Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler -Nisa/34

Halime Kökçe’nin Star gazetesinde 14 Mart 2018’de Yorum farkları ve din istismarı başlıklı yazısını okuduktan sonra yazdığım bir yazıdır. Kendisine hitaben yazılmıştır.

Konu İslam’ın kadına verdiği değer. Kuran’da kadına verilen değer ülkemizde medeni kanunun kadına verdiği değerin çok çok aşağısında. Bundan rahatsız olan dinci çevreler Kuran’ı güncelliyoruz gibi gözükmeden Kuran’ı nasıl güncelleriz çabası içindeler. Ben de diyorum ki eğer niyetiniz kadın haklarını geliştirmekse medeni kanuna bakın Kuran’a değil.

Yazıdan şu iki alıntı ile başlayalım:

…Peygamber Efendimizin hayattayken kadınların mescitte ve hayatın içinde ayrıma tabi tutulmamasına rağmen İslam tarihinin ilerleyen dönemlerinde kadınlar Peygamberin sünnetine aykırı şekilde ikincilleştirilmiştir.

Güncellenme kavramı etrafında başlayan tartışma inşallah bir hayra vesile olur.

Bu güncelleme konusunu ben de merak ettim. Fakat kadın hakları açısından islamın güncellenmesinin hiç bir anlamı yoktur. Türkiye’de kadın hakları medeni kanun tarafından verilmiştir ve korunmaktadır. Türkiye’de şeriat olmadığına göre kadın hakları konusunda Kuran ne demiş sünnet ne demiş uygulamada bunların geçerliliği yoktur. Türkiye’de kadın hakları Kuran’dan bağımsızdır. İyiki de öyledir. Kuran’ın kadın tanımlaması günümüze hiç uymamaktadır. Neden? Çünkü Kuran kadını erkeği birim alarak tanımlamıştır. Medeni kanun ve anayasa ise kadın ile erkeği eşit görür. Bu da tam doğru değildir. Doğru ilke şöyle olmalıdır: Kadın ve erkek ikisinden biri birim alınarak tanımlanamaz. Kadın erkek ilişkisini bu cümle ile ifade edersek kadının ve erkeğin farklılıklarını da ifade etmiş oluruz.

Kuran’da kadınlarla ilgili 80 ayet olduğunu söylemişler: Bu ayetleri okuyunca Kuran’ın erkek ağzı ile erkekler için yazılmış olduğunu anlıyoruz. Yani dediğiniz gibi kadınlar daha sonra ikincilleştirilmemişler. İslam kadını erkeğe ikincil olarak tanımlamıştır. Dediğimiz gibi Kuran kadını erkeği birim alarak tanımlamıştır. Kadınlara eşitlik veren medeni kanundur. İslam hükümleri değil.

Örnek olarak:

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. 2/223

Kuran’ın hitap ettiği “Siz” kim burada? Erkekler. Kuran erkeklere konuşuyor kadınlara değil. O zamanın Arap erkekleri için tarla çok değerli bir mal olabilir ama siz bir kadın olarak bir erkeğin tapulu tarlası olarak tanımlanmaktan memnun musunuz? Yoksa bir erkeğin tarlası veya malı olmayı aşağılayıcı mı bulursunuz? Bu mecazi bir laftır diyerek Kuran’ın anlamından kaçamazsınız. Tabii ki mecazi bir laftır –kadın tarla değildir– aşağılayıcı olan sözün anlamıdır. Bu laf kadınları erkeğin malı olarak göstererek aşağılamaktadır.

Fakat biz bugün Kuran’ın kadını tarla benzetmesi ile aşağıladığını söylersek anakronistik bir yorum yapmış oluruz. Kuran o zamanın anlayışına göre kadınları aşağılamamaktadır. Kuran’ın kadınları aşağılamak gibi bir amacı da yoktur. Kadınların erkeğin malı olduğu o zamanın gerçeğidir. Ancak bugünkü kadınların durumuna bakarsak Kuran’ın tarla benzetmesi aşağılayıcı olarak görülebilir. Bugün kadınlar erkeklerin kölesi veya malı değildirler ve medeni kanunun gözünde erkeklerle eşittirler.

Rabbim, onu kız doğurdum; erkek kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. 3/36

Yani Kuran’a göre kız erkeğe göre daha değersizdir. Toplumumuzda belli çevrelerde bu anlayış hala devam etmektedir. Beş kız çocuğu olduğu halde hala erkek arayan erkekler yok mudur? Hem de çok vardır. Onları nasıl eleştirebiliriz ki? Onlar müslüman erkekler olarak Kuran’ın değerlerini benimsemişlerdir.

Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz cariye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir. 4/3

Kuran’ın kadınlara verdiği değer bu ayette açık ve net bir şekilde belirtilmiş. Kuran kadınlara değer veriyor ama bu bir efendinin kölesine göstermesi gereken adaletten ibarettir. Yoksa kadınların erkeklerle eşitliği söz konusu değildir. Erkekler kadınların efendisi olarak onlara karşı adaletli olmalı ve onları korumalıdır. Bunun bugün bizim anladığımız anlamda kadın erkek eşitliği ile alakası yok. Bu adaletli olma çerçevesinde Kuran erkeklere dört tarlaya yeterli dikkati gösterip “ekemiyecekseniz” o zaman dört tarla sahibi olmak yerine elinizin altındaki tarla ile yetinin diyor. Tarlalarınız “iyice temizlendikleri zaman ise Allah’ın emrettiği yerden onlara varabilirsiniz” diyor. (2/222) Kuran erkekler için bir cinsel ilişkiler kılavuzu şeklinde yazılmış sanki. O zamanın Araplarında cinsel konularda derin bir cahillik olmalı ki Kuran’da cinsel eğitime bu kadar detaylı yer ayrılmış. Bu kadar detaya girilmiş olması günümüzde biraz garip kaçmıyor mu sizce? Aynı tavrı abdest konusunda da görüyoruz. O zamanın Arapları için hijyen ciddi bir sorun olduğu için abdest ritüeli de bu kadar detaylı olarak açıklanmış ve zorunlu kılınmış. Başka hiç bir dinde böyle bir hijyen takıntısı veya ritüeli yoktur. O zamanın Araplarına göre çok daha temiz olduğumuz halde hala abdest ritüeline devam etmek zorundayız. Abdest konusu da güncellenme ajandasına alınmalı bence.

Evlenip de kadınlara miras bırakma gibi işlerle uğraşmak istemiyorsanız evlenmeyi boşverin ve elinizin altındaki cariyeler ile eğlenin diyor Kuran. Biliyorsunuz cariye hiç bir hakkı olmayan erkeğin kölesi kadın demektir. Kuran’ın kadın köleliğini onayladığını söylemiştik zaten. Bu şartlar altında günümüzde bir kadının kendi isteği ile müslümanlığı seçmesi çok absürt değil mi? Daha da absürdü kadınların müslümanlığı kadınsever bir din yapmaya çalışması.

Bunları ben uydurmuyorum Kuran’da yazıyor. Kuran’ın neden Türkçe’ye çevrilmesini istemedikleri –din tacirlerinin– açığa çıkmış oluyor. Türkçe’ye çevrilince işte bizim gibiler Kuran’ı okuyup cüppeli ulemanın ve din sahiplerinin ve dinin koruyuculuğunu üstlenenlerin yalanlarını ortaya çıkartabiliyor.

Peki ya miras konusu?

Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar (verin). 4/11

Buyrun bakalım. Kadın erkeğin yarısı kadar mirastan pay alıyor. Kuran’da kadının erkeğe ikincil olduğu bu kadar açık olarak söylenmişken nasıl oluyor da kadının sonradan ikincilleştirildiğini söyleyebiliyorsunuz?

(Zina eden kadınlarınızı) evlerde hapsedin. 4/15

Yine erkekler için kadınlara karşı yazılmış bir ayet. Kadınları evlerde hapsedin diyor. Neden? Kadın birden fazla erkekle cinsel ilişkiye girmiş olabileceği için. Ama erkek için dört kadın ile ilişkiye girmek serbest. Erkekleri kayıran ne güzel tanımlamalar bunlar! Erkek dört kadınla evlenecek ve bu sanki bir kadınla evlilikmiş gibi sayılacak ve zina sayılmayacak. Fakat kadın aynı hakkı kullanmaya kalkıp başka bir erkekle ilişkiye girerse bu ilişkiye zina denilecek ve kadın cezalandırılacak. Erkek için dört kadın serbest cariyeler de bonus. Sayılar net: Miras konusunda kadın erkeğin yarısı değerinde. Evlilikte kadın erkeğin dörtte biri değerinde. Cariyeleri de hesaba katarsak onlar da sıfır değerinde. Kuran’da kadın hakları bu kadar net işte, oranlarla sabit. Ve Kuran değiştirelemiyeceğine göre bu oranlar da değiştirilemez.

Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini diğerinden üstün yaratmıştır. 4/34

Bu ayette tartışılacak muğlak bir söz var mı? Hiç bir yorum hiç bir şerh hiç bir içtihat, “erkekler kadın üzerine idareci ve hakimdirler” cümlesini “erkek ve kadın eşittir” şekline çeviremez. Allah isteseydi “erkek ve kadın eşittir” diye vahyederdi. Beğenmediğiniz ayetleri devir değişti devran döndü mazereti ile değiştiremezsiniz. Kuran’a göre siz kadınlar erkeklerin idaresi altındasınız. Peki nasıl oluyor da değilsiniz? Medeni kanun sizin haklarınızı koruduğu için değilsiniz. Kuran sizin haklarınızı korumaz, Kuran erkeklerin haklarını korur. İslamın olmazsa olmazı erkek merkezli olmasıdır. Bunu neden anlamak istemiyorsunuz?

Kuran “erkekler kadın üzerine idareci ve hakimdirler” dediğine göre, müslümanlığı seçen her kadın erkeğin hakimiyetini kabul etmek zorundadır. Kabul etmezse o kadın müslüman değildir çünkü Kuran’ı bile bile inkar etmektedir. Ama kadınlar kendi cinslerine has karakterleri icabı bir kapının aynı anda hem kapalı hem de açık olabileceğine inanırlar. Onun için de bir kadın müslümanlığın şartlarını yerine getirmediği halde kendisini müslüman olarak görebilir. Yani her kadın islamın şartları arasında hoşuna giden şartları seçip kendini müslüman ilan edebilir. Bu aslında bütün Türkiye için geçerlidir. Ülkenin yüzde doksan dokuzu müslümandır dendiği halde beş vakit namaz kılan yok gibidir ama Cuma müslümanları çoktur. Geri kalanlar da Cuma müslümanı bile değildir. Onlar sadece kimlik müslümanıdırlar. Türkiye’nin yüzde doksanı islamın şartlarını yerine getirmeyen –getirse bile mesela diyet yapmak için oruç tutan– dinle alakası olmayan insanlardır. Ama sorulunca ellamdülliallah müslümanız derler. Bir de besmele müslümanları vardır. Bunlar için sanki islamın tek şartı vardır o da her eşikten geçerken ve her işe başlarken yanındakilerin duyacağı şekilde Bismillah demektir.

Kuran’daki bütün bu erkek yanlısı ve kadın düşmanı hükümleri cüppeli ulema laf kalabalığına getirip bilinen akademik okulcu yorumlarla ve yorumlara ekledikleri şerhlerle ve şerhlere ekledikleri şerhlerle kafa karıştırıp –ama sonunda sadece dini otoritelerine inanmamızı isteyerek– Kuran’ın –lafzi olarak değil de mana olarak– kadın erkek eşitliğini savunduğunu söyleyeceklerdir. Ama artık cüppeli –veya cüppesiz– ulemanın otoritesini sorgulamadan kabul etme dönemleri çoktan geçti. Kuran’ı kendimiz okuyoruz ve kendimiz anlıyoruz. Ayrıca unutmayalım ki müslümanlıkta bir ruhban sınıf yoktur. Kuran’ı ve rivayetleri ezberledi diye ulema sınıfı sivil halktan daha müslüman olamaz. Sarıklı cüppeli ulemanın Kuran’da kadın konusu hakkında ki yorumları yok değerindedir.

Bütün bunları neden yazdım? Sayın Cumhurbaşkanımız “bizim için esas olan Kuran’dır” dedi. Kadınlar konusunda Kuran’ı esas alırsak o zaman günümüzün Türk kadının Kuran’ın esaslarına uymadığını görürüz. Mesela kadın saçı Kuran’da mahrem olarak tanımlanmamıştır. Ama kadınlar bir türban modası yaratarak saçlarını kapatmayı seçmiş ve bunu Kuran’ın şartlarını yerine getirmek için yaptıklarını söylemişlerdir. Kadınların Kuran’da olmayan ve kadınlar için bir şart olmayan türbanı takarak Kuran’ın gereklerini yerine getirdiklerini sanmaları da tabii absürt. Ama ben dünyanın absürt olduğuna inandığım için bunu olağan karşılıyorum. Kadınlar bir saç örtme modası yaratarak yani göz boyayarak müslüman olduklarını iddia ediyorlar. (Türbanın bir Alman projesi olduğunu tabii biliyorsunuz!) Herkes istediği gibi giyinir ve saçını örter ama bunu islamın bir gereği olduğu için yapıyoruz derse bu bir aldatmaca olur. Tabii ki ben de biliyorum, türban dini değil kürtürel toplumsal bir semboldür. Türban takan kadınların dayanışmalarını ve bu dayanışmadan güç almalarını ve kariyer yapmalarını sağlar. Ama dinle bir ilgisi yoktur.

Bir de, ninenizi anlatırken sanki birçok nineyi anlatmışsınız. Diyeceğim o ki, bu değerli kadınların samimiyetinden imanından ve peygamber sevgisinden şüphe edilemez. Ama aslında ne yapmış oluyorlar? Kuran’ı putlaştırmış oluyorlar. Anlamadan okumak Kuran’ın yazıldığı basılı kitabı kutsamak baştan sona okumak ve ezberlemek gibi ritüeller hep –cahiliye dönemindeki gibi– puta tapınmaktır bence. Putun ille insan şeklinde oyulmuş bir taş parçası olması gerekmiyor ki. Sabit tutulup yüceltilen her şey –soyut veya somut– putlaştırılmış olur. Yani fikirler ve eylemler de putlaştırılır. Zaten ritüel putlaştırılmış alışkanlık değil midir?

Son olarak şunu da ekleyeyim. Sayın Cumhurbaşkanı dinin güncellenmesinden bahsedince yanlış anlaşıldığı söylendi hatta sonra kendisi bile dini güncellemek ne haddimize dedi, içtihatlardan bahsetti. Burada bir çifte standart var. Kuran kadını erkekten aşağı bir yaratık olarak tanımlar. Yukarda verdiğimiz örnekler bunu net olarak gösteriyor. Asıl güncellenmesi gereken Kuran’dır. Ama Kuran’ı güncelleyemeyeceğinize göre o zaman müslüman kadınlar Kuran’da yazılan şekilde yaşamalıdırlar. Bundan kaçış yoktur. Kadınların durumunun içtihatla düzeltilebileceğini söylemek hem kendini aldatmaktır hem de bizi. Ayrıca daha önce yazdığım gibi kadının durumu Kuran’la belirlenemez. Kadın hakları konusunu Kuran aracılığıyla tartışmak akademik bir tartışmadır. Kadınların durumunu tartışmak isteyen medeni kanunu okusun, Kuran’ı değil. Veya İran’a gitsin orada mollalarla tartışsın ve onlara içtihat uygulamaya kalksın. Aslında türbanlı her Türk kadınının hiç olmazsa bir kere İran’a gitmesini tavsiye ederim. Orada Kuran’da belirtilen kadın anlayışının erkekler tarafından kadınlara nasıl dayatıldığını gözlemlesinler. Kendi gözleri ile görsünler uçak Tahran’a inince nasıl İran’lı kadınların İran’dan çıkar çıkmaz çantalarına attıkları baş örtülerini çıkartıp saçlarını yarım yamalak örttüklerini… Burada ise medeni kanundan faydalanarak türban takma haklarını kullanan kadınlar medeni kanunu atıp yerine kendilerini çarşaflara sokacak erkek kanunu şeriatı getirmek istiyorlar. Erkek egemenliğinden kurtuluşu şeriatta arıyorlar. Olacak şey mi? Absürtün daniskası!

Saygılarımla.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s