Kutsal dil olarak Arapça

Türkiye’de İslama inananlar için yapılan namaza çağrının hangi dilde okunacağının neden birdenbire tartışma konusu olduğunu anlayabilmiş değiliz.

Bu ezan işini ne kadar yanlış anlıyor bu insanlar. Ezan sadece “İslam’a inananlar” için mi okunuyor? Olur mu hiç. Kamu alanlarında mümkün olan en yüksek desibelde okunuyor. Hangi dinden olduğunuz önemli değil. Ayrıca ezan insanları namaza çağırmak için okunan bir şey değil. Öyle olsaydı ezanı duyan insanlar namaza giderdi. Ezan okunurken etrafınıza bir bakın. Özellikle büyük şehirlerde. Ezanı duyup da namaza giden insan görüyor musunuz? Ezanı duyan her yüz bin kişi içinde belki en fazla 10 kişi gidiyor. Onlar da zaten namaz vaktini biliyorlar. Caminin avlusunda oturup laklak yapan emekliler oluyorlar. Camilerin asıl müşterileri onlar. Ezanın namaza çağırmak gibi bir işlevi yok. Ezanın sadece ideolojik ve propaganda işlevleri var. Bu sebeplerden okunuyor.

İşi gücü dini siyasete bulaştırmak isteyen çevrelerin, yaratılan bu ortamın üstüne atlamaları çok doğaldı, öyle de oldu…

“Dini siyasete bulaştırmak” isteyen çevrelerden bahsediliyor. Din zaten köküne kadar siyasete batmış. Neden? Çünkü İslam dinini siyasetten ayrılamaz. İslam dininin kendi hiyerarşisi yoktur. Bu sebepten devletin hiyerarşisine sızmıştır ve devletin bir parçasıdır. Yani Türkiye’de devletin bir dini vardır. Yani din devletin işlerinden biridir. Devlet din işinden çıkmadığı müddetçe laiklikten söz edilemez. Devlet dini özelleştirip din işlerinden çıkmalıdır.

Atatürk’ün, 1932’de namaza çağrıyı Türkçeleştirmesi, tarihsel bir reform atılımıdır. Reform diyoruz, çünkü Atatürk, Martin Luther’den yaklaşık 400 yıl sonra İslamda reformun ilk adımını atan devrimcidir.

Atatürk’ü Martin Luther’e benzetmek sorunlu bir benzetme bence. Bir kere ezan dinin bir parçası değildir. Ne Arapça ne Türkçe okunması gerekmiyor. Eğer laiklikten bahsediyorsak devletin dini olmaması gerekir. Devletin yapılarından, devletin memurları tarafından kamu alanlarında halka dayatılan özenti bir Arapça tekerlemeyi okutan bir devletin din ve devlet işlerini ayrı tutması beklenilebilir mi?

Martin Luther, nasıl İncil’i, dini çıkarları uğruna kullanan Papa’nın ve ortaçağ papazlarının elinden kurtarıp Almancaya çevirerek Batı dünyasını yeni bir sürece soktuysa, Atatürk’ün yaptığı da benzeri bir dönüşümdür.

Bu örnek hep veriliyor. Luther Papa’nın başında olduğu Katolik kilisesinin hiyerarşisine karşı bir hareket başlatmış. Peki Atatürk kime karşı bir hareket başlatmıştır? Hangi hiyerarşiye karşı? Katolik kilisesinin bir hiyerarşisi vardı ve bu hiyerarşi halkı sömürüyordu. Latinceyi kutsal dil yapmışlardı ve halkı cahil bırakarak kendilerini yüceltiyorlardı ve Tanrı adına halkı yoluyorlardı. Ama İslamın böyle bir hiyerarşisi yoktur. Kuran net olarak İslam dininde bir rahipler sınıfı oluşmasını istememiştir. Ama hiyerarşisi olmayan bir kurum varlığını devam ettiremez. Bu sebepten, kendi hiyerarşisi olmayan İslam dini devletin hiyerarşisine sızarak devletin hiyerarşisini kullanır. İslam başlangıcından beri bir devlet dini olmuştur. Bugün de öyledir. İnsanlar yavaş yavaş devletin dini olarak İslam’ın aynı Luther’in zamanındaki Katolik kilisesi gibi halkı aldatmakta ve sömürmekte olduğunu anlıyorlar. Kilise Latinceyi kutsal dil yapmış, bunlar Arapçayı kutsal dil yapmışlar. Katolik kilisesi kendi icatları bazı ritüelleri kutsallaştırmışlar, bunlar ezanı kutsallaştırmışlar.

Kilisenin kutsal dil gibi gösterdiği Latinceden sıyrılıp herkesin anlayabileceği bir dile kavuşunca, İncil ortacağ karanlığının halkı sömürme aracı olmaktan kurtarılmıştı.

Ezanın dili önemli değil ama Kuran’ın Türkçe okunması önemli. Ama Kuran’ın zaten neredeyse başlangıcından beri Türkçe tercümesi var. Hacı hoca takımı yani ulema halkı kandırmakta o kadar ustalaşmışlardır ki Kuran’ın Türkçe olması bir engel değildir.

…Kuran’ı ve namaz çağrısını Türkçeleştirmesindeki amaç, İslama inananların, Tanrı’nın kendilerine neyi ilettiğini, dini tekelinde tutan imamlardan, şıhlardan, şeyhlerden, seyitlerden ve tarikatlardan bağımsız öğrenmelerini sağlamaktı.

Notlar:

Alıntıların alındığı yazı: Ezan – Doğu reformunu bastırmak, Işık Kansu, 17 Kasım 2018

Ezan ile ilgili diğer yazılarım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s