Hata

centralpark3

Sorun nedir anlayamadım. Bir yerin ismini yanlış mı söylemiş? İlgimi çekti çünkü ben de yıllar önce benzer bir hata yapmıştım; Centril Park’a gidiyorum diye yola çıkıp Hide Parkında bulmuştum kendimi. Ben diyorum ki, bu hatayı düzelterek ona dikkat çekenler aslında kendi üstün zeka seviyeleri ile övünmek için bunu yapıyorlar. Herkesin bilgi seviyesi bilmekten gurur duyduğu bilginin seviyesindedir. Ben mesela herkesin bilgi seviyesinin bilmekten gurur duyduğu bilginin seviyesindedir bilgisini bildiğim için övünürüm. Bu insanlar ise Centrall parkı nerede ve Hydi parkı nerede gibi bir bilgi kırıntısı ile övündüklerine göre bilgi çıtasını bayağı düşük tutmuşlar demektir. Arama bulma motoru gogleda herkesin kolayca arayıp bulabileceği bir bilgiyi ezbere bildiğini göstermek için sosyal medyada paylaşımlar yapan insanlara sadece acıyorum. Hani, Format’ın son teoreminin ispatında bir hata bulmuşlardır da, onunla övünürler, bunu anlayabilirim; ama dünya üzerinde iki önemsiz parkın yerini bildikleri için övünen insanların olması beni insanlık adına çok üzer. “Bir şeyi ezbere bilmek bilgili olmaktır” prensibi üstüne kurulmuş olan ezberci eğitim sisteminin eğitip eğitip cahil bıraktığı insanlardır bunlar. İnternete ulaşabilen herkes artık herşeyi biliyor. Parkların sadece hangi şehirde olduklarını değil istersek koordinatlarını bile anında bulabiliriz. Uydu resimlerine bakıp o parka gittiğimizde hangi çiçekleri toplayıp hangi bankta oturacağımızı bile planlayabiliriz. Artık hiçbir bilgiyi ezbere bilmeye gerek yok. Bilmek istediğin her şeyi internette anında bulabiliyorsun. Ben bu hatayı yapanı değil de, kendisinin ne kadar bilgili olduğunu göstermek için bu hatayı düzelteni hatalı bulurum. Zaten ortada bir hata yok! Farzedelim ki, google’da aradık ve gördük ki google’a göre central ile hyde parkları sayın CB’nin telaffuz ettiği ülkelerde değilmiş. Ama sayın CB hangi parkın hangi ülkede olduğuna dair bir fikir beyan etmedi ki! Eskiden Londra’ya gidip Central Park’ta dolaştıklarını sanan vatandaşlar olduğuna işaret etti. Sayın CB, 1980’lerdeki, yani AKP iktidarından önceki, eski Türkiye’nin şaşkın vatandaşlarından bahsediyor. AKP’nin dizayn ettiği yeni Türkiye’de artık Londra’ya vize alıp New York’a gittiğini zanneden saftirik vatandaşlar kalmadı. Artık herkes uyanık. Herkes aynı dizileri seyrediyor; aynı internete giriyor, aynı köprülerden geçiyor, aynı kıraathanelerde bedava kek yiyor. Herkesin altını, doları bol, keyfi yerinde. Herneyse ne! Biz google’a mı inanacaz yoksa sayın CB’mize mi? Aslında google’da bulduğumuz bilgi ile sayın CB’nin sözü arasında bir çelişki olsa bile bu sayın CB’nin bu parkların yerini bilmediğini göstermez ki; sadece bu bilgiyi CB’nin prompterinden geçiren asistanın hatalı olduğunu gösterir, o kadar. Ne var bunda? Üstünde durulacak bir konu değil. Velevki sayın CB İngiltere Reis-i Cumhur’u Mister Trumb’un ismini ABD Şansölyesi Tereza Maye ile karıştırmış olsun… Ne olur ki? Al birini vur ötekine. Fakat eleştiri oklarınızı sayın CB’ye hedefleyen ey hadsiz sosyal medya uşakları! Siz yeryüzündeki her memleketin her şehrindeki her parkın ismini biliyor musunuz? Hem siz promptersiz konuşuyorsunuz. Promptersiz konuşmak kolay! Hadi bakalım prompterli konuşun. Prompter görseniz tanımızsınız bile! Bu konuda ben futbolu suçluyorum. Evet, futbolu. Bildiğimiz futbolu. Ülkemizde entellektüel tartışma seviyesi tribünlerde birbirlerine koro halinde küfür eden rakip takım taraftarlarının seviyesindedir. Aziz Nesin’in dediği gibi tezahüratların yüzde 60’ı küfürlüdür. Geri kalanı da imalıdır. Stadyumda rakip taraftar kitleleri en yaratıcı küfürleri birbirlerine ve hakeme iletirler. Tribünlerde entellektüel bir tartışma ortamı yoktur. En fazla bağıran ev sahibi takımın taraftarlarıdır. Zaten kavga çıkmasın diye misafir takımın taraftarı çoğu kez stada alınmaz. Onlar ekran başında bağırır. Çocukluklarından beri karşı takımın bir vajinası olduğu ve kendileri ile cinsel ilişkiye girmeye arzulu olduğu mitosuna inanan bu taraftarların büyüyünce de her konuyu aynı seviyeye indirgemeleri kaçınılmazdır. Siyaset alanında tartışmaların seviyesi daha da düşerken sapıklık seviyesi zirve yapar. Entellektüel gelenekleri futboldan gelen insanlar zaten siyasi tercihlerini takım tutar gibi yaparlar. Bir parti tutup hayatları boyunca aynı partiye oy verirler ve diğer partinin vajinası ile ilgilenirler. AKP partisini tutmayan bu sosyal medya silahşörleri Sayın CB’nin her dediğine bir kulp takmayı marifet sanıyorlar.  Ama olaya bir de şu açıdan bakmakta fayda vardır. Sayın CB son 10 yıl neredeyse 7/24 mikrofon arkasında ve prompter önünde demeçlerini vermektedir. Biz de bu demeçleri almaktayız, sağolsunlar. Bu demeçleri kitaplaştırsak ve sayfaları yanyana koysak Haydee parktan Santral parka yol olurdu da o Central parkın yeşil çimlerinde oturup yakındaki Bing Bang kulesinin çanlarını dinlerdiniz. Ondan sonra arta kalan demeçlerden Pasifik okyanusu üzerinden bir köprü kurup Nakkaştepe parkımıza gelebilirdiniz. Bu şekilde Nakkaştepe’nin dünyanın bütün parklarından daha güzel olduğunu görmüş olurdunuz. Parkı gezdikten sonra geriye kalan demeçleri yanyana koyup Elan Kusk’un roketinden önce Mars’a gidip oradaki parkları da gezmek isterdiniz. Mars’ta henüz park olmadığını görünce elinizde kalan demeçlerden bir kamp ateşi yakıp ısınırdınız ve demeçleri yüzyıllarca yakarak enerji sorununu çözüp insanoğlunun Mars’ta koloni kurmak hayalini gerçekleştirmiş olurdunuz. Demeçlerin ateşi ile işleyen santrallerden çıkan ısı Mars’ta bir iklim değişikliğine yol açardı ve küresel ısınma olurdu. Mars’ın iklimini mahvettikten sonra küresel ısınmayı çok sıcak bulup bu sefer geriye kalan demeçlerle kendinize bir roket yapıp dünyaya geri gelirdiniz ve siz yokken verilen demeçlerle roketinizin deposunu tekrar doldurup güneş sisteminin dışına doğru yola çıkardınız ve güneş sisteminin dışında, samanyolu dikiz aynanızda kaldığında, geriye kalan demeçlerle… diye devam edebilirdik ama burada duruyoruz çünkü bu yazının da sayın CB’nin demeç külliyatı gibi uzayıp gitmesini istemiyoruz. Uzun lafın kısası, 10 yıldır devamlı hem sizin için, hem de memleketin hayrı için (ve hem de yeniden ve yeniden ve yeniden seçilmek için) hiç durmadan demeç veren bir büyük hitabet ustasının demeç külliyatında bulabildiğiniz tek hata bu ise… bu sadece sizin cahilliğinizi gösterir ve sayın CB’nin ne kadar doğru ve yanlışsız konuştuğunu gösterir. Sayın CB’yi bu konuda eleştirenler siz kendiniz 10 yıl boyunca her gün her saat demeç verseydiniz ne hatalar yapardınız kimbilir. Bu hataların memleket için ne kötülükler doğuracağını düşünmek bile istemiyorum. Eğer bu ülkede hukuk olmasaydı ve insanlar vermedikleri demeçler için ve söylemedikleri sözler için içeri alınıyor olsalardı sayın CB’nin bu sözde hatasını düzelttiğini zanneden bu zavallılar o vermedikleri demeçlerdeki hatalar için çoktan Silivri’nin yolunu tutmuş olurlardı. Türkiyenin yetiştirdiği en büyük hitabet sanatı ustasının ustalık döneminde iki parkın ismini karıştırmak gibi bir hata yapabileceğini düşünebilmek bile bu insanların ne kadar fanatik CHP’li olduklarını ispatlıyor. Bunların zaten dış mihraklardan destek aldıkları ve Gezi olayları sırasında aileleri ile Central Park’ta gezmeye gittikleri için gezi olaylarının failleri olarak soruşturulmaları kaçınılmaz olacaktır. Sayın CB olsa olsa bilerek iki küçük parkın yerlerini tersine çevirip söylemiştir çünkü o bütün insanları yaradanın yaratıkları oldukları için sever; cahil olanları da aynı sebepten sever ve onları da, eğer gerekli görürse, eğitilmeleri için Silivri kapalı eğitim tesislerine yönlendirebilir. Dinimizin (c.ç.) Allahın (cc) ve peygamberimizin (ss) ve CB’nin (ç.s) gerekli gördüğü de budur. Bunun aksini söyleyen dinsizlere demeçleri bundan sonra daha dikkatli dinlemelerini tavsiye ederiz.

***
Hata yapmayı suç bilen insanlar var… Hata yapmayı hata sanan insanlar var… Hatanın bir deneme olduğunu anlamayan insanlar var. Bu da eğitim sisteminin bir hatasıdır. Eğitim sistemi hatayı cezalandırmak üzerine kurulmuştur. Halbuki, hata yapmadan hiç bir şey öğrenilemez. Yürümek düşe kalka öğrenilir. Düşmeden yürümek öğrenilemez.  Düşmeden kalkılmaz. Düşmek nedir? Hata yapmaktır. Demek ki hata yapmadan hiç bir şey öğrenilemezmiş. Eğitim kurumu hata yapanları cezalandırdığına göre eğitimin amacı bir şey öğretmek değil, kalıplaşmış bilgileri ezberlettirerek bir üst sınıfa geçmek için sınav geçmeyi öğretmektir. Okullarda hata yapan talebe hata yapmış gibi alaya alınır ve cezalandırılır. Okulda en büyük hata bilmemektir ve bilmemek en ağır şekilde cezalandırılır. Halbuki, tam aksine hata yapan talebeler desteklenmeli ve tebrik edilmelidir. Son söz olarak şunu söyleyebiliriz ki, ortada bir hata yoktur, herkes ne demek istendiğini anlamıştır. Demek istenen şudur: Eskiden bizim anıt parklarımız yoktu; döviz bulabilip de yurtdışına çıkabilen vatandaşlar oradaki anıt parklara bakıp üzülürlerdi. Şimdi bizim de Nakkaştepe’miz var. Öyle dışarlara gidip oralarda cenral parkmış hidy parkmış gibi yerler var diye bilgiçlik taslamayın. Söylenmek istenen budur. Ve doğru olarak söylenmiştir.


Notlar:

Haber.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s