Vicdani redciler ne istiyor?

Facebook'tan kopyaladım. Kim çekmiş bu fotoğrafı bilmiyorum. Ama aşağıda açıklıyorum neden insanların askerlik borcu olduğunu.
Facebook’tan kopyaladım. Kim çekmiş bu fotoğrafı bilmiyorum. Ama aşağıda açıklıyorum neden insanların askerlik borcu olduğunu.

Vicdani red derneği askerlik yapmış olanların pişmanlıklarını ilan etmelerini istiyor:

Çünkü silah altına alınmayı kabul etmek suretiyle barışa ve vicdanımıza ihanet ettik.

Bu çok yanlış bir duruş ve çok yanlış bir söylem. Her şeyden önce her askerlik yapanın barışa ihanet ettiği doğru değil. Ayrıca her askerlik yapanın vicdanına ihanet ettiği de doğru değil.

Eğer birisi kendi aklını (vicdanla bu işin alakası yok) dinleyerek askere gitmeyi red ediyorsa o kendi bileceği iş. Ama eğer propanga işine girip askerlik yapanları küçümsüyorsa ve kendini yaptığı işten dolayı yüceltiyorsa, bence bu çok yanlış bir iş. Burada da yapılan budur.

Eğer askere gitmek bir sorumluluksa bir çok insan bu sorumluluğu alıyorlar ve askerliklerini yapıyorlar. Şunu unutmamak gerekiyor. Hangi şartlar altında olursak olalım, her zaman duruşumuzu seçmekte özgürüz. Duruşumuzu seçme özgürlüğümüzü kimse elimizden alamaz. Devlet de alamaz. Devlet bizi askere alabilir ama asker yapamaz. Devlet bizi hapse tıkabilir ama özgürlüğümüzü alamaz. Eğer askerlik yapmak istemiyorsan askerdeyken de özgür duruşunu sergileyebilirsin. Eğitim de alırsın, silah da atarsın, emirlere de uyarsın ama içindeki özgür duruşun hiç bir zaman değişmez.

İnsanlar bu dünyaya yaşamaya geliyorlar. Dünyayı değiştirmeye gelmiyorlar. İnsanlar aile kurup sistemin içinde mutlu olmak istiyorlar. Eğer birileri çıkıp da onları bu seçimlerinden dolayı aşağılamayı seçiyorsa çok yanlış bir iş yapıyordur. Sen kendi seçimini yap ve düzeni değiştirmeye çalış. İsyan et. Dünyaya barış getirmeye çalış. O senin seçimin. Ama askerliği aradan çıkartıp hayatlarına başlamak isteyen insanları da aşağılamaya onların “barışı” engellediğine “vicdanlarına ihanet” ettiklerini söylemeye hakkın yok.

Kendi seçimlerinin tek doğru duruş olduğunu ve diğerlerinin zayıf yaratıklar olduğu için o duruşu gerçekleştiremediğini söyleyenler şunu bilmeliler: Hepimiz aynı insan plantasyonunda efendimize borçlu olarak doğduk ve hayatımız boyunca efendimiz için çalışarak bu borcumuzu ödememiz gerekiyor. Askerlik de bu borçlardan biri. Eğer annen seni doğduğun zaman efendinin köle veritabanına kayıt ettirdiyse işte o zaman annen efendinle bu antlaşmayı yapmış oldu. Sen, yani biz, yani hepimiz, efendimizin koruması altına girerek ona hizmet etmeyi kabul etmiş oluyoruz. “Ben böyle bir şey kabul etmedim” diyebilirsin. Zaten vicdanı redçilerin söylediği de o anlama geliyor. “Biz annemizin yaptığı bu antlaşmayı tanımıyoruz bizim askere gitmek gibi bir görevimiz yok” diyorsunuz. Efendiniz de diyor ki, “işte senin kölelik numaran, işte antlaşma burada, biz sana numara vermişiz, koruycaz demişiz, sende kabul etmişsin. O zaman gel askerliğini yap. Yapmazsan yaptırız. Yaptıramazsak hayatın boyunca süründürürüz.” Unutmayalım ki, devlet bir tüzel kişidir. Onun anladığı tek şey hukuktur. Ortada bir antlaşma var ve birisi o antlaşmaya uymam diyor. Devletin gördüğü bu. Devletin vakti bol, askere gitmeyi red edenle uğraşır da uğraşır ve sonunda vicdani redçi de bu işin esnafı olur ve hayatını bu işe harcar.

Fakat demek istediğim şu. Askerlik kölelik antlaşmamızda yapmakla yükümlü olduğumuz sadece bir görev. Eğer bu topraklarda yaşıyorsan, senin de karşı çıkmayı seçmeyip de uyduğun bir çok şey var. Devletin parasını kullanıyorsun mesela. Devletin topraklarında yaşıyorsun. Gidip dağbaşında bir yerde çadır kuruyoruz. Efendimiz gelip de “çık burdan” deyince şaşırıyoruz. Direniyoruz. Toprak onun. Toprağını altın madeni için yabancı bir şirkete kiralıyor, biz gidip gösteri yapıyoruz. “Yapamazsın” diyoruz. Neden yapamasın? Toprak onun. Daha biz bunu öğrenememişiz. Sen onun malısın. “Hayır ben kimsenin malı değilim” diyebilirsin. Bu da hiç bir şeyi değiştirmez. İsa’nın dediği gibi efendinin parasını kullandığın müddetçe onun kulusun. Onun için haksızlık olarak gördüğün bir şeye karşı çıktığın zaman, yani efendine karşı çıktığın zaman, diğer insanları küçümseme, “siz askerlik yaptınız pişman olun” deme, “askerlik yapmışsınız zavallı ve zayıf insanlarsınız” demeye getirme. Onları da yanına al ki, birlik olalım ve hep beraber insanları binlerce yıldır sömüren tüzel organizmalara karşı beraberce bir şeyler yapabilelim.

“Sen” derken kimse üstüne alınmasın. Burada herkes aynı durumda. Sadece birinin askerlik yapmamayı tercih ettiği için askerlik yapanları küçümsemesi ve onların efendinin hizmetçisi olduğu fakat kendisinin efendinin hizmetçisi olmadığını ima etmesi bence doğru bir duruş değil.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s