İlyas Bey Camii – yok edilen bir kuş cenneti

Bundan on sene kadar önce yolum Milet antik kentine düşmüştü. Yakınlardaki Akköy’den Milet’e yürüdüm. Antik kente yaklaşınca uzaktan bir kubbe gözüktü, kubbenin üzerinde bir leylek yuvası vardı. Camii’nin her tarafı dökülüyordu, içindeki duvarlarda grafiti vardı. Dış duvarlarından envai çeşit bitkiler fışkırıyordu.

ilyasbey-eski-hali

Doğa yavaş yavaş insanların yaptığı bu yapıyı ele geçiriyordu. Bir duvarın üstüne oturdum. Gözlerimi kapattım. İçime huzur doldu. Kuşlar bitkilerden önce camiyi mekanları yapmışlardı. Her tarafta isimlerini bilmediğim kuşların yuvaları vardı. Hepsi bir o yana bir bu yana uçup duruyorlardı. Burası bir kuş cennetiydi. Eşi benzeri olmayan bir kuş cenneti. Bazı kuşlar pencerelerden ve kapıdan içeri giriyorlardı. Kubbenin içinde de kuş yuvaları vardı. Kubbenin dışı da bitkilerle kaplıydı ve leylek yuvasında leylekler vardı.

ilyasbey-eski-hali-leylek2

Bahçenin her tarafını otlar kaplamıştı.

ilyasbey-eski-hali3

Camii her halde daha önce bir restorasyon geçirmişti çünkü bulabildiğim en eski fotoğrafı daha da güzel (kuşlar açısından yani)

ilyasbey-eski-hali-sb

Ve bu güzel ekolojik harika oluşum olduğu gibi korunacağına kariyerci akademiklerin pençesine düştü. Bu sözde ‘korumacılar’ kuşları kovdular, bitkileri imha ettiler ve bu doğal oluşumu sterilize edip turizm için paketlediler…

ilyasbey-yeni

Yazık değil mi? Doğanın yüzlerce senede zamanın derinliğinde ağır ağır nakış gibi işlediği bir oluşum şimdi bir taş yığını haline gelmiş. Bu akademikler gururla sanki büyük bir iş başarmış gibi utanmadan mekanın bütün doğal özelliklerini yok ediyorlar ve tam aksine ‘külliye’nin açık alanlarının sahip oldukları mekânsal kaliteleri ve doğal / pastoral değerlerini’ ortaya çıkardıklarını söylüyorlar.

Yazık, çok güzel bir yerdi. Bu ne biçim mantıktır. Neden kimsenin aklına buranın bir kuş cenneti olduğu gelmez. O eski oluşumu korumak yerine nasıl yok ederler? Neyi koruyacakları hakkında bu kadar şaşırmış insanlar az bulunur herhalde.

İzmir – Çeşme otobüsünde

çeşme-izmir

Bir gece yarısı, çıngıl çıngıl yıldızlar, denizler ve derviş edalı incir ağaçları içinden geçerek Çeşme’den İzmir’e gelmişimdir. Farların ışığında yol sancı tutmuş gibi kıvranıyordu…

Tabii, Attila İlhan’ın lafı. Dün İzmir’den Çeşme’ye gelirken bunu okumak güzel oldu ama yol sancı tutmuş gibi kıvranmıyordu, tam aksine otobüs su gibi akıp gidiyordu otobanda.

Bu da Attila İlhan’ın bahsettiği türden derviş edalı incir ağacı olmalı, kendisi Birgi’de Çakırağa konağı bahçesinde görülmüştür…

derviş-edalı-incir-ağacı