Fikri hür, vicdanı hür

Fikri hür, vicdanı hür, başlıklı yazısında, Fatih Altaylı şöyle demiş:

***

Netflix bir fikirden yola çıkan sanal bir iş ve birkaç yıl içinde eğlence endüstrisinin en büyüğü haline gelebiliyor.

Demek ki, fikirden daha değerli bir şey yok.

Yeni dünya, böyle bir dünya.

Türkiye’nin eğitim sistemini nasılsa yeniden organize edecek birileri.

Bu gerçeği bilip görmeden yapılacak her türlü eğitim organizasyonu, daha uygulanmadan çöp demektir ve bir ülkenin insan kaynağının da çöpe atılması demektir.

Biat eden değil, özgürce düşünen, fikir üreten ve ne kendi fikrinden ne de başkasının fikirlerinden korkmayan nesiller yetiştirecek bir eğitim sistemi gerçekleştiremezsek, daha uzun yıllar boyunca “dış güçler” denilen bir güçle asla kazanamayacağımız bir savaş yaparız.

Aynı Don Kişot gibi.

(Vurgular bana ait.)

***

Eğitim sistemi söz konusu olunca tabii ben de bir şeyler yazmadan edemedim. Benim bu konudaki düşüncelerim de şöyle:

Eğitim sistemini yeniden organize ederek, eğitim sistemi düzeltilemez. Eğitim sistemini düzeltmeye çalışmak, çöküş yolunda olan Osmanlı’nın kendi çalışmayan kurumlarını Avrupa modellerine göre reform, yani, yeniden yapılandırma, ile düzeltmeye çalışmasına benzer.

Osmanlı’nın çöküşü de eğitimle ilgilidir. Ama daha çok dil ile ilgilidir. Türkçe’ye uymayan Arap harfleri ile yazan Osmanlı, böylece yeni kavramlar geliştirerek çağa uyabilme yolunu kendine kapatmıştır.

Eğitim sistemi bir suç örgütüdür

“En değerli kaynağımız insan kaynağıdır,” der devlet her fırsatta. Sonra da gençleri bu eğitim sistemi denen suç örgütüne emanet eder. Eğitim adlı suç örgütü de gençlerin içindeki cevheri acımasızca öldürür. Gençlerin her türlü girişimcilik ve yaratıcılık arzusunu, onları test çözme robotlarına çevirerek körletir.

Yapılması gereken, eğitimi yeniden yapılandırmak değildir. Mafya’yı yeniden yapılandırmakla Mafya’dan kurtulunabilinir mi? Mafya’dan ve onun topluma verdiği zararlardan kurtulmak istiyorsanız, Mafya’yı yeniden yapılandıralım mı dersiniz? Yoksa Mafya’nın kökünü kurutalım mı dersiniz? Eğitim örgütlenmesi, Mafya’dan daha zararlı ve daha güçlü bir suç örgütüdür. Şu anda milyonlarca genç cevher eğitim sisteminde harcanmaktadır. Bu örgütün çocuklarımıza verdiği zararın önüne geçmek için, eğitim örgütünü yeniden yapılandırmak yetmez. Kökünden kazımak gerekir.

Eğitimin olduğu yerde öğrenme olmaz.

Öğretmenin olduğu yerde öğrenme yoktur.

Herkes kendi başına ve sadece kendi bulduğunu, ve öğrenmek istediğini, öğrenir. Öğretileni unuturuz. Hatırladığınız kaç tane test sorusu var?

Özgürce düşünmek tehlikelidir

“Biat eden değil, özgürce düşünen nesiller yetiştirmek” eğitimin amacı olmalıymış. İdealist bir öneri! Aslında, özgürce düşünmek, gerçekten tehlikeli bir şeydir ve özgürce düşünmeyi alışkanlık haline getirmiş bir insanın kısa zamanda özgürlüğü kısıtlanacaktır. Devlet tarafından. Din tarafından. Ve toplum tarafından. Hapishanelerimiz, özgür düşünmeye cesaret edenlerle doludur.

Fikirlerden korkan devletin kendisidir!

Kendi fikirlerinden ve başkalarının fikirlerinden korkmayan nesiller yetiştirilsin deniyor. Ama fikirlerden korkan, fikirleri üreten bireyler değil ki! Fikirlerden korkan devletin kendisi! Fikirlerden korkan din! Fikirlerden korkan iktidar!

Devlet neden şairlerle uğraşır?

Ne garip değil mi? Bütün gücü elinde bulunduran, güçlü iktidar; Amerika’ya, Avrupa’ya kafa tutabilen iktidar; elinde bir kaleminden başka hiç bir şeyi olmayan bir şairden korkuyor!! Siz hiç devlet deviren bir şaire rastladınız mı? Tarih boyunca?

Ülkenin rakipsiz muktediri olan devlet; kendisine hiç bir tehlike arz etmeyen, ve edemeyecek olan, şairlerden korkuyor. Edebiyat, güce karşı güçsüzdür. Devlet, kendisini hiç bir şekilde tehdit etmeyen, bir kağıt üzerine yazılmış, veya internette paylaşılmış, bir kaç kelimeden KORKUYOR!! Bir devleti ancak diğer devletler yıkabilir. Fakat devlet, “biat etmeyen, özgürce düşünen”, ve sorgulayan, vatandaşlarından ürküyor. Bu devlet o kadar korkak olmalı ki, şairleri!!!, dünyanın en zararsız insanlarını, dil sanatçılarını, yazdıkları kelimelerden dolayı hapse atıyor.

Nazım Hikmet! Türk dilinin yüce şairi!!! Devlet Nazım’ın kaleminden o kadar ürküyor ki, onu hapislerinde süründürüyor. Sanki “acı çeksin de daha iyi şiirler yazsın” der gibi? İronik. Devlet neden şairlerle uğraşır? Sonra neden pişman olur ve hapse attığı Nazım Hikmet’leri milli şair ilan eder?

Devlet, Sabahattin Ali’den korkup onu öldürtüyor! Sabahattin Ali memleketinin insanları hakkında hikayeler yazmış. Bunda ne suç olabilir??? Kitapları hala okunuyor. Onu öldürenler şimdi nerede? Neden öldürdünüz?

Attila İlhan! Menemen’de, genç Attila İlhan’ın ceketinin cebinde devlet bir kağıt parçası buluyor. Üstünde bir şiir. Sevgilisine vermek için yazmış. Devlet telaşa kapılıyor. Devlet panik oluyor. Sevgilisine bir kağıt parçasına bir aşk şiiri yazmış geleceğin büyük ustasını hapse atıyor!! Yoksa genç Attila İlhan devrim yapıp devleti devirecek! Yazdığı bir aşk şiiri ile. Devlet bu kadar korkak. Devlet bu kadar absürd. Bu ne korkaklık?

Eğitilmesi gereken devlettir. Devleti kendi okulana yazdıralım ve kendi vatandaşından korkmamasını öğretelim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s