Bayrak ve Ezan

ezan-bayrak

Twitter’de #EZAN başlığı altında yazılanları okuyunca nasıl bir karşı devrimci güçle karşı karşıya olduğumuzu gördüm. Çok üzüldüm.

Ezanı kutsal bir şey sanan ve ezanı bayrak ile eşdeğer bir sembol yapmak isteyen bir ezan kültü var.

Bayrağımız saldırı altındadır.

Bu karşı devrimci kitleyi görünce Türkiye’de dini özelleştirmenin ve ülkeyi gerçek anlamda laik bir ülke yapmanın imkansızlığını görüyoruz. Dinin özelleştirilmesi dinsizlik demek değildir. Ama din tacirlerinin tezgahlarını ifşa ettiğimizde, bunların ilk argümanı, hep “din elden gidiyor, vurun kahpeye” olmuştur. Eskiden de böyleydi. Bugün de böyle. “Dini özelleştirmek istiyoruz” dediğimizde de aynı yaygarayı kopartacaklardır.

Atatürk 15 temmuzu daha o zamandan gördüğü için bu bayrak düşmanı cemaatları ve tarikatları kapatmıştı. Eğitimi bu cumhuriyet düşmanlarının elinden almıştı. Bunun üzerine bu gericiler ve Arapçılar yeraltına geçtiler ve Atatürk’ün ölmesini beklediler. Atatürk ölünce de hortladılar ve şimdi hiç bir zaman olmadıkları kadar güçlüler.

Devletin beslediği ve palazlandırdığı cemaatlar, devleti devirmek ve ülkeyi ele geçirmek için harekete geçtiler ama başarılı olamadılar. Bu büyük tehlikeyi atlatan devletin ilk tepkisi ne olmalıydı? Devletin, din kisvesi altında örgütlenmiş olan bu siyasi örgütleri hemen kapatması gerekirdi; Atatürk’ün çıkarttığı ve zaten varolan kanunları uygulaması gerekirdi. Ama devlet hiç bir şey olmamış gibi cemaatları ve tarikatları beslemeye devam ediyor.

#EZAN başlığı altında yazılanlara baktığımız zaman devletin cemaatları neden kapatamadığı anlaşılıyor. Çünkü cemaatlarda konuşlanmış bu din sömürücülerinin yalanlarına inanan bir kitle var. Devlet bu kitleyi sadece din sömürüsü yaparak elinde tutabiliyor. Devlet cemaatlardan gelecek oylar için bu hainleri besliyor ve kendi kuyusunu kazıyor.

Türkiye’de din özelleşemez. Din, yani dinciler, ülkeyi batırana kadar ve şeriatı getirene kadar çalışacaklardır.

Bir ezan tarikatı var. Bu tarikatın amacı bayrağı atıp ezanı ülkenin tek sembolü yapmak. Bu süreç şu anda bütün hızıyla devam ediyor.

Cumhuriyetin sembolü olan bayrağı alaşağı etmek isteseniz ve yerine şeriatın bir sembolünü getirmek isteseniz ne yapardınız? Önce kendi sembolünüz ile bayrağı aynı cümlede telaffuz etmeye başlardınız. Onların sembolü ezandır. Ezan ile bayrak eşitlenince de yavaş yavaş bayrağı arka plana iterdiniz ve ezanı ülkenin tek sembolü yapardınız. Son aşamada da bayrağın üstüne Arapça bir laf yazardınız. Cumhuriyeti yıkıp şeriat düzenini getirmiş olurdunuz. En azından sembolik olarak. Yapılmak istenen budur.

Bu Arapçıların ve İslamcıların dillerinden düşürmedikleri bir laf vardır. Kuran’da en büyük günah olarak belirtilen nedir? Allah’a şirk koşmak. Yani Allah’ın ortağı olduğunu iddia etmek. Allah’ın gücünü birileri ile paylaştığını söylemek. Aynı şekilde, bayrak ve ezanı eşit tutmak bayrağa şirk koşmaktır ve kabul edilemez bir suçtur. Vatana ihanettir.

Bir ülkenin tek bir bayrağı vardır. Bizim bayrağımız bellidir. Arap bayrağı ezan ile Türk bayrağı ay yıldızın eşit olduğunu iddia etmek vatan hainliğidir.

Ama öyle bir ortamda yaşıyoruz ki, bayrağın tek olduğunu ve bayrağa şirk koşulamayacağını söylemek bile suç unsuru olarak algılanabilir. Yani şeriatçılar o kadar güçlü olmuşlar ki bayrağı müdafaa edenleri “ezana hakaretten” sorguya çekebilirler.

Ne yapabiliriz? Din özelleştirilmelidir. Toplumsal alanlarda din unsurları olmamalıdır. Ama güçlü bir ezan kültünün egemen olduğu bir ülkede dinin özelleştirilmesinden konuşmak kadar komik bir şey olamaz.

Din özelleştirilince, devlet günde beş defa Arap propagandası yapamayacak. Ezan kültüne mensup ümmetine  yaranamayacak. Bu olacak şey değil. Eski tas eski hamam. Devlet, kendini devirmeye çalışan karşı devrimcilere ve Cumhuriyet düşmanlarına onlardan gelecek bir kaç oy için yardım etmeye devam edecek. Ediyor.

15 Temmuzun olma nedeni, Atatürk’ün din devriminin Cumhuriyet düşmanı karşı devrimciler tarafından bertaraf edilmiş olmasıdır. Eğer Atatürk’ün din devrimi başarılı olsaydı ve bu din görünümlü siyasi örgütlenmeler kapalı kalsalardı ve ülkenin yakasından düşselerdi 15 temmuz olmayacaktı. Olamazdı. Ama bunu hiç bir dış güç istemez. Türkiye üstüne emelleri hiç bitmeyen dış güçler hep din üstünden operasyonlarını yaparlar. Hep cemaatları ve tarikatları kullanırlar. Atatürk bunu gördüğü için bu ihanet yuvalarını kapatmıştı.

Cemaatları ve tarikatları tekrar açan ve açtıran ve eğitimi tekrar bu Arapçılara verenler; 15 temmuzda devlete karşı ayaklanan karşı devrimciler değil mi? Evet aynı insanlar. Aynı siyasi İslamcılar. Aynı irtica yanlıları. Aynı ümmet. Eğer Atatürk’ün din ve eğitim devrimlerine dokunulmasaydı ve karşı devrim yapılmasaydı, bu cemaatlar bu kadar palazlanıp devletin ve askerin içine sızamazlardı. Bu parazitler ülkenin enerjisini ememezlerdi.

Cemaatlar ve tarikatlar olmasaydı ve eğitim laik olsaydı ülke şimdi Güney Kore gibi bir sanayi atılımı yapmış olurdu. Bundan elli sene önce Güney Kore ve Türkiye ayni ekonomik düzeyde iki ülke idi. Türkiye içerde vermekte olduğu din kavgaları yüzünden enerjisinin çoğunu karşı devrimcilerin ve Atatürk düşmanlarının yarattığı ortaçağ gündemleri ile uğraşmakla harcadı. İçerde din ile boğuşmak durumunda olmayan Güney Kore aldı yürüdü gitti. Bir sürü dünya markası yaratabildi. Ama biz hala başörtüsünü tartışıyoruz; hala Bedevi Araplarının 7. yüzyıldan kalma sorunları ile uğraşıyoruz, “ciklet çiğnemek orucu bozar mı?” seviyesinde takılıp kalmışız.

Atatürk’ün din devrimine, kendi gerici karşı devrimleri ile saldıranlar; bugün Türk bayrağı ile Araplığın sembolü olan ezanı eşit yapmaya çalışıyorlar. Ve başarılı da oluyorlar. Twitter’da #EZAN başlığı altında yazılanları okumak ezan kültünün, yani bâtıl inançların, Türkiye’de ne kadar yaygın ve güçlü olduğunu gösteriyor.

Türklüğü aşağılayan ve Arapçılığı ve ezanı yücelten; Cumhuriyetten ve Atatürk’ten nefret eden; ezan kültünün şalvarlı, takkeli, cüppeli, destekçileri ve bunlara inanan normal halk, yeni 15 temmuzlar hazırladıklarını göremiyorlar mı?

Karşımızda ülkeyi ele geçirmek isteyen cemaat, adını değiştirmiş olarak ama aynı insanların kontrolü altında, hâlâ duruyorsa halk bu insanları nasıl destekler? Karşımızda çok güçlü bir propaganda aracı var. Kim yönlendiriyor, nerden yönlendiriliyor bilmiyorum ama çok güçlü bir propaganda ile bayrağımıza saldırılıyor. Ve biz, bayrağı sevenler, aynı güçte cevap veremiyoruz. Bayrağa ortak koşamazsınız diyemiyoruz. Bayrağı ve ezanı aynı cümlede telaffuz edemezsiniz diyemiyoruz. Bir ülkenin iki bayrağı olamaz diyemiyoruz. Ülkenin tek bir bayrağı vardır o da ay yıldızdır diyemiyoruz.

#EZAN başlığı altında paylaşılanları okuyunca bayrağımızın nasıl bir saldırı altında olduğunu gördüm. Üstelik bu saf insanlar, ezan ile bayrağı eşit tutan insanlar, bayrak sevgisi ile, ülke sevgisi ile bunu yaptıklarını zannediyorlar. Ülkeye Arapçılığı ve şeriatı getirmeye hizmet ettiklerini anlayamıyorlar. Onların dili ile konuşalım: Allaha şirk koşamazsınız. Bayrağa da şirk koşamazsınız.

Ezan, bayrak ile eşdeğerde bir sembol yapılmaya çalışılıyor. Ondan sonraki aşamada ise ezan bayrağın üstüne çıkartılacak ve ezan ülkenin tek sembolü yapılacaktır. Böylece halk şeriat düzenine hazırlanmaktadır.

Bayrak cumhuriyetin sembolüdür. Ezan şeriatın sembolüdür.

Onların amacı önce bayrak ile ezanı eşit göstermek, halkı buna inandırmak ve alıştırmak, ondan sonra da bayrağı ve cumhuriyeti yok etmektir.

Yani irtica ve şeriatı getirmek. İstiklal marşı yerine ezanı okutmak. Ay yıldızın altına Arapça bir şeyler yazmak ve “bu yeni bayrağınız” demek.

Atatürk bütün bunları gördüğü için irticanın kafasını ezmeye çalıştı. 15 temmuzu gördüğü için tarikat ve cemaat denen siyasi örgütlenmeleri kapattırdı. Atatürk’ün ölümünden sonra irtica hortladı ve daha da güçlü olarak ülkenin başına bela olmaya devam ettiler ve ediyorlar. Bu karşı devrimcilerin sembolü ezandır. Ezan karşı devrimcilerin sembolü ve bayrağı olmuştur. Ezan irticanın ve cumhuriyet düşmanlarının sembolü olmuştur. Bu sebepten iş çok ciddidir. Bayrak ve ezanı aynı yapmaya çalışmak masumane bir iş değildir. Planlı bir operasyondur.

Ezan Arap emperyalizminin sembolüdür. Türklerin ülkesinde bir Bedevi Arap geleneğinin ne işi var?

Ezan batılın ve bilim düşmanlığının simgesidir. Ezanı kutsal zanneden, kelimelerin sihirli gücü olduğuna inanan, Arapça bir tekerlemeyi tekrarlayarak kutsal bir şey yaptığını sananların ülkesinde batıl inanışın olması ve bilim düşmanlığının olması gayet doğaldır. Batıla inanan ümmetleşmiş kitleler, ümmetliği benimsemiş gönüllü köleler, egemen güçler tarafından kolayca yönlendirilirler.

Ezan Türklüğün sembolü değildir. Olamaz da. Ezan Arapların ve cumhuriyet düşmanlarının bir sembolüdür.

Türklüğün sembolü bayrağımızdır. Türklüğün sembolü ay yıldızdır.

Dinciler Allah’a şirk koşmayın derler. Hala Mekke müşriklerinden bahsederler. Ama bayrağımıza şirk koşmaktan çekinmezler.

Allah’a ortak koşmayın derler. Yani El İlah’a yani The Allah’a ortak bulmayın; El İlah’ın gücünü sorgulamayın derler. Hala bu savaşı vermeye devam ederler. Allah’a şirk koşan mı kalmış? Ama bayrağa şirk koşanlar var. Ezanı kendi bayrakları yapmışlar ve ay yıldızın yanında göndere çekiyorlar. Doğuda terör örgütünün paçavrasına sarılmış tabutlar görürüz. Bu bir suç. Neden? Bazı kendini bilmezler ülkenin bayrağına başka bir bayrağı ortak koşuyorlar. Türk bayrağının yanında ezan bayrağını açanlar neden aynı şekilde suçlu görülmüyor?

Allah’a ortak bulmak ne kadar affedilemezse, bayrağa ortak bulmak da o kadar affedilemez.

Ülkenin bir tek bayrağı vardır. Ezan bu ülkenin bayrağı değildir. Ezan ile bayrağı bir tutmaya çalışanlar yakında cumhuriyeti yıkıp şeriat getirmek isteyenlerdir.

Ülkenin tek bir sembolü vardır o da ay yıldızdır. Türkiye’de başka bayrak açmak suçtur. Ezan karşı devrimcilerin bayrağıdır ve Türk bayrağının yanında ezan bayrağını açmak da suçtur.

İki bayraklı bir devlet olamaz. İki bayrak bir arada yaşayamaz. Bayrağımız planlı bir saldırı altındadır.

Saldırı sadece silahla olmaz. Psikolojik savaş diye bir şey vardır. Bu günlerde ümmet lafı yine hortladı. Ümmet bayrak için ve ülke için savaşmaz. Ümmet ezan için savaşır. Ümmet sadece ve sadece ümmetin patronu kimse, ümmetin şeyhi kimse, onun için savaşır. Şeyhleri ne diyorsa onu yaparlar. Dün “Yunan gelsin daha iyi olur çünkü onlar bizim dinimizi serbest bırakır” diyen ümmetçiler, bugün de ezanı en yüksek desibelde kim okutacaksa onun tarafına geçerler. “Gelsinler bizi işgal etsinler ama ezanımızı rahat bıraksınlar” derler. Ezan kültünün en büyük düşmanı cumhuriyet ve Atatürk ve onun devrimleridir. Bunu unutmayalım. Ezan ile bayrağı sanki vatan sevgilerini gösteriyormuş gibi aynı cümlede telaffuz eden insanlar ya çok saf ya da karşı devrimci cüppelilerin arkasından giden ümmet erbabıdır.

Ezan ve bayrak aynı cümlede telaffuz edilemez. Bayrak bir psikolojik savaş ile tehdit edilmektedir.

Ezan ve bayrak diye ülkenin iki sembolü olduğu söylemi; millet kavramının ümmet ile değiştirilmesi; ismi “İstiklal” olan bir caddenin ismini bir Arap siyasetçinin ismi ile değiştirme girişimi; “türban sadece bir Arap geleneğidir, dinsel bir zorunluluk değildir” diyen Atatürkçü bir ilahiyatçının sorgulanması; “türban bir modadır” diyen bir gazeteciye dava açılması; tesadüf olamaz. Bayrağı ezan olan bir ülkede bunlar normal şeylerdir ama bayrağı ay yıldız olan bir ülkede böyle şeyler olmamalıdır.

Bayrağımız saldırı altındadır. Bayrak ve cumhuriyet ezan ve şeriatla değiştirilmek istenmektedir. Bu operasyona karşı durmamız ve bayrağımızı korumamız gerekmektedir.


Notlar:

https://twitter.com/hashtag/ezan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s