Ekşi lahananın faydaları

Atölyeyi açtığımdan beri iki aydır hemen hemen her öğün ekşi lahana ve yaptığım diğer fermente sebzelerden yiyordum. Son bir haftadır canım artık ekşi bir şey yemek istemiyor. Sindirim sistemimde de bir değişiklik olduğunu hissetmiyorum. Nasıl bir değişiklik olması gerekir onu da bilmiyorum. Ayrıca yan etki olarak ekşi lahananın gaz yaptığını gözlemledim.

Tamam ekşi lahana çok lezzetli bir şey ve diğer yemeklerin de tadını yüceltiyor ama bu kadar ekşi lahanadan sonra acaba benim bağırsak floram eskisine oranla daha çeşitlendi mi? Bağışıklık sistemim güçlendi mi? Hiç bir fikrim yok.

Bağırsak floranızı analiz edip size bağırsaklarınızda yaşayan bakterilerin listesini çıkartan şirketler var, uBiome https://ubiome.com bunlardan biri. Hatta 2 sene önce ben de bir set satın almıştım ama o zamandan beri bir örnek alıp yollamadım. Belki şimdi kullanma tarihi bile geçmiştir. Bağırsak florasını analiz ettirmiş olan veya ettirmek isteyen var mı acaba bu grupta?

Bilimsel olarak yapılırsa belki ekşi lahananın gerçekten faydalı olup olmadığını çözebiliriz. Önce bağırsakların varolan durumunu analiz ettiririz. Bir sene ekşi lahana yedikten sonra tekrar analiz yaptırırız. Böylece bir fark olup olmadığını anlarız. Böyle bir deney yapmak isteyene bir senelik ekşi lahana benden hediye olsun 🙂

Bu gibi konularda o kadar çok bilgi kirililiği var ki ben kesinlikle profesyoneller tarafından yapılmış araştırmalara güvenmiyorum. Mesela, kimisi ekşi lahanadaki iyi bakterilerin bağırsaklardan geçip gittiğini söylüyor. Bu benim aklıma yatıyor. Nasıl ki ormanın içine rastgele bırakılan bir hayvanın yaşama şansı az ise -kendi cinsinin olduğu bir bölge bulacak ve kendi cinsleri tarafından kabul edilecek- bağırsaklardan geçen bir bakterinen de tutunması çok zor olabilir.

Bağırsaklardaki durum da zaten bir cangıldan farksız anlaşılan. Kimisi de -özellikle probiyotik takviyeler satmak isteyenler- probiyotik takviyelerin bağırsak florasını zenginleştirdiğini ileri sürüyorlar. Doğru mu yanlış mı… kimbilir.

İnsan vücudu ile ilgili internette dolaşan başka bir yanlış bilgi de insan vücudunu meydana getiren hücrelerin sadece 10’da birinin insan hücreleri olduğu. Yani insan vücudu çoğunlukla bakteri denilen tek hücreli organizmalardan meydana gelmiş oluyor. Eğer bu doğruysa insan nedir kimdir yeniden tanımlamak gerekiyor. Fakat yeni bir araştırmaya göre bakteriler ve insan hücreleri onda bir oranında değil yarı yarıya imiş. Bakterilerin çoğunluğu bağırsaklarda yaşıyormuş insan hücrelerinin çoğunluğu ise kanda bulunuyormuş. Fakat biraz daha araştırınca aslında bu konuda net bir sonuç veren bir araştırma bulunmadığı anlaşılıyor. Görüldüğü gibi bu işin profesyonelleri yalan yanlış bilgileri tekrarlamaktan hiç sakınmıyorlar. Bir makalenin orijinalini okumak yerine başka bir makaleden kopya edip doğruymuş gibi alıntılıyorlar.

Oranı tam olarak bilinmese bile aslında önemli olan insan vücudunun ortak yaşam ilişkisi içinde yaşayan çeşitli tek hücreli organizmalardan meydana gelmiş olması. Bilinç dediğimiz şey de bu organizmanın kendinin farkında olması hali. Bakterilerin bağırsaklarda olması da bilinç olarak verdiğimiz kararların aslında bu bakteriler tarafından verildiğini ima ediyor.

İnsanın hala kendi vücudu hakkında bu kadar cahil olması da ilginç.

Demek ki bu konularda profesyonellere özellikle tıp doktorlarına hiç güvenemeyiz. Kendimizi tanımak için kendi deneylerimizi kendimiz yapmalıyız. Nasıl ki herkesin parmak izi ayrı ise her bireyin sindirim sistemi yani bağırsak florası kendine özeldir.

Bu konular profesyonellere bırakılamayacak kadar önemlidir. Onun için her birey amatörce kendi deneylerini yapmalıdır. Amatörler olarak hep birlikte yapabileceğimiz çok şeyler var aslında.

“Ama ben tıp doktoru değilim nasıl insan vücudu hakkında araştırma yapabilirim” demeyelim. Profesyoneller okulcudur. Onların işi basiti karmaşıklaştırmaktır. Çünkü onlar bildiklerini satarak para kazanırlar. Bilgiyi ne kadar karmaşıklaştırıp gizemli ve gizli hale getirirlerse o kadar pahalıya satarlar. Eğitim endüstrisi bu aldatmacayı devam ettirerek büyüyüp duruyor. Ve binlerce yıldır aslında insanları cahil bırakıyor. Öğretmenin olduğu yerde öğrenme yoktur. Sadece kendi başımıza öğrendiğimiz şeyleri hatırlarız. Bireyin kendini tanıması için tıp doktoru olmasına gerek yoktur.

Herkes kendi bağırsak florasını analiz ettirse ve bir veri tabanı oluşturulsa ve hastalıkları böylece daha iyi anlasak iyi olmaz mıydı? Şu anda bu tip projeleri devletler veya yabancı şirketler yaptığı için çoğu insan böyle bir projenin parçası olmak istemeyebilir. Ama diyabet, obezite, otizm, sara ve daha bir çok hastalığın bağırsak florasındaki eksikliklerden veya fazlalıklardan kaynaklandığı artık biliniyor. Bu veritabanı ne kadar büyük olursa benzerlikleri yakalamak o kadar kolay olur. Artık bu gibi şeyleri devletlerin yapması gerekmiyor. Gerekli teknoloji küçük kurumların hatta bireylerin bile ulaşabileceği kadar ucuzladı.

Bağırsak florasının anlamı ve önemi daha yeni yeni anlaşılıyor. Aslında Türkiye olarak biz de bu konuya katkıda bulunabiliriz.

Bütün bilimler hep amatörler tarafından başlatılır ve başlangıçta hep basittirler. https://zeynel1.wordpress.com/2009/08/29/fundamental-discoveries-are-always-simple/ Daha sonra araya profesyoneller girer ve o bilim dalını dışarıya kapatırlar. Bağırsak biliminde henüz biz amatörler ve siviller olarak deneyler yapabiliriz.

Bu konuyu araştırmak için bir grup kuralım derim ben. Ne dersiniz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s