Bağımlılıkların Kökeni

Facebook’ta beslenme gruplarının birinde Claire Louise adlı bir hanım “çukulata yemeden duramıyorum” diye yazmış. “Bütün gün sağlıklı besleniyorum fakat akşam olunca kendime engel olamıyorum ve çukulata tutkuma kendimi bırakıyorum. Çukulata isteğinin neden sadece akşamları geldiğini bilmiyorum. Bu dayanılmaz istek geldiğinde çukulata yememek için her şeyi denedim fakat başarılı olamadım.”

Yorumlarda “evde çukulata bulundurma” diyenler olmuş. Magnezyum takviyesinin çukulata isteğini geçirdiğini söyleyenler olmuş. “Sen çukulata değil şeker istiyorsun” diyenler var. Fakat acaba neden böyle bir istek oluşuyor ve bu istek neden kendini böyle karşı konulamaz bir şekilde gösteriyor kimse buna cevap aramamış.

Bu konuda biraz düşünmek istiyorum.

Önce yeni farkına vardığımız eski organımızı da içine alacak şekilde insanı tanımlamak istiyorum:

İnsan çeşitli yaşam biçimlerinin ortak yaşam anlaşmaları ile yaşadıkları bir organizmadır. Bu organizmanın kendinin farkında olma haline de Bilinç diyoruz.

İnsanın karar verme mekanizması tek bir merkezden yönetilmez. Çoğu insan kendine Bilinç’le özdeşleştirir ama kararları vermekte Bilinç bağımsız hareket edemez. Ergenlik döneminde kararlarımızı üreme organlarımız verebilir. Çukulata yeme isteğinin de Bilinç’ten değil bağırsaklardan geldiğini varsayıyorum. Yani bağırsaklarda yaşayan ve şekerle beslenen bir organizma –muhtemelen bir parazit– Bilinç’e “ÇUKULATA YE” mesajı yolluyor. Eğer kararları Bilinç veriyor olsaydı Bilinç “çukulatada şeker var ve şeker bana zararlı onun için çukulata yemiyorum” diye mantık yürütürdü ve çukulata yemezdi.

Ama böyle olmuyor. Bilinç bazen gerçekten parazitin servis ettiği mesajlara karşı çıkıyor ve “çukulata yemiyeceğim” diyor. Fakat bir saat sonra yine aynı mesaj geliyor: “ÇUKULATA YE.” Bilinç inat edip “çukulata yemiyeceğim” diye israr ederse içerdeki şeker canavarı bu sefer çeşitli hilelere ve tuzaklara başvuruyor. Mesela parazitten şöyle bir mesaj gelebilir: “Çukulata yemem diyorsun… tamam o zaman sütlü çukulata değil bitter çukulata ye. Sen de çok iyi biliyorsun ki bitter çukulata faydalıdır.” Gerçekten de bir yerde bitter çukulatanın antioksidan olduğunu okumuşum ve “iyi o zaman” diyorum ve bitter çukulata alıp yiyorum. Halbuki sütlü çukulata ile bitter çukulata arasında renkleri dışında hiç bir fark yok ikisi de yapay çukulata tatları ile tatlandırılmış şeker dolu şeyler. Şeker canavarı bu raundu kazanmış oluyor.

Bir dahaki sefer Bilinç aynı tuzağa düşmeyebilir. O zaman şeker canavarı başka tuzaklar hazırlıyor. Fakat Bilinç güçlü olup mantığını kullanarak hiç bir tuzağa düşmezse o zaman bağırsaklardaki parazit vücudun kontrolünü eline alıyor ve allem edip kallem edip Bilinç’e çukulata aldırtıyor ve yedirtiyor. Bu nasıl oluyor?

Benim tahminim şöyle.

Soğuk suyu açtık zannedip sıcak suyu açmışsak elimiz sıcak suya değer değmez elimizi geri çekeriz. Bu hareketi farkında olmadan yaparız. Elimizi çektiğimizin elimizi çektikten sonra farkına varırız. Bilinç refleksleri kontrol eden sinir sisteminin dışındadır. Bilinç’in reflekslere hükmü geçmez. Bu şeker canavarı parazitin bir şekilde refleks sinir sistemini kontrol etme yolu var. Bu nasıl oluyor bilmiyorum. Ama doğada bunun çok örnekleri var. Parazitler bu işin ustası. Konaklarının sinir sistemine girip ona istediği şeyleri yaptırabiliyorlar. Parazitlerin insanların da sinir sistemine girip insanın hareketlerini de belirleyebileceğinden şüphe edemeyiz.

Bilinç parazitin yönlendirmelerine karşı duramaz. Ancak Odisse gibi kendini aşan bir tedbir alabilirse belki başarılı olabilir. Odisse sirenleri duymamak için kendini geminin direğine bağlatmış. Bu sebepten yorumlarda “evde çukulata bulundurma” diyenler haklı olabilir. Ama parazit için evde çukulata olmaması sorun olmaz. Sizi herhangi bir sebepten dışarı çıkartıp çukulata aldırabilir. Parazitler nasıl bu kadar akıllı olabiliyorlar insan şaşırıyor.

Hedefim bu konuyu daha iyi anlamak. Önemli gözlem bence bağımlılıklarımızla mantık ileri sürerek baş edemiyor olmamız. Bu da Bilinç’in parazit tarafından saf dışı bırakıldığını gösteriyor. Bu konuyu anlayabilsek her türlü bağımlılığı aşabiliriz diye düşünüyorum. Siz bu tip bağımlılık sorunları ile nasıl baş ediyorsunuz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s