Celal Şengör ve Isaac Newton

Fatih Altaylı ile Teke Tek programında İsaac Newton’a karşı belirttiği kayıtsız şartsız hayranlık ifadelerini duyduktan sonra Prof. Celal Şengör’e yazdığım bir mektupdur.

* * *

Sayın Celal Şengör,

Bu konular hakkında yazmamaya yeminliydim ama 4 Şubat 2018 gecesi Teke Tek programınızdaki sunumunuzu baştan sona izledikten sonra size yazmaya karar verdim.

Size yazma amacım nedir? Emin değilim. Sizin bu konulardaki fikrinizi değiştirmek değil. Sizle bilgi alışverişi de olamaz çünkü siz bir akademik olarak akademik olmayan birisi ile fikir alışverişine girmezsiniz. Bu şahsınıza bir eleştiri değildir, bir meslek geleneği olarak akademikler akademik olmayanlarla sadece öğrenci-öğretmen ilişkisine girerler. Bu bütün akademikler için geçerlidir. Gerçi bilim tarihi sizin akademik uzmanlık alanınız olmadığı için bu konuda siz de amatör sayılırsınız.

Ama her şeyden önce hem şahsınıza hem de sayın Altaylı’ya böyle güzel programlar hazırladığınız için çok teşekkür ederim.

Daha programın başında Dante’den başlayıp Newton’a kadar gideceğinizi duyunca doğrusu sizin Newton hakkındaki hatalarınızı yakalamak için sonuna kadar seyrettiğimi söyleyebilirim.

Tahmin ettiğim gibi de oldu. Newton’a gelince baktım yüzyıllardan beri okullarda okutulan Newton mitini ve propagandasını harfiyen tekrarlıyorsunuz. Newton’un görüntüsü ekrana gelince bu şahsın ismini öyle bir saygı ve heyecanla söylediniz ki… İngiliz propagandasının bilim peygamberi olarak markalaştırdığı Newton ve Newton dinine baştan sona bütün kalbinizle inandığınızı anladım.

Newton’un meşhur kitabına övgüler düzdünüz. Gelmiş geçmiş en önemli bilimsel kitap olarak tanıttınız:

İşte bu meşhur kitabı. Doğa felsefesinin matematik ilkeleri. Newtonun kitabı. Bu hakikaten insanlığın yarattığı büyük eserlerden biri muhteşem bir kitap.

Peki siz bu değerlendirmeyi yapmadan önce Newton’un İlkeler’ini acaba okudunuz mu? “İnsanlığın yarattığı büyük eserlerden biri” olduğuna nasıl karar verdiniz? Mesela neden Galileo’nun İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog’undan daha değerli bir kitap? Bence değil. Neden Aristo’nun yazılarından daha büyük bir eser? Bence değil. Newton’un İlkeler’ini baştan sona okuduktan sonra mı böyle bir değerlendirme yaptınız? Yoksa Newton mitini sorgulamadan kabul mu ettiniz?

Belki de bu kitabın fizik biliminin kutsal kitabı olduğunu varsayıp onu okumamış olsanız bile bir bilim dalının temel kitabı olduğu için onu sorgulamadan yüceltebileceğinizi düşündünüz.

Okudunuz mu derken, mutlaka Newton’un kanun diye sunduğu 3 varsayımını okumuşsunuzdur. (Ama kullandığınız slayttan okuduğunuz metnin İlkeler’den alınmadığını fakat bir fizik kitabından alıntılandığını düşünüyorum. Yani bu konuda ana kaynaklardan alıntı yapmadığınızı düşünüyorum.) Belki bir çok insan gibi Newton’un zaman ve mekan gibi klasik skolastik felsefe konularını tartıştığı giriş yazısını da okumuşsunuzdur. Orada Newton’un bu kitabın nasıl okunması gerektiği hakkındaki tavsiyelerini de okumuş olabilirsiniz. Ve Newton’un kendi kitabı için düzdüğü övgüleri olduğu gibi kabul etmiş olabilirsiniz. Peki ya kitabın geri kalan kısımlarını okuyabildiniz mi? Hiç zannetmiyorum. Çünkü Newton’un yazdıklarını okuyup anlayabilmeniz için o dönemin matematiğini bilmeniz gerekir. Bu da ayrı bir uzmanlık alanıdır. O zaman siz –devamlı tekrarladığınız bilimsel ve analitik düşünme tarzı yerine– kulaktan dolma bilgilerle ve Newton propagandasını hiç sorgulamadan kabul etmişsiniz. Yani Newton propagandasını yaymaya devam ediyorsunuz.

Programınızın sonuna doğru tekrarladığınız ve benim de içten katıldığım bir kaç cümleyi burada tekrarlamak istiyorum:

… şimdi bütün bunların arkasında bilim var. Yani şimdi bütün bunlar nasıl oldu?

Newton nerden çıktı? Kepler nerden çıktı? Kopernik nereden çıktı?

Bu adamlar kendilerine öğretilenlere inanmıyorlar. Kontrol edelim diyorlar. Doğru mu değil mi? Bir kontrol ediyorlar bakıyorlar doğru değil. O zaman diyorlar yeni bir izah bulalım. Yeni izah buluyorlar. Onunla bir kitap yazıyorlar. Bir başkası çıkıyor o da onu okuyor. Ben bunu beğenmedim diyor çünkü diyor benim gözlemlerimle uyuşmuyor. Onun üzerine o kendisi yeni bir teori ortaya atıyor. Böylece bilim hızla gelişmeye başlıyor.

Bu adamlar kendilerine öğretilenlere inanmıyorlar. Kontrol edelim diyorlar. Doğru mu değil mi?

Ne kadar güzel söylemişsiniz.

Sürekli bir otoriteye inanmama var. Ben göreyim diyor. Bu Avrupayı Avrupa yapan insan medeniyetini geliştiren bilimi bilim yapan en önemli özelliktir.

Bu tip sorgulamanın önemini her zaman vurguluyorsunuz. Çok da haklısınız. Peki siz neden bu dediklerinizi yapmadınız? Neden size öğretilen Newton’u sorgulamadınız? Aslında sizin de paylaştığınız Pope’un o meşhur Newton şiirini ilk okuduğunuzda Newton’un bir propaganda ürünü olduğunu anlamanız ve Newton markasından şüphelenmeniz gerekmez miydi? Tanrı Newton’a ol demiş ve herşey aydınlanmış!!! Böyle bir propaganda metni bile sizi şüphelendirmedi mi? Bilim ile sahte bilim arasındaki farkı sizden iyi görebilen başkası var mı Türkiye’de? Yok. O zaman umarım siz de bana kızmazsınız, Newton’u sorguladığım için.

Ayrıca burada bir parantez açıp bu tip Avrupa hayranlığına karşı olduğumu belirtmek istiyorum:

Bu Avrupayı Avrupa yapan insan medeniyetini geliştiren bilimi bilim yapan en önemli özelliktir.

Galileo ve Kepler gibi insanlar Avrupa’nın düzenine karşı çıkarak ve toplumun yasaklarına rağmen kendi inandıklarını yapan insanlardır. Yoksa Avrupayı Avrupa yapan yobaz bir dincilik ve akademik okulculuktur. Avrupayı Avrupa yapan Galileo’ları engizisyona havale etmektir. Galieo ve Kepler Avrupa okulculuğuna karşı çıkan insanlardır. Yani Avrupalı oldukları için değil kendi bireysel başarıları için değerlendirilmelidirler. Egemen Avrupa değerlerine ve geleneklerine rağmen bilimsel buluşlar yapmışlardır. Avrupa’nın onlara eziyet edip bastırmaya çalışmasına rağmen… Onlar öldükten sonra Avrupa’nın onları bu sefer bilim tanrıları yapmaları da Avrupa’nın hala bilimsel anlayıştan ne kadar uzak olduğunu ve Avrupa’da kemikleşmiş bir okulculuğun hala hakim olduğunun göstergesidir.

Konu çok derin ve karmaşık olduğu için burada uzun uzun yazmayacağım; sadece bu konuda yazdığım kitabın linkini buraya ekliyorum: https://leanpub.com/densytics/read Linkteki kitap “Densytics” adlı kitaptır ve Newton’un yörünge hesaplarının detaylı bir analizini ihtiva eder.

***
Kepler’in kanunlarını anlatırken bir elips kullandınız. Ders kitaplarının birbirlerinden kopyalayarak devam ettirdikleri yanıltıcı bir grafikti o. Neden yanıltıcı? Siz mutlaka bilirsiniz ama seyircileriniz bilmeyebilir. Gezegenlerin elips olduğu söylenen yörüngeleri daireye o kadar yakındır ki bunu çizmeye kalksanız daireden gözle görülür bir farkı olmaz. Mesela Venus’ün eksantrikliği 0.0068’dir. Sizin elips herhalde 0,7 falandı. Ben de yıllarca gezegenlerin yörüngelerinin böyle abartılı bir elips olduğunu zannetmiştim. Acaba yörüngelerin daire olduğunu varsaysak ama dünya tam merkezde olmasa… gözlemleri elipse başvurmadan açıklayabilir miyiz? Hesaplamadım ama yörüngelerin elipsleri daireye o kadar yakın ki… bakmak lazım.

***

Bu hikayede asıl kahraman Kepler’dir. Kepler’in sonradan 3. Kanunu diye adlandırılmış olan ve yörüngenin yarıçapı ile dönemini bağlayan oran aslında yoğunluğun tanımlamasıdır. Dikkatli okursanız Newton’un İlkeler’indeki birinci tanımlama da yoğunluğun tanımlamasıdır. Hiç düşündünüz mü Newton neden İlkeler’ini başlattığı 1. tanımlamayı kitabın geri kalanında hiç kullanmamıştır?

Newton’un önemi okült bir güç kavramını bulması değildir –doğada öyle bir güç yoktur– fakat Kepler’in 3. Kanunun yoğunluğun tarifi olduğunu anlayan ilk (ve tek) insan olmasıdır. Newton’un en büyük suçu da simya ve dinle uğraşmış olması değil fakat bu yaptığı büyük buluşunu –yani evrenin bir yoğunluk devamlılığı olduğu buluşunu– insanlıktan gizlemiş olmasıdır. Belki bir gün bilim tarihi bu gerçekler ışığında yeniden yazılacaktır.

***

Bir şey daha söylemek istiyorum. Bir gezegeni yörüngesinde tutan bir merkezkaç gücün olduğunu göstermek için Fatih beyle el ele tutuşup döndünüz. Peki ne ispat etmiş oldunuz? Yörüngeyi mi? Hayır. Doğal olan dairesel harekettir (Galileo’nun dediği gibi). Dairesel hareket için bir güç gerekmez. Bu sebepten Kepler’in 3. Kuralı yörüngeleri tanımlar. Yani “rotation” ve “revolution” arasındaki farktan bahsediyorum. Siz bir ipin ucuna bağlanmış bir ağırlığın dönüşünü açıkladınız (rotation). Uzaydaki yörüngeleri (revolution) açıklamadınız. İkisini açıklayan formüller başkadır.

***
Ben bu işe aynı sizin dediğiniz gibi sorgulayarak başladım. Newton’un tanımladığı güç nasıl oluyor da hiç zaman geçmeden iki kütle arasında etki ediyor diye sorguladım. Newton sistemini güç diye adlandırdığı doğa üstü bir kavram üstüne kurmuştu. Mesafeleri zaman geçmeden kateden bir güç sizce doğa üstü değil midir? “Ama Newton mekaniği çalışıyor gezegenlerin pozisyonlarını doğru olarak veriyor o zaman bu güç vardır” diyen Newton propagandasına mı inanacağız? Yoksa “Newton gücü doğa üstüdür öyleyse bu işte bir iş var” mı diyeceğiz? Ben bu işte bir iş var dedim ve Newton’un Kepler’in kuralını çaldığını ve one “güç” adını verdiğini buldum. Newton bir bilim kahramanı değil gelmiş geçmiş en büyük bilim düşmanı ve bir sahtekardır. Sizin gibi birini bile kandırabildiğine göre Newton dininin ne kadar tehlikeli olduğunu anlayabiliriz. Newton ileri sürdüğü bu maddeci doktrinlerin kendisine hristiyan tanrısı tarafından vahiy edildiğini söylemiştir. Newton Optics kitabında tanrıdan aldığı vahyi şöyle anlatır:

Tanrı başlangıçta maddeyi katı cisim olarak yaratmıştır. Yani tanrı maddeyi kütleli, katı, delinemez, hareket edebilen parçacıklar olarak oluşturmuştur.

Yani tanrı Newtoncu bir doğa yaratmış! Newton’un dediğine göre! Yüzyıllardır okula giden herkes Newton’un bu maddeci doktrinini gerçek ve bilimsel doğa tanımlaması olarak öğrenmektedir. Newton ve Newtonculuğa inanan biri olarak siz de bilerek veya bilmeyerek bu dinin bir üyesi olmuş oluyorsunuz. Yani düşen bir taşın dünya tarafından Newton gücü ile çekildiğine inanıyorsunuz. Böyle bir şey olmadığı halde. Gözlemlerinize karşı olduğu halde. Din budur işte. Siz daha iyi bilirsiniz, her din din olduğu meydana çıkmadan önce kendini bilim (sofia) olarak tanıtır. Uzattım kusura bakmayın.

Değerli programınız ve verdiğiniz bilgiler için size ve Fatih beye tekrar teşekkür ederim. Bu bilgileri sizinle paylaşmak istedim. Şahsınıza karşı bir eleştiri olarak almayın lütfen.

Newton’u sorguladığınız bir program yapmanız umuduyla…

Saygılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s