin yapısı hakkında çok derin ve açık olarak düşünmüştür.

Hayır. Peebles görünen evrenin, gözlemlenen evrenin, bilinebilir evrenin yapısını incelemiş olabilir. Yoksa evrenin tümü hakkında hiçbir şey bilmiyor.

Hiç kimse evren hakkındaki temel anlayışımızı Peebles’dan daha fazla ilerletmemiştir. Hesaplardan yaptığı bir çok tahminlerin (predictions) daha sonra yapılan ölçümler ile doğru olduğu gösterilmiştir.

Prediction: önceden hesaplama, kestirim, kehanet, öngörü, tahmin.

Peebles’ın “insanlığın, insanların evrendeki yerinin anlaşılmasındaki katkılarını abartmak mümkün değildir.” Bill Jones demiş. Başka bir okulcu fizikçi.

Yani ne demek istiyor? Peebles, insanların evrendeki yerini anlamış ve bunu insanlığa bildirmiş. Fakat Peebles insanların bütün evrendeki yerini bilmiyor çünkü evrenin bütünün bilmiyor. Peki, soralım:  gözlemlenebilen evrende, yani bizim ufacık mahallemizde, insanların yani dünyanın yeri hakkında bir şeyler söylemiş diye Peebles’a Nobel verirler miydi? Hayır. O zaman Peebles’ın neden bütün evreni bildiğini iddia ettiğini anlıyoruz.

Bill Jones devam ediyor:

Jim, kozmolojiyi bir öngörüsel bilim dalı yapan yöntemlerin çoğunun öncülüğünü yapmıştır. Bu yöntemler kuramlarımızı veriler ile test etmemizi sağlamıştır.

Jim Peebles’ın kendisi ne demiş?

1960’larda kariyerime başladığımda kozmoloji bilinene dayanan uzun kestirimler ile yapılıyordu.”

Yani işkembeden atmaya kozmoloji diyorduk, diyor.

Kullandığı İngilizce söz “long extrapolation”. Ne demek yani? Uzun kestirim, mesela, Hubble’ın yaptığı gibi, 24 galaksinin hareketlerine bakıp bütün evrenin genişlediğini söylemektir. Bu işkembeden kestirimler değişti mi? Hayır. Aynen devam.

Peebles kariyerine başladığında genişleyen evrenin fiziği çok zayıf ampirik yani gözlemsel deliller ile destekleniyordu, demiş.

Tamamen yanlış anlamış. Gözlemler yani astronomik gözlemlerden kozmolojik gözlemlere geçiş yoktur. Evrenin bütünü hakkında gözlemsel deneyler delil olamaz.

Jim Peeples bütün evrene bir uydudan bakarmış gibi bakabiliyormuş. Bütün evrenin kapsamını ve ihtişamını kafasında tutabiliyor ve aynı zamanda en ince detaylarına kadar inip onları tarif edip yorumlayabiliyormuş.

Varsayımlara bakmak lazım. Bu insanlar bir sürü yanlış ve gerçek dışı varsayımlardan yola çıkarak doğru hesaplar yaptıklarını iddia ediyorlar. Şu lafa bakın (meslekdaşı Paul Steinhardt söylemiş): Jim Peebles’ın çalışmaları bizim genişleyen sıcak evrenimizi anlayışımızı nitelikselden kesine doğru değiştirmiştir.

Bilimsel kuramlar yanlış olabilir. Yanlış olduğu sonradan ispatlanan bir kuramın üstünde çalışıyor diye bir insana sahtekar ve şarlatan diyemeyiz. Ama bu okulcu kozmologlar öyle değil. Evrenin bütününü bilemeyeceklerini biliyorlar. Evrenin bilinmeyen bir bölümünün olduğunu ve oradan bize ışık gelmediğini biliyorlar. Buna rağmen kariyer yapmak ve meşhur olmak adına evrenin bütününü bildiklerini iddia ediyorlar. Buna sahtekarlık denir.

Aynı okuldan başka bir meslekdaşı da benzer şeyler söylemiş. Jim Peebles modern kuramsal kozmolojinin gerçek kurucu babalarından biridir. Onun çalışmaları, kurgusal ve spekülatif bir alanı  saygıdeğer bir kesin bilim dalına dönüştürmüştür.

Kozmoloji hâlâ kurgusal ve spekülatif bir sahte bilimdir.

Peebles’ın meslekdaşlarının söylediklerinin özeti nedir? Jim Peebles’dan önce kozmoloji, yani bütün evrenin tarihini inceleyen akademik dal tamamen kurgusal ve spekülatif ve tahmine ve atmasyona dayalı idi. Peebles geldi ve kozmolojiyi deneysel bir bilim haline dönüştürdü.

Fakat bu hikaye doğru değil. Kozmologlar, yani evren tarihçileri, Peebles’dan önce de evrenin bütününü bilmiyorlardı; Peebles’dan sonra da bilmiyorlar. Bir gizli varsayım üzerine çalışıyorlar. Bu gizli varsayım da evrenin bütününü bildikleri varsayımıdır.

Notlar:

— İngilizce “prediction” kelimesi akademik bilimin temel kavramını ifade eder. Eldeki verilerin gelecekte hangi değeri alacağını gizemli matematik yöntemleri kullanarak analiz ettiğini iddia edeceksin ve bir öngörüde bulunacaksın. Deneyselci fizikçiler bir deney yapacak veya astronomlar gözlem yapacak ve öngörünüzü doğrulayacak. Böylece fizik tarihine geçeceksiniz.

Fakat bu kavramın bazı incelikleri var. En genel olarak gelecek hakkında kehanette bulunmak demek. Bu da insanlık kadar eski bir şeydir. Bu işi yapan bir rahipler sınıfı hep olmuştur. Fakat eskiden bu rahipler bir veriyi analiz ederek kehanette bulunmazlardı. Doğaüstü güçlerle iletişime geçerek kehanetlerini aldıklarını söylerlerdi.

“Prediction” tam olarak nasıl çevrilir bilmiyorum, herhalde “öngörü” olmalı ama eldeki verileri analiz ederek gelecekte bu değerlerin hangi değeri alacaklarını kestirmek.

Fizikteki en meşhur öngörülerden biri Einstein’ın yaptığı öngörüdür denir. Einstein bir hesap yapmış; İngiliz astronomlar uzak diyarlara gidip gözlem yapmışlar ve Einstein’ın hesabını doğrulayıp Einstein’ı dünya çapında deha yapmışlar.

O zaman bu öngörünün bir kuram ile ilgisi de olabilir. İki kuramı test edebiliriz. Newton’un çekim gücü ile hesaplarsak ne sonuç alırız; Einstein’ın kuramına göre hesaplarsak ne sonuç alırız. Akademik fizikçiler bu tip oyunlar oynayarak mesleklerini icra ederler.

— Jim Peebles’ın Nobel ödülünü kutlamak için Princeton Üniversitesinde yapılan basın toplantısı https://www.youtube.com/watch?v=JiPZrRcdgfU

— Peebles kozmolojinin verilerinin gözlemlere dayanmadığını söylediği bir video. Anlaşılan kariyerine ilk başladığında şüpleleri varmış sonra şüphesi kalmamış. Veriler mi arttı? Hayır. Kozmaloji hala astrolojiden daha az bilimsel bir alan.

Princeton Üniversitesinin Nobel duyurusu

— Peebles’ın evrenin pürüzsüz ve homojen olduğunu söylediği video, aynı akvaryumdaki bir balık saflığında!

Galaksilerin gökyüzünde dağılımı. Kümeler var. Okla işaretlenmiş bu kümeye dikkatinizi çekeceğim. Başka kümeler var. İlginç dokular var. Dünyanın bu parçası, dünyanın diğer parçası gibi. Bu gözlem de kozmolojinin ilk yasasına bizi getiriyor. Daha doğrusu ilk varsayım. Evren büyük ölçekte tekdüzedir. Merkezi yoktur ve kenarı yoktur. İkinci yasa. Evren genişlemektedir. Uzak galaksilerden gelen ışık kırmızıya doğru kaymıştır. Doppler kayması. Bu gözlemi evrenin genişlediği olarak yorumluyoruz.

— Fizikçinin biri, fizikçi balık alegorisine bir yorum yazmış. Vaktim olursa tercüme edebilirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s