Sürü mü topluluk mu?

Karikatürün orijinali burada: http://karikatur.cenkonsoy.com/aykiri-koyun-surusu
Karikatürün orijinali burada: http://karikatur.cenkonsoy.com/aykiri-koyun-surusu

İnsanlar birbirleri ile yaşamayı severler ama sürü halinde yaşamayı sevmezler. Bir lideri körü körüne takip etmeyi sevmez insanlar.

Gerçek hayatta hem sürülere hem de topluluklara üye oluruz ve bunların içinde yaşarız. Bunlara olan üyeliğimizi genelde sorgulamayız. Doğduğumuz memleketin vatandaşı oluruz. Ailemizin bir parçası oluruz. Okula gideriz, sınıfın bir parçası oluruz. Fenerbahçeli oluruz. Galatasaraylı oluruz. Çevreci oluruz. Bunların hepsi ya sürüdür ya topluluktur. İnsan tek başına yaşayamaz. Grup içinde birey olmak ister.

Çoğu zaman içinde bulunduğumuz birliktelik sürü mü yoksa topluluk mu ona kendimiz karar veririz. O topluluktan ne kadar faydalandığımıza ve o topluluğun hiyerarşisindeki yerimize göre bir karar veririz. O topluluk hayatımızı istediğimiz yere doğru götürüyorsa ona çok güzel bir topluluk olarak bakarız. Eğer o topluluk bizi istemediğimiz bir yere doğru götürüyorsa o zaman onu bir sürü olarak tanımlayıp o topluluktan ayrılırız.

Her topluluk bir ortakyaşam antlaşmasıdır. Bu antlaşmada topluluğa bir şeyler vermeyi vaad ederiz topluluk da bize bir şeyler vermeyi vaad eder. Bu antlaşma işimize geldiği müddetçe toplulukta kalırız. Yoksa çeker gideriz. Bizde topluluğa karşı görevimizi yerine getirmezsek o zaman topluluk bizi atar. Ortakyaşam diğer topluluk üyeleri ile değil topluluğun kendisi iledir.

Üyesi olduğumuz topluluğu sürü veya topluluk olarak tanımlayabiliriz. Bir koyun sürüsü sürü kavramının klasik tanımlaması gibi görünse bile aslında koyunlar için ortakyaşamdır belki de. Kendi cinsleri ile birlikte yaşar gider onlar.

İnsan birey olduğunun farkına varınca problem başlıyor. Hayvanların insanlar gibi birey olduklarının farkına vardıklarını zannetmiyorum. Birey olduğunun farkında olmak insan tarihinde yeni olan bir şey. Geleneklerin hakim olduğu bir toplumda o toplumun üyesi kendine has bir birey olarak değil fakat fonksiyonel olarak tanımlanır. Mesela, kadınsanız, anne olarak tanımlanırsınız. Eş olarak tanımlanırsınız. Size geleneklerin dayattığı ve annenizden öğrendiğiniz işleri yaparsınız. Siz toplumdan ayrı bir birey değilsiniz. İsminiz vardır mutlaka, kendinize has karakter özellikleriniz vardır mutlaka ama toplumdan ayrı bir birey olarak düşünemezsiniz kendinizi. Böyle bir toplumda yaşayan insan kendine yabancılaşmamıştır çünkü kendinin birey olduğunun farkında değildir. Kendini yaşadığı toplumun dışında düşünemez.

Böyle geleneklerle yaşayan bir toplumda sanatçılar olabilir ama onlar eserlerini imzalamazlar. İnsanların markalaşması yasaktır. Yani isimlerini marka yapmış insanlar bulunmaz. Herkes görevini ve yerini bilir ve bu sistem içinde mutlu yaşar. Aile bu sistemin birimidir. Devlet tarafından konmuş kanunlar yoktur, olsa bile geleneklerden sonra gelir. Yazılı olmayan bu gelenekler kuşaktan kuşağa aktarılır. İnsanlar insanlığı ve insan olarak yaşamayı ve insan olarak görevlerini ebeveynlerinden ve diğer yakınlarından öğrenirler. İnsan olmayan dış kaynaklar bu insanları programlayamaz. Günümüzde şehirde yaşayan insanlar için bu böyle değildir. Onlar yaşama biçimlerini ve davranış şablonlarını televizyondan ve filmlerden alırlar. Yani kendilerini devletin ve küresel şirketlerin programlamasına izin verirler. Ne satın alacaklarını, nasıl seveceklerini, ne yiyeceklerini, çocuklarını nasıl eğiteceklerini bu insan olmayan varlıklardan öğrenirler. Bu tüzel varlıkların amaçı da insanlara insan gibi yaşamayı öğretmek değil sadece kendileri için iyi bir pazar olmayı öğretmektir. Tüzel varlıklar tarafından programlanan insan kendine yabancılaşır.

Peki insan neden birey olmak ister? Birey olmak bir içgüdü müdür? Neden ilk defa ergenlikle insanlar birey olduklarının farkına varırlar ve onu diğerlerine kanıtlamak isterler? Başkaldırmak “ben bireyim” demeye çalışmaktır. Birey olduğunun farkına varan insan şöyle der: “Ben bu içinde kendi rızam olmadan üyesi yapıldığım sürünün bir üyesi olmak istemiyorum. Siz buna topluluk diyorsunuz ben sürü olduğunu biliyorum. Başkaldırıyorum. Gidiyorum. Tutmayın beni!” Hepimiz bu süreçten geçmişizdir.

“Ben bireyim. Ben topluluk değilim. Ben sevgi ile yaşamak isteyen bir bireyim. Ben hukuki bir topluluk değilim. Ben topluluk değilim. Ben bireyim. İsyan. Başkaldırı.”

Veya, “ben sizin sürünüzden değilim ben başka bir sürüdenim. Sizinki kötü sürü benimki iyi sürü. Sizin partiniz sürü benim partim bağımsızlık ve sevgi topluluğu” falan gibi. Bunlar da ergenlik alametleri, yani uyanan cinsiyet organlarının bedeni yönetmeye başlaması.

Bir çok genç annesinin babasının dinini beğenmez. Bu gençler aniden akılcı olurlar ve kendi nufus kağıdında yazan dinin “bilimsel” olmadığını iddia ederler. Yaşlıların inandığı dinde bir sürü mantıksal delik bulurlar. O dinlere inananları aptallıkla suçlarlar. Kimi uzakdoğu dinlerine katılır. Kimi günümüzün dini olan fizik doktrinlerine inanmaya başlarlar. Bu dinlere kendi isteği ile katıldığı için de o dinlerin öğretilerini doğru bilgi olarak görürler. Kendi isteği ile katıldığı dini bir sürüye katılmak olarak görmezler.

Zor işler bunlar. Hiç bir şey göründüğü gibi değil. Fakat açık olan bir şey varsa o da şu. Beraber yaşayan bireylerden meydana gelmiş her topluluk zaman içinde mutlaka sürüye dönüşür. Bu doğanın bir kanunudur bence. Sebebi de gayet basit. Sürü içinde yaşayan üyelerin her konuda eşit olmaları imkansızdır. Hiç bir cinsin bireyleri fabrikadan çıkmış gibi her konuda eşit değildirler.

Koyun sürülerinde üstünlük birimi çok basittir. Cüssesi büyük olan, en büyük boynuzlara sahip olan, kendine en güvenli duruşu olan ve acı çekme kapasitesi yüksek olan kimse o doğal olarak sürü başı olur, o sürünün ağası olur ve diğerlerinin saygısını kazanır. Tabii doğanın döngüsü olduğu gibi sürülerin de döngüsü vardır. Ağa yaşlanır, duruşu zayıflar, rahat bir yaşam ister, genç ve enerjik biri gelir onun yerini alır.

İnsan toplumlarında işler bu kadar basit değildir. Sadece cüsse ile ağa olunmaz. Zeka, beceri, insan ilişkilerini iyi bilmek, diğer insanları kendi menfaati için kullanabilmek, fırsatçılık, yakalanmadan yalan söyleme kabiliyeti, emrivaki ile insanlardan istediğini alabilme sanatında usta olmak… hayvanlarda olduğu gibi duruş, ve en önemlisi hitabet sanatına vakıf olmak… insan sarrafı olmak ve karşındaki insanın duymasını istediği şeyleri söylemek… ve daha benim bilmediğim bir sürü şey. Yani o toplumda geçerli olan güç birimi neyse ona bol miktarda sahip olan birey o topluluğun ağası olmaya mahkumdur. Mahkumdur diyorum çünkü istese de istemese de zaten o ağa olarak seçilecektir.

O topluluğun güç birimi nedir? Doğa içinde bir topluluk kurup “yeni bir dünya mümkün” denemesi yapan bir topluluksa, ağa o topluluğu kuran olacaktır. Ne kadar ağa olmadığını söylese de bu böyledir.

Entel topluluklarda en entel olan ağa olacaktır. Spor topluluğu ise o sporu en iyi yapan ön plana çıkacaktır. vs. vs. Bu çok açık.

Kesin olan bir şey varsa o da şu: insanların beraber yaşadığı bir toplulukta mutlaka bir ağa çıkacaktır. Ağanın olmadığı yani takip edilen ve takip edenlerin olmadığı bir grup varsa bana söyleyin gidip araştırayım. Eğer topluluğun bütün üyelerinin bir ağa için çalışmadığı ve uzun vadede var olan bir topluluk biliyorsanız söyleyin gidip araştırayım. Evet, kısa vadede, balayı döneminde, topluluk mutlaka eşitlik esası ile yola çıkacaktır. “Her kararımızı beraber alırız” diyeceklerdir. “Hiyerarşi yoktur” diyeceklerdir. Fakat iş bölümüne gelince mutlaka bir ağa çıkacaktır. Ağa kendini gizleyebilir. Uzun müddet de eşitlik söylemleri arkasına gizlenebilir ama sonunda bireyler mutlaka “ya, biz bu ağa için çalışıyormuşuz da haberimiz yokmuş” diyeceklerdir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s