Laf söyleme özgürlüğü

fes
İkisi de fesli değil mi?? Birisi fesin üstüne tülbent sarmış, diğeri sarmamış.

Türkiye’de laf söyleme özgürlüğü var mı? Belki vardır. Var herhalde. Ama lafların etkisi abartılıyor bence. Entellektüel olması gereken tartışmalar hemen taraftar tartışmasına dönüşüyor. Herkes futbol takımı tutar gibi bir fikri tutuyor ve o fikri müdafaa ediyor. Karşı tarafı duymuyor.

***

Fesli bir yazar var. Artık ihtiyarlamış. Hasta. Diyanet işleri başkanı resmi cüppesini kuşanıp sarığını takıp hasta ziyaretine gitmiş. Aydınlanmacı takımı Cumhuriyet’teki, Aydınlık’taki sütunlarında olayı büyütüp orantısız tepkiler vermişler. Bu fesli şahıs “İstiklal savaşını Yunan kazansaydı daha iyi olurdu” demiş. Der. Bu bir laf değil mi? Laf söyleme özgürlüğü olduğuna göre söyler. Belki kitaplarını satmak için provokasyon yapıyordur. Neyse ne. İstiklal savaşı kazanılmış. Bitmiş. Geçmişte kalmış. Kazanan belli. Kaybeden belli. Bu laf neyi değiştirebilir? Hiç bir şeyi değiştiremez. Fesli yazar bir fesliler ordusu kurup İstiklal harbini geri mi çevirecek? Yapamaz. Bu adamın devletin bekasına ne zararı var? Sıfır zararı var. Kitap yazıyor. Ben hiç bir kitabını okumadım. Belki yararlı bilgiler vardır. Söylediği bir cümle için adam böyle linç edilir mi? Ciddiye alınacak bir laf mı bu? Değil. Adam Atatürk düşmanıymış. Olabilir. Atatürk’e hakaret etmeme kanunu var. Eğer gerekiyorsa yetkililer ona göre ceza verir. Bu fanatik aydınlanmacı takımı böyle komik bir lafa aşırı tepki vererek adamın reklamını yapmış oluyorlar. Aydınlanmacıların düğmeleri belli, yobaz takımı istediği zaman bu düğmelere basıp tepki almasını çok iyi biliyor. Sonra da bu tepkileri seçimlerde servis edip oy topluyorlar. Aslında, araştırma yapan, kitap yazan herkese değer verilmeli. Bir cümle üzerinden adamı linç eden fanatik aydınlanmacıların acaba kaçı fesli yazarın kitaplarını okumuşlardır? Okumadıklarını düşünüyorum. Kimseye zararı olmayan, geçmişe hayran, geçmişte yaşayan, hasta ve yaşlı bir adama devlet değer vermiş ve gitmiş geçmiş olsun demiş. Ne var bunda? Şimdi diyanet işleri başkanı da “keşke Yunan kazansaydı…” lafına destek vermiş mi oluyor?

Böyle değişik laflar söyleyen insanlar desteklenmeli. Ama bunun için insanların kendilerine ve devletlerine güveni olması gerekir. Belki Cumhuriyetin 200.yılında bu da olur…

***

Peki, tehlike nedir? UltraAydınlanmacılar hangi tehlikeden bizi korumaya çalışıyorlar? Eğer diyanetin bu ziyaretini görmezden gelselermiş ne gibi bir tehlike doğacaktı? Gericilik yayılacak mıydı? Düşünüyorum da hiç bir tehlike aklıma gelmiyor. Tam aksine bu olayın reklamı yapılmamış olacaktı. Unutulup gidecekti.

***

Demek ki laf söyleme özgürlüğü var. Herkes laf söylüyor. Gazete köşelerini dolduruyorlar her türlü lafla. Ama çoğu boş laf. Olmayan tehlikeleri lafla müdafaa eden sözler. Tuttukları takımın doktrinlerini müdafaa eden boş laflar.

***

Peki devletin diyanet işleri başkanı resmi üniformasını giyip bazı tarihsel olayların daha değişik şekilde gelişmiş olmasını arzu ettiğini söyleyen ve modası geçmiş Osmanlı özentisi şapkalar giyen bir hastayı ziyarete gitmişse ne olur? Aslında bu iki insanın giyinişlerine bakarsak zaten aynı geçmiş devrin özlemi içinde olduklarını görüyoruz. Biri fes takıyor biri sarık. Sarığın altına cüppe giyiyor. Cüppesinin altında da takım elbisesi var. Öteki de öyle. Fesin altında herkesin giydiği gündelik elbiseler giyiyor. Kafa yapıları da aynı. Bunlar Araplaşmış Türkler. Konuştukları dil Türkçe’den çok Arapça’ya benziyor. Arapça’yı kutsal bir dil zannediyorlar. Zaten sarıklı olan devletin memuru. Bu ne demek? Devletin bir dini var demek. Anayasada devlet laiktir diyor ama devlet laik değil. Kamu alanlarında günde beş sefer Arapça yalelli okutan bir devlet nasıl laik olabilir. Devletin dinini halka dayatan memurları var. Dine karşı laf söyleyenleri linç etmeye hazır bir yobazlar ordusu var. Şalvarlı cüppeli Arap üniforması giymiş bu orduyu devlet destekliyor. Devletin özel din ordusu bu. Bunlar da devlete desteği için teşekkür ediyorlar ve oylarını iktidar için kullanıyorlar. Din hiyerarşisi devlet hiyerarşisinin içine sızmış. Devlete istediğini yaptırıyor.

Devlet dini özelleştirip din işlerinden çıkmadığı müddetçe daha çoook sarıklı devlet memurlarının fesli veya cüppeli veya hacı sakallı hocalara ziyaretini izleriz.

***

İslam dininin kendi hiyerarşisi yoktur. Kuran bir rahipler hiyerarşisi oluşmasını yasaklamıştır. Bu yüzden İslam devlet hiyerarşisine sızar ve devletin hiyerarşisini kullanır. Yani İslam egemen güçlerin emrindedir. Başından beri bu böyle olmuştur. Ancak devlet din işinden çıkarsa İslam bireylerin dini olabilir. Şimdi devletin dinidir. Ondan camiler siyasetin tam ortasındadırlar. Şaşılacak bir şey yok bunda. Bir imamın, egemen güçleri eleştirebileceğini aklınız alıyor mu? Unutmayın devletin memuru bu adam.

Notlar:

— Fesli yazarın belki de benim yazdığım kadar naif olmadığına dair böyle bir video var. Yine de sorun devletin bir dini olması. Bu sebepten dış güçler din üzerinden istedikleri gibi operasyon yapabiliyorlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s