İradem deşifre oldu…

Colin
Colin O’Brady

Colin O’Brady isimli maceracı Güney kutbunu dışardan hiç yardım almadan geçen ilk insan olmak için yola çıkmış. 16. günün sonunda donmuş maskesini çıkartmaya çalışırken çektiği selfie’nin altında şunları yazmış:

Bugün seyahatimin en zorlu günüydü. Sabah çadırdan çıktığımda bütün gece devam eden kar fırtınasının kızağımı tamamen gömdüğünü gördüm. Şiddetli rüzgar altında ve çadırımın uçup gitmemesine dikkat ederek malzemelerimi toplamaya başladım. Bu hiç de kolay olmadı ama sonunda yola çıktım ve tam karşıdan saatte 50 km hızla esen rüzgarla 8 saat dövüldükten sonra gün sonuna doğru biraz azalan rüzgarla birlikte kamp için durdum.

Rüzgar yerde toz halinde duran karı uçurduğu için kızağı çekmekte çok zorlandım. Bazen her adımda kara gömülen kayaklarımı görmekte zorlanıyordum.

Kim bilir kaç kere aklıma durmak geldi. Çadırımı kurup bugün tatil yapmak istedim.

Bugün kendimi hem çok yorgun ve bitik hem de çok yalnız hissediyordum. Bu sebeplerden her zamankinden daha çok günlük yürüyüşümü iptal etmek istiyordum. Fakat insanların desteğini ve benimle paylaştıkları olumlu düşünceleri hatırladım ve derin bir nefes alıp adım adım ilerleyip bu günü bitirmeye karar verdim. Ve sonunda bir tam günlük yürüyüşü tamamladım.

Şimdi dışarıya göre sıcak sayılacak çadırımda düşünüyorum da bir insanın karakterinin güçlenmesi hep böyle zor günlerde olur ve ilerdeki daha da zor günleri başarı ile geçebilmek için insanın kendine güveni artar.

Bugün, en çok mesafe katettiğim gün olmayabilir ama mental olarak en zor günümdü.

***

Bir insanın iradesini test edebileceği en aşırı ortamlardan birinde Colin iradesini test etmiş. Bir tarafta Rahat var. Rahat çok güçlü bir argüman ortaya koyuyor. “Bugün şartlar çok zorlu. Kendini boşuna yoruyorsun. Bugün dinlen. Yarın daha güçlü bir şekilde yola devam edersin” diyor. Rahat çok kurnaz. Colin’in kendini zayıf kabul edip sıcak çadırın çekiciliğine kanıp durmayı kendine yediremiyeceğini biliyor onun için Colin’in mantığına hitap ediyor. Ama aynı zamanda sıcak çadırı dayanılmaz bir şekilde renklendiriyor ve Colin’e çadırın içini en çekici gösteren resimler servis ediyor: “Çadırdasın. Ocağını yaktın. Çay yaptın sıcacık içiyorsun için ısınıyor”…gibi. Ama Colin’in İrade‘si bir Ninja gibi elinde kılıcı ile bu renklendirme balonlarını patlatıyor.

colin-ninja
Colin’in iradesi

Rahat sıcaklık temasını kullanarak daha tatlı hayal balonları üretiyor. İrade onları da patlatıyor. Sonunda Colin adım adım yoluna devam ediyor ve bir günlük yürüyüşü yapmış oluyor. Rahat bugün kaybetmiş olabilir ama yarın tekrar meydana çıkacak. Burada Rahat dediğimiz şey bağırsaklarda yaşayan rahatlık taraftarı mikroplar. Bunlar hakkında fazla bir şey bilmiyoruz. Ama bunların vücudu koruma içgüdüsü ile hareket ettiğini varsayabiliriz çünkü bağışıklık sistemimizin yüzde doksanı bağırsaklarda bulunuyor. İrade de bağırsaklardaki başka bir grup mikrop olmalı.

***

Ben Colin’in yerinde olsaydım mutlaka Rahat’ın masallarına inanırdım ve yürüyüşten vazgeçip çadırımı kurardım ve sıcak çayımı içerdim. Neden? Çünkü benim İradem Colin’inkinden çok farklı:

doraemon1
Benim İradem

Yani benim İradem çok zayıf. Hem zayıf hem tembel. Hiç bir işe yaradığı yok. Kendisi zaten Rahat’ın masallarına kanmış uyuyup duruyor. Ne zaman İrade’ye ihtiyacım olsa kendisi ortalarda görünmez. Arazi olur ve kaybolup gider. Ne zaman ki İrade’ye ihtiyacım yoktur kendisi bana bu şekilde görünür ve atıp tutar:

doreamon
Palavracı İrade

“Ben burdayım! Seni zorlayan hangi istek olursa olsun beni çağır o istekleri kılıcımla parçalayayım” der. Ben de İrade’me güvenerek kendi kendime söz veriyorum ve “bundan sonra kesin çukulata yemiyorum” diyorum. Tam bu sözü vermişken karşıma çukulata tanrıçası Godiva çıkıyor ve bana dayanılmaz güzellikte çukulatalar ikram ediyor.

godiva
Çukulata tanrıçası Godiva

Bu çukulataları dayanılmaz olarak renklendiren de Oburluk. Eğer renklendirmeleri aşıp çukulataları oldukları gibi görebilsem onların aslında çirkin bile olduklarını düşünebilirim. Ama ben Oburluk‘un propagandasına kanıyorum ve çukulataları almak için elimi uzatıyorum ki İrade’min sözleri aklıma geliyor: “Sana dayanılmaz şarkılar söyleyen Sirenlerle karşılaştığında beni çağır. Ben onları kılıcımla doğrayacağım. Sana hiç zarar veremeyecekler…” Son çare İrade’mi çağırıyorum. “İrade! İrade! Nerdesin. Gel beni Godiva’nın elinden kurtar…” Ama cevap veren yok. Çukulataların çekiciliği giderek artıyor. Paketi açınca yayılacak çukulata kokusunu şimdiden duyuyorum. Ve uzanıp çukulatayı alıyorum. Kasiyere uzatıyorum. “Hediye paketi yapayım mı? Hemen yiyecek misiniz?” diye soruyor. “Hayır. İstemem. Hemen yiyeceğim.” İrade gelmeden… Çukalatayı yiyorum. İrade ortalarda yok. Kimbilir nerede saklanıyor. İş işten geçtikten sonra ortaya çıkacaktır.

***

Bu konuda biraz düşünüce, aslında İrade’min iki taraflı oynadığını anlıyorum. Daha önce şüphelendiğim gibi İrade çoktan Rahat’ın ve Oburluk‘un tarafına geçmiş. Onlar için çalışıyor ve beni aldatıyor. Oburluk ve Rahat direk benimle konuşmuyorlar. Kim Oburluk’la muhatap olmak ister. Benimle muhatap olan İrade. Ben de İrade‘ye güveniyorum. Beni koruyacak zannediyorum ve kendi kendime söz veriyorum ama İradeye ihtiyacım olduğu zaman İrade ortaya çıkmıyor ve ben Oburluk‘u beslemiş oluyorum. Tembellik‘i beslemiş oluyorum. Ama İrade hep sonradan gelip beni desteklermiş gibi görünüyor: “Sen yaparsın. Ben senin yanındayım” diyor.

O zaman bu İrade denen sahtekarı aradan çıkartmak lazım. Şimdi dikkatle gözlemlemek istiyorum. Karşıma çukulata tanrıçası çıktığında nasıl tepki veriyorum. Neden çukulata alıyorum? Neden Oburluk‘un uydurduğu renklendirmelere kanıyorum? Çukulatanın besin değeri yok, yemesem ne olur? Görecez.

***

Ama şu da var. Bir alışkanlığı yenmek için o alışkanlığı başka bir alışkanlıkla değiştirmeniz gerekir. Çukulata veya şeker yeme alışkanlığını veya daha genel olarak, kendine zarar verme alışkanlığını, ne ile değiştirebiliriz? Bilmiyorum. Colin gibi adım adım gidelim. Bu Oburluk da nedense en çok zararlı olan neyse onu yememizi istiyor.

Abur cubur yemeyi engellemek için İrade’den medet ummaya gerek yok. Eğer mide besin değeri yüksek lezzetli ve sağlıklı besinler ile beslenip doymuşsa o zaman zaten abur cubur isteği gelmiyor. Oburluk kendini göstermeye cesaret edemiyor.

Colin’e geri dönersek, o her gün aynı yemeği yiyor. Günlük enerji ihtiyacını karşılamak için gerekli her türlü besini içeren konsantre tabletler hazırlamış. Onları sıcak suda eritip yiyor. Bundan çıkarılacak bir ders de her gün düzenli beslenmenin önemli olduğu.

Bu yazının da sebebi meydana çıktı. Oburluk’un bir oyunu imiş. Aklımda hiç çukulata yokken, şimdi çukulata almaya gidiyorum.

###

Notlar:

Colin O’Brady’in bahsi geçen paylaşımı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s