Anne kültü

Annenin vazifesi çocuğuna karşılıksız sevgi göstermek mi yoksa onu hayata hazırlamak mı? Zamane tüketici anne çocuğunu koşulsuz sevgi ile şımartıp toplumun içine hazırlıksız atmayı bir görev bilir. Koşulsuz sevgiye bağımlı olarak yetişmiş şımarık çocuk okul çağına gelip de evden ayrılınca hanyayı konyayı görür ve artık ağlayıp tepinerek her istediğini alamayacağını anlar. Annesi dışında kimse ona koşulsuz sevgi göstermiyecektir. Madem hayatında koşulsuz sevgi olmayacak neden annesi çocuğa hayatı bu kadar yanlış göstererek onu aldatır?

Anneler: Koşulsuz sevginizi petinize saklayın. Çocuğunuzu hayata hazırlayın.

* * *

Anne kartal uçmaya korkan yavrusunu yuvadan boşluğa itermiş uçmayı öğrensin diye. Sonra da yavrusuna vahşi doğada yaşamını sürdürebilmesi için bilmesi gereken herşeyi öğretirmiş. Ancak ondan sonra yavruyu yalnız bırakırmış. Karşılıksız sevgi budur. Annelik budur.

* * *

Bizim annemiz ne yapıyor? Bizi yuvadan atana kadar hayatımız boyunca hiç bir işimize yaramayacak koşulsuz sevgi ile bizi kendine bağlıyor. Böylece hayatımız boyunca anne kültü ile yaşamak zorunda kalıyoruz. Okul yaşımız gelince anne zaten bizden sıkılmış oluyor “ne halin varsa gör” deyip bizi acımasız bir toplumun içine hazırlıksız atıyor. Biz okulda diğer şımarık çocuklarla boğuşurken o evde dizi seyrediyor. Anne çocuğunu çakalların arasına attığını biliyor ama bizi uyarma zahmetine katlanmıyor. Küçüklüğümüzden beri her girişimimizi “anneciğim dur yapma” diye engelleyen kadın dünyayı bize korkulması gereken tehlikeli bir yer olarak tanımlamıştı, ama hayatımızda karşılaşacağımız gerçek tehlikelere gelince bize hiç bir bilgi vermedi, bizi uyarmadı. Attı toplumun içine. Kendin öğren dedi.

Hangi anne çocuğuna “oğlum ben seni dünyaya getirdikten sonra seni insanların efendisinin kölelik veritabanına kayıt ettirdim. Böylece efendimizle bir andlaşma yapmış olduk. Sana şimdiden söylüyorum ki bilesin. Sen de hepimiz gibi efendimizin topraklarında doğduğun için ona borçlusun. Hayatın boyunca çalışıp bu borcunu ödemek mecburiyetindesin. Seni efendimize sattığım için senden özür dilerim ama başka çarem yoktu.” Varmı çocuğuna bu gerçeği söyleyen anne? Hayatı boyunca borclarını ödemeye mahkum olmuş bir köleler topluluğundan koşulsuz sevgi beklemesinin beyhude olduğunu ve bu köleler toplumunda yaşamını sürdürebilmesi için kendisinin de istese de istemese de bir çakala dönüşeceğini çocuğuna söyleyen bir anne var mıdır?

Annelerimizin hayvan dostlarımızdan öğrenecek çok şeyleri var. Anneliği dizilerden öğrenmek yerine doğa belgesi seyredin, annelik nasıl yapılır öğrenin.

* * *

Annesinden ayrılınca yüzleşmesi gereken acı gerçekleri çocuğuna söylemek yerine onu sıvışık sevgi gösterilerine boğmak kolaya kaçmak olmuyor mu? Eğer çocuğunuzu gerçekten seviyorsanız ona sevgi göstermeyin. Çocuğunuzun karakterini Amerikan filmlerinden direk tercüme “seni çok seviyorum”lar ile yumuşatmak yerine ona toplumsal gerçekleri öğretip toplum hayatına güçlü girmesini sağlasanız daha iyi olmaz mı?

Nedir bu sevgi dediğiniz şey? Eskiden sevgi bugünkü tüketim toplumundaki gibi alıp verilen bir meta değilmiş. Bu yılışık sevgi gösterme davranışı son elli yılda Amerikan pazarlama makinesinin toplumu yozlaştırmak, Amerikanın yüceliğine, Amerikan yiyeceklerine, Amerikan kültürüne ve Amerikan mallarına hayranlık yaratmak için uydurulmuş bir şeydir. Fatih İstanbul’u aldığında 21 yaşındaydı. Zamane çocukları 21 yaşında hala üniversite denen yozlaştırma fabrikalarında sevgi, ilgi ve aşkı yanlış yerlerde arayan mutsuz bireyler halinde dolaşırlar. Annelerinden gördükleri karşılıksız sevgiyi insan ilişkilerinin altın standardı sanıp karşı cinsten de aynı tip sevgi görmeyi isterler. Böyle bir şeyi bulamayınca da karamsarlığa düşüp arabeske bağlarlar işi.

Anneler: çocuklarınıza paketlenmiş sevgi vermek yerine sevginizi onları hayata hazırlayarak gösterin. Hayatı anlatın onlara: Para nedir? Paranın sahibi kimdir? Okul tatillerinde bir işe girsinler çalışsınlar. Evdeki koşulsuz sevginin sahteliğini erken yaşta görsünler. Bırakın yaşasınlar. Burunları sürtsün.

Bırakın çocuğunuz parasız yaşamak neymiş görsün. Kredi kartlarına karşı aşılansın. Bırakın borçlanıp ödeyemesin. Bankalar peşine düşsün ki hayatı boyunca bir daha kartlardan ve borçlardan uzak dursun. Sizin o saçma uyarılarınız kulaklarında çınlayıp durmasın hayatı boyunca: Annecim yapma düşersin, anneciğim hasta olursun, anneciğim güneş var şapka giy, anneciğim rüzgar var hırka giy, anneciğim terliyken soğuk su içme boğazın ağrır… bunları yapıp da zarar gören bir anneciğim henüz görülmemiştir. Ey çocuğuna anneciğim diye hitap eden anne! Bunlar hepsi senin hastalıklı ve sapkın karşılıksız sevgi gösterilerindir. İkide bir bu abes uyarıları yapacağına bari bir tek kere “anneciğim yaşama ölürsün” de olsun bitsin. Kapat anneciğini bir odaya bol bol karşılıksız sevgi at üstüne. Anneciğini de böylece Türkiye’deki her çocuk gibi anne kültüne bağlamış olursun.

Anneler: Çocuğunuzu kendinize bağlamaya çalışmayın. Onu doğurup ona baktınız diye size hiç bir borcu yoktur. Onu doğurdunuz diye o size ait bir şey değildir. Sizin göreviniz çocuğunuza hayatı öğretmektir. Görevinizi yaptıktan sonra da salın gitsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s