Ev adamları nereye doğru gidiyor?

Sosyal medyada gördüğüm bir gönderiye benim yorumum. Gönderiyi olduğu gibi kopyalıyorum arkasından benim yorumum geliyor.

Kadınların erkekleri 15-20 yıl içinden evlere hapsedeceği tezi doğru mu diye yazdım.

* * *

neyyyyy yemekmi yapıyorsunnnn !!! çocuğun altını senmi değiştiriyorsun ahahahah!!! ohaaaa hem çalışıyorsun hemde evde temizlikmi yapıyorsun vayyyy!!!! sen pazarada gidersin kesin hahahahaha!!!çamaşırda yıkar serersin sen smile ifade simgesi bırak oğlum erkek dediğin ekmek getirir gerisine karışmaz ne yani birde evdemi çalışacaz çocukmu bakacaz !!! kılıbıklar yapar bunları smile ifade simgesi bilmem kaç defa duydum bu ve benzerlerini , evet arkadaşım yemek yaparım çokta güzel yaparım ,çünkü karnımı doyurmak için eşime muhtaç olmak istemem istediğim yemeği yapabilmeliyim canım istediğinde üstelik zevklidirde kafanı dağıtır , muhtaçlık duygusundan ayrıca nefret ederim , evet arkadaşım çocuğumun altını değiştiriyorum hemde büyük keyifle ,akşama kadar beni bekliyor çünkü kapıdan girdiğiimde bunu gözlerinde görebiliyorum ,çocuk benimde çocuğum ve annesine muhtaç olmadan bakabilmeliyim karnını doyurabimeli altını değiştirebilmeliyim , ve evet arkadaşım temizlikte yaparım ben çamaşırda yıkarım , doğada hiçbir hayvan yuvasını başka hayvana temizletmiyor ayrıca çokta güzel aktivite oluyor , ve ben pazarada giderim çünkü hem ucuz hemde en tazesini yedirmek isterim çocuguma eşime ve fırsatcı marketlere bir tl bile kaptırmak istemem pazarcı dayı evıne götürsün isterim üç kuruş paramı , ve evet bunlar kılıbıklıksa senin tabirinle kılıbığın dik alasıyım ben , ama biliyorumki bu kelimeyi bile kendi tembelliğin kendi saçma sistemin bozulmasın diye icad ettin ve bu yüzden saldırıyorsun senin gibi olmayanlara erkeksin ya smile ifade simgesi ama şunu bil istedim , suyunu bile kalkıp almaya muhtaçken erkek olunmuyor ,sıkıysa bunların hepsini yap ve ayakta dur ,sonra deki ben erkeğim ben babayım ….

* * *

Çok ilginç. Ben de ev adamlığını seçmiş erkekler açısından durum nasıl görülüyor diye merak ediyordum. Şimdi görmüş oldum. Bir kaç soru. Mesela, eşin kız arkadaşlarıyla kafa çekmeye giderken sen evde çocuklara bakıyorsan bunu da doğal karşılar mısın? Şu anda anladığım kadar çalışıyorsun ama eğer çalışmamayı tercih edersen aynı kadınların erkeklerin kölesi olduğu zamanlardaki gibi karının eline bakmıyacak mısın? Markete giderken karından para istemek ağır gelmiyecek mi? Yazındaki ana temalardan biri eşine muhtaç olmak istememen. Ama eğer tam olarak ev adamı olmayı seçersen o zaman eşine muhtaç olmayacak mısın?

Kendi duruşumu netleştirmek için bir açıklama yapayım. Ben ne seni ne de ev adamı olmayı seçmiş erkekleri ne de kocalarının ev adamı olmasından hoşlanan kadınları yargılıyorum. Beni ilgilendiren erkekle kadın arasındaki hep varolmuş olan güç mücadelesini anlamak. Benim tezim şu. Kadınlar 2 bin sene önce erkeklerin malı ve kölesi idiler ve evlerde hapis hayatı yaşıyorlardı. Fakat kadınlar doğa’da başka hiç bir yerde görülmemiş bir mücadele verip kazandılar ve artık erkeklerin kölesi değiller. Kadınların en önemli özelliklerinden biri hınç almak konusunda hiç acımasız olmalarıdır. Kadınların kendileri de bunu kabul edeceklerdir. Ben uzun zamandır kadınların erkekleri evlere hapsedinceye kadar mutlu olmayacaklarını yazıyordum. Şimdi evde olmaktan hoşlanan erkeklerin olduğunu duyunca da konu ilgimi çekti. Bu yazıyı da bu sebepten yazıyorum. Belki yeni bir şeyler öğrenirim diye. -Sen- dediğim zaman da illa sana hitap etmiyorum, ev işlerini paylaşmak konusunda seninle aynı duruşu olan erkekleri kasdediyorum. Yani şahsına ait bir şey yok burada.

Yazıya devam.

Ben olaya değişik bir açıdan bakıyorum. Şu anda senin olduğun durum bundan 15-20 sene sonra bütün erkeklerin geleceği yerdir. Kadınlar erkeklerin elinden bütün güçlerini alıp onları evlere hapsedeceklerdir. Kadınların tarih içinde erkeklerle olan mücadelesine bakarsak bunun başka türlü olamayacağını görürüz.

Erkeklerle kadınlar arasında süregelen bir güç savaşı var. İş bölümü bu güce göre belirleniyor. İş bölümünü güçlü olan belirler. Güç de öyle bir şey ki, aynı fizikte olduğu gibi, toplam güç hep aynı kalıyor. Eğer erkeğin gücü azalıyorsa kadının gücü aynı oranda artar. Ev adamı olmayı tercih eden bir adam kendisinin erkek doğduğu için toplumun ona geleneksel olarak verdiği kadına hükmetme gücünü eşine kendi eli ile teslim etmiş oluyor.

Tekrar etmek gerekirse burada ne seni ne de eşini yargılamak değil benim amacım. Senin samimi yazına karşı ben de kendi yorumumu yapıyorum. Belki benim dediklerim tamamen yanlış. Belki yanlış düşünüyorum ve keşke öyle olsa ve sen de yazdıklarımı düzeltsen.

Ben kadınla erkeğin beraber yaşamasını bir ortakyaşam (simbiyoz) andlaşması olarak görüyorum. İki taraf da birbirlerinin işlerini kolaylaştıracak şekilde yaşamalılar bence. Ama durum her zaman böyle gelişmiyor. Bir taraf güçlenince diğerini sömürmeye başlıyor.

Bundan iki bin sene önce kadınlar erkeklerin kölesi idiler. Anadolu’nun her yerinde varolan antik kentlerde yaşayan kadınlardan bahsediyorum. O zaman bir kadının hiç bir hakkı yoktu. Eve hapis edilmişti. Eve bir misafir geldiğinde misafirleri ağırlayan evin beyi idi. Kadın mutfakta çalışan bir köle idi, mutfağın bile sahibi değildi. Evin efendisi kayıtsız şartsız erkekti. Kısaca kadın adamın malı idi. Sıfır gücü vardı.

Kadınlar önce mutfağı ele geçirdiler. Sonra evi kontrolleri altına aldılar. Sonra da evden çıkıp fabrikalarda çalışmaya başladılar. Daha sonrada sekreter olarak ofislere girip yöneticiliğe yükseldiler. Bu kısaca anlattığım süreç yüzlerce sene sürdü. Her kuşak kadınlığın kurtuluşu için elinden geleni yaptı. Her kuşak erkeklerin egemenliğinden kurtulmak için, gelecekteki kadınların kurtuluşu için, kadınların bağımsızlığına katkıda bulundu. Günümüzde dünyanın büyük metropollerinde yaşayan kadınlar artık erkeklerin egemenliğinden çıkmışlardır ve erkeklerle eşittirler. Güç olarak erkeklerle eşittirler. Fakat kadınlar yukarı doğru çıkarken erkekler artık aşağıya doğru inmektedirler.

Kadınlar intikam almayı severler ve kendilerini binlerce senedir köle yapan erkeklerden intikamlarını alacaklardır. Erkekleri eve hapsedinceye kadar kadınların mücadelesi devam edecektir. Amaç bu. Erkeklerin elinden bütün gücü almak ve erkekleri eve hapsetmek. Yani günümüzün ev adamları sadece bir geçiş yaşıyorlar.

Peki erkekleri ev adamlığına hazırlayan kim? Erkeklerin kuşaklar boyu toplumun doğal hakkı kabul ettikleri kadınlar üzerindeki gücü bu kadar kolay kadınlara kendi elleri ile eşlerine teslim etmelerini sağlayan kim? Anneler!

Bu arada yanlış anlaşılmasın. Ben erkekler kadınlara hükmetsin demiyorum. Sadece bir gerçeği söylüyorum.

Bir kaç kuşak önce anneler erkek çocukların da eğitimini ellerine aldılar ve onları kadınlara saygılı, yani, kadınlara karşı zayıf erkekler olarak yetiştirmeye başladılar. Burada -saygılı- belki tam doğru kelime değil. Demek istediğim anneler kızlarını güçlü ve girişimci bireyler olarak yetiştirmeye özen gösterirken erkek çocuklarını da zayıf ve korkak bireyler olarak yetiştirmeye özen gösterdiler. Bunu günlük hayatta hala gözlemleyebiliyoruz. Sıradan bir anne erkek çocuğunun her hareketini ve her girişimini “yapma oğlum düşersin”, “yapma oğlum hasta olursun, yapma oğlum terlersin” vs. vs. diye engellerken, kızlarını ise tam aksine cesaretlendirirler. “Hadi kızım, cesur ol, yap, çık, konuş, güçlü ol” diye kızlarını cesaretlendirirler. Böylece karşımızda kızlara saygılı fakat zayıf erkeklerle o zayıf erkekleri sömürmek için yetiştirilmiş güçlü kızlar var. Kızlarla erkeklerin ilişkisini belirleyen artık bu yeni güç dengesidir.

Eskiden seks girişimi sadece erkeğin hakkı iken ve kadın eğer seks girişiminde bulunursa “yosmalık yapma” diye terslenirken bugün kızlar toplum içinde erkeklere seks girişimleri yapabilmekteler. Kızlar bu yeni kazanılmış haklarının farkındalar ve erkekleri toplum içinde bu şekilde aşağılamaktan da aşırı keyif alıyorlar. İzmir ve İstanbul’da yanlarındaki erkekleri bu şekilde aşağılayan kızları her gün görmek mümkün, sokaklarda, metroda, kafelerde vs.

Kadınlar zaten erkekleri ekonomik olarak hadım edip evlere hapsetmek istediklerini gizlemiyorlar ki. Bakın genç bir kadın dünyada varolan tek anaerkil topluluğu anlatan bir kitap hakkında yazarken ne demiş: -Evinizdeki er şahısların markete giderken sizden para isteyeceği günleri deneyimlemenizi dilerim.- Yani kocası eve hapsolup kendinden para isterken bu yazar acaip bir haz duyacak. Demek ki 2 bin senelik kölelik kinini iliklerinde hisseden bir dişi bu. Haksız mı? Bence değil. Binlerce sene köle kalmış insanların Mandela gibi affedici olmalarını bekleyemeyiz. Fakat sorgulanması gereken bir şey var. Kadınları köle yapan erkekler çoktan öldüler artık onlar yoklar. Kadınların kendi eşlerinden bu tarihi hıncı almaları bence kendileri için de uzun vadede zararlı olacaktır.

Durum böyle. Erkeklerin işi zor. Kadınlar artık o kadar güçlüler ki bu işin dönüşü yok gibi gözüküyor. Bir kaç kuşak sonra erkekler kendilerini eve hapsedilmiş bulacaklar. Ve kadınların kölesi olacaklar.

Peki erkeklerin güçsüzleşmesi anaerkil bir toplum yaratacak mı? Hiç zannetmiyorum. Çünkü kadınlar erkek egemenliğinden çıkıp tüzel varlıkların egemenliğine girdiler. Yani bedenlerini erkek egemenliğinden kurtarıp şirketlerin egemenliğine teslim ettiler. Bu arada annelik haklarından da vazgeçmiş oldular. Artık kadınlar çocuk doğuruyorlar ama annelik yapmıyorlar. Çocuklarını doğurup ya dadılara ya kocalarına ya da annelerine satıyorlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s