D-16 hattında anonslar -2-

Durağı hatırlayıp inmek yolcunun vazifesi mi yoksa otobüs şirketinin mi? Neden otobüs şirketleri durakları anons ederler? Yolcuların iyiliğini düşündükleri için değil. Eğer öyle olsaydı otobüsleri temiz ve bakımlı tutarlardı. Otobüsün içi berbat kokuyor. Koltuğa oturmaktan iğreniyorum. Havalandırma çalışmıyor.

Peki neden bu gereksiz anonsları yapıyorlar? Bir genelge veya kanun mu var? Ulaştırma bakanlığı “durakları anons edeceksiniz” diye bir kanun mu çıkartmış?

Otobüs şirketleri bu konuda çok da fanatikler. Anonsların iyi bir şey olduğunu iddia ediyorlar. Kamu yararına faydalı bir şey yaptıklarını söylüyorlar.

Ben otobüste kitap okumak istiyorum. Ve ineceğim durağı da biliyorum. Eğer okumaya dalıp durağımı kaçırırsam da kime ne? Yanlış durakta inersem inerim geri yürürüm.

Ben ineceğim durağı biliyorum ama konuşan otobüs bana inmeyeceğim onlarca durak anons ediyor ve beni rahatsız etmiş oluyor. Kitap okumamı engelliyor. Keyfimi kaçırıyor.

Bu otobüsleri kullanan yolcuların nerdeyse hepsi günde iki sefer bu otobüsü kullanıyorlar. İşlerine gidip geliyorlar. Bu devamlı yolculara aynı durakları hergün tekrar tekrar duymaya zorlayarak otobüs şirketleri hem onları ahmak yerine koyuyor hem taciz ediyor. Tacizin de ötesinde, işkence ediyor. Tekrarlanan mekanik sesler ile işkence CİA’nın uyguladığı bir işkence tipidir. İlgilenen internette baksın.

Otobüs berbat kokuyor. Klimalar çalışmıyor. Yerler pis. Koltuklar rahatsız… Ama anonsları otomatiğe bağlamışlar. Yapay bir kadın sesi durakları tekrarlayıp duruyor. Daha da ilginci bu anonsları yaptıranlar bu uygulamanın bir ilerleme ve modernlik olduğunu zannediyorlar. Konuşan otobüsler 1950’lerde belki yeni teknoloji imiş, ama şimdi gürültü kirliliğinden başka bir şey değil. 1970’lerde toplu taşıma araçlarında otomatik anonslar hakkında fıkralar vardı. Aradan 60 yıl geçmiş. Gereksiz anonslar devam ediyor. Durağa yaklaşırken bir anons. Durağa gelince bir anons. Bazı otobüslerde bir de otobüsün nerden nereye gittiğini de tekrarlayıp duruyorlar.

Neden yolcuları rahat bırakmazlar?

Şimdi yeni okuma salonları açılacakmış. İnsanlar oturup devletin beleş verdiği mısır şuruplu kekleri yerken kitaplarını okuyacaklarmış. Güzel bir girişim. Kek yemeye zorlanmazsak ve bu yerlerde durmadan bir anons yapılmazsa veya televizyon devamlı açık olmazsa… gider kitabımızı okuruz. Ama eminim ki, aynı mantalite bu yeni kıraathaneleri de hoparlörlerle döşeyip her beş dakikada bir kitap okumanın faydalarını belirten Kuran’dan ayetleri Arapça olarak okuyacaklardır. Kuran “İKRA” yani “OKU” diye başlamıyor mu?

Madem böyle okumayı destekleyen bir devletimiz var o zaman günümüzün büyük bölümünün geçtiği toplu taşıma araçlarında da kitap okumayı mümkün kılacak bir sessizlik ortamı yaratılmasını istemek çok mu olurdu?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s