VAR: Futbol distopyasının ilk alameti

VAR-Collina
Pierluigi Collina ilk canlı VAR test maçını VAR odasından seyrediyor.

VAR futbolun ruhuna aykırı bir uygulamadır. VAR’la oynanan oyun futbol değildir. Artık iki futbol vardır:

  1. Klasik futbol
  2. VARball

VARball = Amerikan futbolu

VAR futbola yapılmış bir operasyondur. VAR’ın amacı, futbolun en temel ilkesi olan “HAKEM GÖRDÜĞÜNÜ ÇALAR” ilkesini yıkmaktır. VAR hakeme görmediğini çaldırtma operasyonudur.

VAR operasyonunun futbol düşmanı Amerikanın işi olduğunu anlamak zor değil. VAR gibi gereksiz hassas ölçüm teknolojileri futbola sokularak, futbol Amerikan futboluna dönüştürülecektir. Amerika hedefine ulaşmak için futbolu içinden çürütmeyi seçmiştir. Amaç futbolun karakterini değiştirmektir. Futbol artık güzel futbol için oynanmayacak; hassas ölçümlerin ön planda olduğu, maçların milimetrik ölçümlerle kazanılıp kaybedildiği, ruhsuz bir gösteri olacaktır… Aynı Amerikan futbolu gibi.

VAR’ın açtığı yoldan bir sürü gereksiz teknoloji futbolun içine girecek, oyun tamamen yozlaşacak ve en iyi oynayan takım değil, teknolojiyi en iyi aldatan takım maçı kazanacaktır. VAR futbol distopyasının ilk aşamasıdır.

***

Önce VAR’ın ne olduğuna bakalım.

VAR NEDİR?

VAR’a göre maçın gerçek görüntüsü video kameralarının görüntüsüdür; hakemin gördüğü maçın gerçeğini yansıtmaz.

Hakemin gördüğü ile video görüntüsünün birbirine uymadığı pozisyonlarda, video görüntüsü gerçek kabul edilir ve hakemin sahada canlı olarak gördüğü pozisyon “hatalı” olarak tanımlanır.

Bu görüşün yanlış olduğunu ve futbolun gerçeğini yansıtmadığını göstermek istiyoruz. Futbolda tek gerçek hakemin gördüğü görüntü olmalıdır.

OYUNUN GÖRÜNTÜLERİ

Maç 90 dakika oynanır ve biter. Takımların isimleri ve maçın tarihi oyunu diğer maçlardan ayırır. 90 dakika sonunda oyundan geriye kalan pozisyonlardır. Yani biz insanlar maçı ancak pozisyonlara bölerek algılayabiliriz. Pozisyon da aslında maçın bir görüntü kesitidir. VAR’ı anlamanın en iyi yolu maçın görüntülerini incelemektir. Zaten VAR hakemin gördüğü ile video kameralarının gördüğünü karşılaştırmaktan ibarettir.

Oyunun görüntülerini iki sınıfa ayırabiliriz:

  1. Hakemin gördüğü
  2. Hakemin görmediği

Hakemin görmediği görüntüler arasında,

  1. futbolcuların
  2. seyircilerin
  3. video kameralarının

gördüğü görüntüler sayılabilir.

Futbolcuların ve seyircilerin gördükleri oyunu direk olarak etkilemediği ve VAR uyglamasında kullanılmadığı için video kameralarının gördüğüne bakalım.

VAR’dan önce video görüntülerinin oyuna etkisi yoktu. Futbol bir asırdan fazla bir zamandır hakemin gördüğü esas alınarak oynanmıştır. Bu sebepten, VAR’dan önce oynanan futbol ile VAR ile oynanan futbol aynı oyun değildir. Bu konuyu daha sonra inceleyeceğiz.

VAR ile birlikte, hakemin otoritesi hiçe sayılarak, video görüntülerinin oyunun gerçek görüntüleri olduğu kabul edildi ve video görüntüleri hakemin gördüğünü geçersiz kılmak için kullanılır oldu.

Video görüntülerinin mi yoksa hakemin gördüğünün mü oyunun “gerçek” görüntüsü olduğu bir tercihtir. Futbolun kural koyucuları video görüntülerinin hakemin gördüğünden daha gerçek olduğunu varsaymışlardır. Biz ise hakemin gördüğünün oyunun tek gerçek görüntüsü olarak tanımlanmasının futbolun ruhuna en uygun seçim olduğunu düşünüyoruz.

HAKEM GÖRDÜĞÜNÜ ÇALAR

“Hakem gördüğünü çalar” ilkesinden hakemin gördüğünün oyunun tek gerçek görüntüsü olarak tanımlanması gerektiği sonucunu çıkartabiliriz.

Hakem gördüğünü çaldığına göre, görmediğini çalamaz.

Oyunu durdurabilecek tek yetkili hakem olduğuna göre, ve hakem sadece gördüğünü çaldığına göre, hakemin gördüğü pozisyonlar oyunun tek gerçeği olmalıdır.

Futbolcuların gördüğü, seyircilerin gördüğü veya kameraların gördüğü oyunu etkileyemez, çünkü onlar hakemin gördüğü görüntüler değildir. Eğer hakemin görmedikleri hakemin kararlarını etkiliyorsa o zaman hakem gördüğünü çalmıyor demektir. Görmediğini çalan hakeme “eyyamcı hakem” denir. Görmediğini çalmak hakemlik ilkelerine aykırıdır ve futbolun ruhunu ihanet etmek demektir

Futbol kurallarının devreye girebilmesi için hakemin pozisyonu görmesi gerekir. Bu kural kitabında açık olarak yazılmamış bir kuraldır. Hakemin görmediği pozisyonlarda kural geçerli değildir. Seyircilerin veya video kameralarının görmesi önemli değildir; pozisyonun oyunu durdurabilmesi için hakemin görmesi ve düdük çalması gerekir.

Şöyle bir örnek verebiliriz: Ceza sahası içinde topun defans oyuncusunun eline çarptığını varsayalım. Pozisyon o kadar net ki, stattaki herkes topun ele çarptığını gördü. Ama o anda bir futbolcu görüş açısını kapattığı için hakem pozisyonu göremedi ve “devam” işareti yaptı.

Bu durumda hakem doğru karar vermiştir; hakem hatası yoktur. Hakem görmediğini çalamaz. Topun ele çarpması penaltı yapmaz. Penaltı şartlarının oluşabilmesi için, hakemin topun ele çarptığını görmesi, penaltı olduğuna karar vermesi ve düdük çalması gerekir. Hakem vermediyse penaltı yoktur. Onun için “hakem penaltıyı vermedi” lafı absürt bir laftır. Penaltı ancak hakem verirse vardır. Topun ele çarpması penaltı için yeterli şart değildir. Hakemin görmesi gerekir.

O zaman VAR ile ilgili temel sorun şu:

Hakeme görmediğini göstermeli miyiz? Göstermemeli miyiz?

Aslında yan hakemlerin yaptığı da budur. Kendilerine yakın bir pozisyonu faul olarak değerlendirirlerse bayrak kaldırıp hakemi uyarırlar. VAR’da hakemi uyarıyor ama arada önemli farklar var.

Notlar:

VAR ile yan  hakemin farkları.

— Futbolu zehirleyen VAR teknolojisinin satıcısı Hawk-Eye, SONY’in bir şirketiymiş

VAR ile ilgili diğer yazılarım

.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s