İlahî, kutsal ve saygı

İlahî: İlahla ilgili, anlamına gelir.

Kutsal: İlahla ilgili olduğu varsayılan bir şeyin -ilahla ilgili olduğu için- sabit tutulduğunu ve yüceltildiğini ve bir sahibi olduğunu (her markanın bir sahibi olduğu gibi) ve bu sebeplerden saygı duyulması gerektiğini belirten bir kelimedir.

O zaman, şu hep “kutsal” ile beraber kullanıldığını farkettiğimiz “saygı”nın tanımı nedir?

Saygı: Saygı duyulması gereken ve kutsal olduğu söylenen şeyin sahibinin koyduğu kurallara uyarak hareket etmeyi kabul etmektir.

Örnek: Camiye saygı duy ve camiye ayakkabılarınla girme. Kadınsan camiye saçlarını örtmeden girme. Daha önemlisi “Neden bunları yapmalıyım?” diye sorgulama.

Senden saygı duyman istendiğinde; yapman gereken, o kutsalın sahibinin koyduğu kurallara göre hareket etmektir.

Kutsalın sahibinin koyduğu kuralları sorgulamak saygı duymuyorsun anlamına gelir: Bu kuralların kökeni nedir? Bu kurallar ilahi emirler midir? Kimdir bu ilah? Bu ilah ile kutsalın sahibinin ilişkisi nedir? gibi sorular sormak saygısızlık olarak görülür ve kutsalın sahibinin tepkisini çekebilir ve ona karşı saygısızlık yapmakla suçlanabilirsin.

Böylece, ilahî, kutsal ve saygı kelimelerinin ilahlarla bir alakası olmadığını görmüş olduk. Bu kelimelerin sadece dünyevî güç ile ilgisi vardır.

[Yani, seküler kutsal (marka) ile ilahî kutsal (dinî sabitler) arasında hiç bir fark yoktur.]

Kutsalın sahibi kim ise güç ondadır ve onun gücüne saygı duyulmalıdır.

Saygı, hiç bir zaman ilaha duyulan saygı değildir; güce duyulan saygıdır. Çünkü saygı kurallara uymaktır; kuralları tanımlayan da güçtür. Bunu anlamak biraz zor olabilir ama öyledir.

Zaten, “kutsal” diye bir şeyin varolmasının amacı; güç sahibinin gücünü güçsüze dayatabilmesine yarayan bir araç olmasıdır. Güç sahibi, yani iktidar, kendi gücüne saygıyı; kutsal olarak tanımladığı şeyleri, varsayılan ilahî bir güçten yansıtarak, sağlar. Direk olarak “bana saygı duyun” demez.

Yani, güç sahibi-

  1. Bir kutsal tanımlar;
  2. Kutsalı kendi markası olarak parlatır ve korur;
  3. Saygının kurallarını tanımlar;
  4. Bu kurallara uyanları kutsalına saygı duymuş kabul eder;
  5. Saygı kurallarına uymayanları cezalandırır;
  6. Böylece, saygıyı kutsaldan yansıtarak kendisine saygı duyulmasını sağlar.

Firavunlardan beri, binlerce yıldır, gücü elinde tutanlar, bu şekilde kendilerini din ile ilişkilendirerek tanrılaştırmışlar ve halk üzerindeki güçlerini ve haklarını meşrulaştırmışlardır. Bu işler binlerce yıldır gücü elinde tutan hiyerarşiler tarafından geliştirilmiş ve şeffaflaştırılmıştır. Halk bu oyunu göremez.

Birey fani, hiyerarşi ölümsüzdür.

Kısacası, din; yazının icadından beri, iktidarın vazgeçilmez dostu olmuştur. Güç ve din beraber olup halkı sömüregelmişlerdir. Değişen bir şey yok.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s