Ezan; neyin sembolü??

Gazetelerden: İnce’nin ezan şovu yatsıya kadar sürdü.

Vatandaşlara seslenirken ezan okununca miting konuşmasına ara veren CHP adayı Muharrem İnce, canlı yayında okunan ezanı umursamadı. Mitinginde ezan hassasiyeti gösteren İnce’nin, yine kendisi konuşurken okunan yatsı ezanını dikkate almaması “Ezan şovu” eleştirilerine neden oldu. 10 Mayıs’taki mitinginde ezan okunurken susulması gerektiğini söyleyen İnce, önce akşam Antalya’da Halk TV’de katıldığı canlı yayında yatsı ezanı okununca ‘ezan okununca konuşulmaz diye bir şey yok’ diyerek ikiyüzlü bir tavır sergiledi. Programı sunan Uğur Dündar ezan sesini duyunca, “Ezan okunuyor, Allah kabul etsin” dedi. İnce ise; “Ezan okunurken konuşulmaz diye bir şey olmaz. Biz şarkı söylemiyoruz, eğlenmiyoruz. Ezan hem namaza çağrıdır, hem bağımsızlığımızın sembolüdür. Bağımsızlığımızın iki sembolü vardır: Bayrak ve ezan. Ezan, hem bağımsızlığımızın sembolüdür hem de bir iddiadır. ‘Biz bu toprakların sahibiyiz, Müslümanız, buradayız’ demektir. O yüzden konuşmakta hiç bir sakınca yok,” ifadelerini kullandı.

İlginç! Yıl 2018. Gazetelerimizde haber olan konuya bakın! Ezan okunurken konuşulur mu, konuşulmaz mı? İstiklal marşı okunurken hazırola geçilir mi, geçilmez mi, gibi. Asıl konu ezan değil; asıl konular “saygı” ve “kutsal”. Ezan kutsal mı? Kutsal ise saygı duyulması gerekir mi?

İslam dininin içimize işlemiş dayatmalarına göre, eğlence kötüdür, günahtır. Şarkı söylemek günahtır. Müslümansan devamlı ağlayacaksın, ağlatacaksın. Suratın asık olacak; ciddi olacaksın… Diğer dinler böyle değil; şarkı söyleyerek, eğlenerek tapınıyorlar. Neyse. İslam dinini biz değiştirecek değiliz.

Gelelim ezanın kutsal olup olmadığına. Devlete göre ezan kutsaldır. Saygı duyulması gerekir. Hatta devlet, “ezanın sesi yüksek, her sabah beni uyandırıyor” diyen birini suçlu olarak kabul edip sorgulayabiliyor. Peki ezan kutsal bir şey mi? Değil. Ezan Kuran’da yok. Ezan dinin bir parçası değil. Hele hoparlörden ezan okumak hiç değil.

Ezan, namaza çağırmak için o zamanın Arap toplumunda gerekli görülmüş ve sonradan gelenek olmuş bir şey. O zamanın şartlarında gerekliymiş, çünkü o zaman herkesin kolunda bir saat yok. Cep telefonu hiç yok. Bugünkü gibi bir zaman kavramı yok. Gün 24 saat olarak eşit aralıklara bölünmüş değil. Güneşe, aya bakarak insanlar zamanı belirlemeye çalışıyorlar. Böyle bir toplumda namaz saatlerini belirlemek hiç de kolay değil. Onun için, “bağırarak insanları namaza çağıralım” demişler. Hatta sabah namazına çağırırken “namaz uykudan daha hayırlıdır” diye bir cümle eklemişler. Zamanla bu cümleler kalıplaşmış ve islamın sembollerinden biri olmuş. Cami gibi. Minare gibi.

Evet, ezan bir semboldür. Ama dinî bir sembol değil. Ezan devletin bir sembolüdür. Çünkü maalesef, anayasanın aksine, devletin bir dini vardır. Devletin dinsiz olması gerekirken İslam dinini resmi dini olarak seçmiştir. Böyle olunca, nasıl İstiklal Marşı’nı kutsal yapmış ve koruyorsa, ezanı da kutsal yapmış ve korumayı üstlenmiştir.

Tabii, devlet ezanın kutsal olmadığını, dinin bir parçası olmadığını, bir gelenek olduğunu, kabul etmez. Devletin tanımlama gücü olduğu için “ben ezanı kutsal olarak tanımladım, sen de bir vatandaş olarak ezana saygı göstereceksin” der ve diyor. Yoksa cezanı çekersin. Durum bu kadar basit.

Ama Muharrem İnce’nin ezanın kutsallığı için verdiği gerekçeler de ilginç. “Bağımsızlığımızın iki sembolü vardır: Bayrak ve ezan. Ezan, hem bağımsızlığımızın sembolüdür hem de bir iddiadır. ‘Biz bu toprakların sahibiyiz, Müslümanız, buradayız’ demektir”, demiş.

Ezan bağımsızlığımızın sembolü imiş. Bu nasıl oluyor? Bayrakla beraber; ezan, yani namaza çağrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık sembolü imiş!! Diyecek bir şey bulamıyorum. Bu genelde kabul gören bir şey mi? Ne zamandan beri böyle?

Ayrıca, devletin ezanı kutsallaştırıp her sabah; devletin menfaati için çalışan yorgun işçileri, memurları, talebeleri, sabahın köründe, saat 4’te, 5’te, yatak odalarına girerek ve yabancı bir dilde bağırarak, uyandırması, devletin kendi zararına olan bir şeydir. Devlet bu hareketiyle, zaten yorgun olan insanlarını daha da geriyor, daha da yoruyor, uykularını bölüyor, uykularını almalarına izin vermiyor ve insanların randımanı düşüyor. Devlet ezanı Türk ulusunun kutsal bir sembolü yaparak ve bunu halka dayatarak, kendi ayağına kurşun sıkmış oluyor.

Biz, Türk ulusu olarak, o kadar güçlüymüşüz ki; bu ezana rağmen, bu günlük ezan tacizine rağmen, bu kadar ilerleyebilmişiz! Bir de uykumuzu alabilseymişiz!! Bizi kimse tutamazmış!!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s