VAR kimin işine yarıyor?

Futbol bilginlerinin çoğunluğu VAR’ı kabul etmişler ve uzun vadede futbol için iyi olacağına inanıyorlar. Ben VAR’ın felsefesinin temelinden bozuk olduğunu ve futbola karşı yapılmış bir operasyon olduğunu düşünüyorum. Geçen gün Fanatik yazarı Cem Dizdar’ın VAR’a karşı olduğunu söylediği bir video izledim.

Cem Dizdar’a göre seyirci sahada oynanan oyunla ilgilenmiyor, ekranda olan bitenle ilgileniyor. Bence bu sebepten VAR seyircilere ters gelmiyor. Onlar sahadaki oyunun değil video görüntülerinin gerçek oyun olduğunu zaten kabul etmişler. Pozisyonların VAR ile değerlendirilmesi ve hakemin kararlarının video görüntüleri ile geçersiz sayılması seyircilere çok doğal geliyor.

Görüntülerden bahsediyoruz. VAR, oyunun hangi görüntüsünün gerçek görüntü olduğu sorusuna verilmiş bir cevaptır. FİFA’nın karar vericileri ve futbolla ilgilenen herkes (ben hariç!) video görüntülerinin oyunun gerçek görüntüsü olduğunu önceden bir varsayım olarak kabul etmişler.

Futbol’un kurmayları ve yorumcular ve seyirciler futbol felsefi hakkında oturup düşünmezler. Futbol ile felsefenin ne alakası olabilir derler. Fakat her türlü varsayım felsefenin alanına girer. Felsefeden kaçış yoktur. Her maçın bir gerçek maç olarak varolduğu ve bizim bu gerçek maçı çeşitli açılardan gören gözlemciler olduğumuzu varsaymak felsefi bir seçimdir.

Eğer gerçek bir maçın varlığı varsayıldıysa, daha hassas gözlemleme araçları kullanarak bu gerçek maça yaklaştığımız varsayılır. FİFA’nın ve seyircilerin dünya görüşü budur. Bu sebepten video kameralarının gerçek oyunu yansıttığını düşünürler. Video gerçek oyunun görüntüsü ise hakemin görüp çaldığı video görüntülerinden farklı ise hakem hata yapmıştır.

Daha hassas ölçüm aletleri ile gerçek oyuna yaklaşacağımız doğru değil. Gerçek bir oyun zaten yok. Olsa bile bizim bu gerçek oyunu bütün detayları ile bilmemiz imkansızdır. Biz sadece oyunun sonsuz görüntülerinin bazılarından kesitler görebiliriz. FİFA bu sonsuz görüntüler arasından video görüntülerini seçmiş ve oyunun gerçek görüntülerİ olarak tanımlamış.

Peki futbol bir asırdan fazla bir zamandır video görüntüleri olmadan oynanırken neden şimdi video hakem ile oynanmaya başlandı? VAR’ı kim istiyor? Futbolun VAR ile oynanmasından kim para kazanıyor?

Bahsettiğimiz videoda moderatörlük yapan Merve Toy’a göre, VAR’ı isteyenler kulüpler. VAR önce kulüpleri tatmin etmeli ondan sonra sıra seyircilere gelecek diyor. Cem Dizdar, bu görüşe karşı çıkıyor: “VAR’ı talep edenler kulüpler değil, bunu dayatanlar yayıncılardır” diyor. Ben yayıncılardan çok, VAR teknolojisini geliştiren ve FİFA’ya satan Hawk-Eye gibi şirketlerin lobi faaliyetleri sonucunda VAR’ın futbola monte edildiğini düşünüyorum. Ama Cem Dizdar’ın dediği gibi, yayıncılar da mutlaka bu işin içindedir çünkü onların asıl amacı VAR aralarını reklam arası olarak kullanarak reklam gelirlerini arttırmaktır.

FİFA’ya göre, VAR’ın futbola monte edilmesinin en önemli sebebi futbola adalet getirmektir. Fakat oyun içinde kararların verildiği ölçeği değiştirerek aslında VAR oyuna en büyük adaletsizliği getirmiştir. Bazı kararları insan ölçeğinde bazı kararları teknoloji ölçeğinde verirseniz en önemli adaletsizlik budur. Cem Dizdar da başka bir açıdan VAR’ın oyuna adalet getirmeyeceğini söylüyor. “Bu tür teknolojik sistemler her zaman güçlüden yana çalışır. Öyle herkese eşitlik sağlamazlar.” Çok doğru. Zaten karar vericilerin sayısını arttırarak daha adil kararlar veremezsiniz.

Videonun VAR ile ilgili bölümünü bütünü ile aşağıya kopyalıyorum.

***

Cem Dizdar: Teknolojinin bize anlattığı şu: İnsanlar sahada oynananla ilgilenmiyorlar, ekranda olan bitenle ilgileniyorlar… Fotoğrafları görmek istiyorlar. Bir görüntünün peşinden gidiyor insanlar. En son Fenerbahçe maçında son dakikada bir penaltı tartışıldı, değil mi? Başımıza o belayı kim sardı? Dünya kupası finalinde Arjantinli hakem Nestor Pitana sardı onu. O pozisyon penaltı mı değil mi diye işin içinden çıkamadık. Kuzey yarım küreden güney yarım küreye ikiye bölündü, yarısı penaltı dedi yarısı değil dedi. Eline çarptı Hırvat oyuncunun. Benzeri de burda oldu.

Merve Toy: Bence [VAR] futbolun içindeki tartışmayı bitiriyor. Belli ölçüde azaltıyor ama yeni bir tartışma yaratıyor olması da bence aslında oyunun o dinamizmine özellikle bizim gibi o heyecanı, o şeyi seven insanlar için güzel bir şey. Yani VAR’ı kim talep ediyor? Kulüpler talep ediyor. Kulüpler diyorki, çünkü ben maç başına para alıyorum galibiyet, beraberliğe para alıyorum. Benim bir tane hakem kararı ile hakkım gidiyor. Param gidiyor falan. Ben öyle geçiniyorum diyor. VAR’ı talep eden kulüp. Önce kulübün memnun olması lazım. İzleyici memnuniyeti daha sonraki etapta. İzleyici olarak bizim de ne kadar tatmin olduğumuz çok önemli fakat bu bir endüstri olduğu için takımların sözü geçiyor. Dolayısıyla, önemli olan kulüpler memnun mu. Sizce memnun mu kulüpler? Asıl memnuniyet onlar için hedefleniyordu. Onlar memnunlar mı?

Necil Ülgen: Olacaklar. Otüz dört haftanın geneline baktığımız, bakacağımız zaman, sezon sonunda, aynı şekilde bunları konuşuyor olsak genel olarak bir memnuniyet göreceğiz. Tartışılacaktır ama yüzdeye baktığın zaman yüzde olarak faydasının daha fazla olacağını düşünüyorum.

Cem Dizdar: VAR’ı talep edenler kulüpler değil, bunu dayatanlar yayıncılar. Ekranı kullananlar. Futbol sahası ile bir ilgisi yok. Ekranı kullananlar bir şey dayattılar, insanlar da kabul ettiler. Niye? Çünkü para ekrandan geliyor. Kulüplerin reddetme gibi bir şansları yok. Geçelim işin öbür boyutuna. Burada, bu tür teknolojik sistemler her zaman güçlüden yana çalışır. Öyle herkese eşitlik sağlamazlar. Bir takım harcamış 150 milyon euro para o takıma, oyuncu almış; ötekinin 20-30 milyonluk takımı var, öbürü öbürünün kalesinde iki tane penaltı… yani küçük büyüğün kalesinde iki kere penaltı yapacak da onu teknoloji mi yakalayacak zannediyorsunuz? Öyle şey olmaz. Zaten hayat eşitsiz. Eşitsizliğin içinde eşitlik aranmaz. Bursa başkanı sayın Ali Ay’ın yaptığı normalde bu nizam içersinde belirli yasalarla sınırlanması gerekir. Sen bu teknoloji hakkında küçültücü ufaltıcı, onda töhmet yaratan şeyler kullanamazsın ama kullandı. Daha birinci hafta. Güçlüler lehine dedi. Haksız mı? Bilemiyorum. İstanbul takımları lehine dedi. Haksız mı? Bulabilir misin? Göreceksin ilerde daha büyük tartışmalar olacak.

Merve Toy: VAR’ın haksızlığı azaltacağını düşünüyorum. Yoketmesi imkansız. Biraz daha eski halinden daha aza indireceğini düşünüyorum.

Cem Dizdar: Zaten bu kadar belirsizliği olan bir oyunda tartışmasız olur mu? Olmaz. Ama VAR gibi teknolojiler sana tartışma başlıklarını çoğaltıyor.

Merve Toy: Peki sen VAR’cı mısın, değil misin? Sen VAR’cı değilsin.

Cem Dizdar: Değilim canım

Merve Toy: Kesin değilsin.

Cem Dizdar: Olur muyum ben VAR’cı?

Merve Toy: Mümkün mü?

Cem Dizdar: Benim gibi birisi… VAR bize bir şey vermez. Teknoloji karşıtı olunmaz ama oyunun hızına etkisi yok bu işin. Sahada koşanların hızlanması lazım. VAR bize bir şey sağlamaz. VAR sadece bize anlar verir. Bol bol konuşuruz konuşuruz konuşuruz… Bir videonun milyon milyon milyon tıklanması gibi

###

Notlar:

Yazıda bahsedilen video.

— Gerçek bir oyunun olduğunu varsaymak ve çözünürlüğü daha yüksek ölçüm aletleri kullanarak bu gerçek oyunu algılayabileceğimizi varsaymak bence Platoncu bir görüştür. Platon’a göre, mesela, bütün iskemleler bir ideal iskemlenin örnekleridir. Aynı şey futbol maçı için de geçerlidir. Maçın sonsuz görüntüleri vardır ama bu görüntüleri birbirine ekleyerek gerçek maça yaklaşamazsınız. Yani video kameralarının sayısını arttırdıkça gerçeği yaklaşamazsınız. Zaten biz dünyayı parça parça algılarız. Kopuk kopuk algılarız. Aynı film kareleri gibi. Film sabit karelerden meydana gelmiştir. Bu kareler belli bir hızla gözümüzün önünden geçtiğinde biz sahneleri hareket ediyormuş zannederiz. Futbol maçını da bütünü ile algılayamayız. “Pozisyon” dediğimiz kesitler halinde algılarız. Yani aynı film karesi gibi sabit kesitler halinde algılarız. Bu kareler algılandıktan sonra hareketli olarak bilince sunulur. Her seyirci ayrı bir gözlemcidir ve her gözlemci başka bir görüntü görür çünkü hiç bir gözlemci maça aynı açıdan bakamaz. Maçın sonsuz görüntüleri arasında hakemin gördüğü özel görüntüler olarak kabul edilmelidir. Çünkü sadece hakemin oyunu durdurma yetkisi vardır. Hakemin gördüğü görüntüler dışında VAR kameralarının gördüğü görüntüler vardır. Bu görüntülere bakan video hakem vardır. Görülüyor ki hakem gerçek zamanda karar verirken video hakem geçmiş zamanda karar verir. Zaten VAR ile ilgili temel soru hakemin gördüğü görüntünün mü yoksa video hakemin ekranlarda bakıp görmeyi seçtiği görüntünün mü oyunun gerçek görüntüsü olduğu sorusudur. Bence hakemin gördüğü görüntüler oyunun esas görüntüleri olarak tanımlanmalı ve kararlar sadece ve sadece hakemin gördüğü görüntülere göre verilmelidir. Bu bir ilke olarak baştan kabul edilmeli ve kural kitabına girmelidir.

— Platon ideal iskemlesinin nerede veya hangi boyutta saklandığı hakkında kesin bilgi vermemiştir. Bu ideal prototip objeler herhalde düşünce aleminde varolmaya devam ederler. Maç da öyle. Gerçek maç sadece bilinmezlikler aleminde varolabilir ancak. Çünkü biz maçın tümünü değil sadece pozisyonlar dediğimiz kesitleri arşivleyebiliriz ancak. Bir kameranın gördüğü tabii ki gerçek maçın kendisi değildir, sadece bir görüş açısıdır. Maçı 1000 tane kamera ile kayıt edip bu kayıtları birbirine ekleseniz yine de o olmayan gerçek maç hakkında kesin bilginiz olamaz. Tam aksine görüş açıları arttıkça gerçek oyundan uzaklaşmış olursunuz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s